YKKED Köy Ensttülerinin 69. Kuruluş Etkinlikleri'nden İzleni
18/4/2009 · Kategori: Anı/Günce
KIR ÇİÇEKLERİ Kendi kendine açıp solan Bekliyorduk hepimiz: Özgür birey olduk, aydınlandık Yarım Kalan Eğitim Devrimi 1936-1946 yılları... Genç Cumhuriyet 10 yılını doldurmuş, büyük işler başarılmış.. Fakat köklü bir sosyal, kültürel ve ekonomik yeniden yapılanma henüz gerçekleştirilememiştir. Halk yoksul, devlet Osmanlı borçları içinde boğulmuş, ekonomik sorunlar diz boyu.. ,40.000 köyün 30.000 inde ilkokul yok, öğretmen yok. Savaş kapıda..Devlet müdahelesi artmış, karaborsa diz boyu... Atatürk köylüyü “milletin efendisi” olarak görmekte ve eğitim anlayışını şöyle dile getirmektedir: “Türkiye millî eğitiminin amacı, bilgiyi insan için gereksiz bir süs, bir baskı aracı ya da uygarlık zevkinden çok, hayatta başarıya ulaşmayı sağlayan işe yarar kullanılabilir bir araç durumuna getirmektir." İvedi bir çözüm aranmaktadır. Atatürk bir çözüm bulur..Başarılı çavuş ve onbaşılar kurs görecek, eğitmen olacak ve Türkiye’nin dört bir yanında köylüye rehberlik ederek eğitim hizmeti verecektir. 1937: eğitmen kursları açılmaya başlar. Binlerce eğitmen 3 sınıflı ilkokulunu köylüyle birlikte yaparak onların rehberliğine ve eğitimine koşar..1937-40 da deneme mahiyetinde 4 köy öğretmen okulu açılır. Sonuçlar olumludur... Hasan Ali Yücel Eğitim Bakanı, İsmail Hakkı Tonguç İlköğretim Genel Müdürü olur. Tonguç’a göre “Köy meselesi biçimsel bir köy kalkınması değil, bilinçli ve anlamlı bir şekilde köyün ve köylünün içten canlandırılmasıdır.” Tonguç ve ekibi için “köy sorunu” diye bir sorun yoktur; bir “aydınlar sorunu”, bir “meslek sorunu”, “eğitim sorunları” ve hepsinin üstünde bir “ülke sorunu” vardır. 17.04.1940: 3803 sayılı yasa çıkar. “Köy öğretmeni ve köye yarayan diğer meslek erbabı yetiştirmek üzere ziraat işlerine elverişli arazisi bulunan yerlerde” Köy Enstitüleri kurulmaya başlanır.. Mezun öğretmenler “Ziraat işlerinin fenni bir şekilde yapılması için bizzat meydana getirecekleri örnek tarla, bağ ve bahçe, atelye gibi tesislere rehberlik ve köylünün bunlardan istifade etmelerini temin edeceklerdir.” 1942: Ankara Hasanoğlan’da Yüksek Köy Enstitüsü kurulur. Üniversite düzeyinde eğitbilim planlaması ve araştırması, incelemeleri yapacak, Köy Enstitüleri ve bölge okullarına öğretmen yetiştiren bir kurumdur..Kurgulanan sistemin ilk aşaması tamamlanmıştır. Gezici başöğretmen, müfettiş, eğitmen, öğretmen, öğretim üyesi ve yöneticiler sürekli bilgi ve deneyim alışverişinde bulunacak, sistem dinamik ve kendini yenileyen bir nitelikte olacaktır.Trakya’dan Doğu Anadolu’ya bütün yurt 21 kesime ayrılmış ve hızla her birinde 21 Köy Enstitüsü açılmıştır. 1946: H. Ali Yücel ile kurucusu ve büyük eğitimci İsmail Hakkı Tonguç ve ekibi görevden alınır. Tüm Köy Enstitülüler için uzun ve zorlu yıllar başlar.. Toprak ağaları ve onların yurt içi ve dışındaki destekçileri bu büyük atılımın hayata geçmesine izin vermemiştir. Fakat bu kadar etkin ve iyi sonuçlar alınmış bir kurumu birdenbire kapatmayı göze alamazlar..Bu süreç aşamalı olarak 8 yıl sürer. 1947: Önce program değiştirilir. Öğrencinin yönetime katılması, iş eğitimi gibi temel ilkeler ve etkinlikler, mezunlara arazi ve teçhizat sağlama uygulaması kaldırılır. Aynı yıl beyin işlevi gören Yüksek Köy Enstitüsü kapatılır. Öğrenciler başka okullara nakledilir. Bazı öğrenciler solcu oldukları için askerliklerini “çavuş” olarak yaparlar. 1948: Eğitmen kurslarına son verilir.Kimlikleri değiştirilen ve adları hala Köy Enstitüsü olan kurumlar kız ve erkek öğrencilerin ayrılması ile son darbeyi alır. 1954: İlköğretmen okuluna dönüştürülerek tamamen kapatılır. Böylece, Unesco tarafından gelişmekte olan ülkelere önerilen eğitim tarihinin bu özgün uygulamasına son verilmiştir. Geriye Kalanlar!! 1945-46 öğretim yılına kadar: 17 321 öğretmen, 8756 eğitmen, 1599 sağlık memuru, milyonlarca yetişmiş öğrenci, onlarca yazar, bilim insanı, sanatçı; 710 bina,15 000 dönüm işlenmiş toprak, 750 000 dikilmiş fidan, 1200 dönüm bağ.. “Kuruluşunun 69. Yıldönümünde KÖY ENSTİTÜLERİ ve ÜMİT KAFTANCIOĞLU’nu Anma” GEBZE Düzenleyen Kurumlar: BİLKAR (Bilimsel ve Kültürel Araştırmalar Yayıncılık ve Üretim Kooperatifi) ile KAVEG (Köy Enstitülerini Araştırma ve Eğitimi Geliştirme Derneği) KÖY ENSTİTÜLERİ SERGİSİ Tarih: 17 Nisan 2009 Saat: 19.00 Yer: BİLKAR Toplantı Salonu Hacı Halil Mah. İsmetpaşa Cad. Garanti Bankası Karşısı Beşiroğlu Altınhan Kat: 1, Gebze Kocaeli PANEL Tarih: 19 Nisan 2009-04-11 Saat: 13.00-17.00 Yer: Özel Gebze Eğitim Kurumları Adres: Osman Yıldız Mah. 624/4 Sok. No: 3 Toplantı Salonu, Gebze Kocaeli KÖY ENSTİTÜLERİ ÜSTÜNE TONGUÇ BABA Otlar böcekler gibiydik bozkırda Acılarda gökyüzü kadardık Birden geçerdi zamanın karanlığı Yorgun öküzler kara sabanlarla Unutulmuş unutulmuş unutulmuş köylerdik Sonra sen geldin nisanlar geldi Durdu o içimize akıttığımız kan Yenilendi gücümüz bembeyaz Köyler babası halk babası Bize çalışmaya başladı tarlalar Komadı karanlığın ağaları Ülke uyansın ülke çiçeğe dursun Komadı aydınlıktan korkanlar Terledin dayattın bizim için Hep Cilavuzlar Kepirler Hasanoğlanlar Adın bir destan şafağı işte Umudu sevinci büyütüyor okullar Halk babası köyler babası Ha desen horona kalkar milyonlar Sen Anadolu’sun halksın köylersin Mehmet Başaran (Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü mezunu) ZİRAATMARŞI Güfte: Behçet Kemal ÇAĞLAR Beste: Ahmet Adnan SAYGUN Seslendirenler: ÖzhanUnakıtan:Bas , Gökhan Ateşalp: Tenor SinemYalçınkaya: Alto, Yılım Ceceloğlu: Soprano Piyanove kayıt: Barış Özesener Sürer eker biçeriz güvenip ötesine Milletin her kazancı milletin kesesine Toplandık baş çiftçinin Atatürk’ ün sesine Toprakla savaş için ziraat cephesine Biz ulusal varlığın temeliyiz köküyüz Biz yurdun öz sahibi efendisi köylüyüz İnsanı insan eden ilkin bu say bu toprak En yeni aletlerle en içten çalışarak Türk için yine yakın dünyaya örnek olmak Kafa dinç el nasırlı gönül rahat alın ak Biz ulusal varlığın temeliyiz köküyüz Biz yurdun öz sahibi efendisi köylüyüz Kuracağız öz yurtta dirliği, düzenliği Yıkıyor engelleri, ulus egemenliği Görsün köyler bolluğu, rahatlığı, şenliği Bizimdir o yenilmek bilmeyen Türk benliği OBİR KÖY ENSTİTÜSÜDÜR Çoktan yıkılıp gitti Atina Mermer yapıları, ünlü yargıçları toz Ama Sokrates Egemen kılıyor bin yıl sonra da Yöreye dostluğu, aklı Başlıyor Diyanisos şöleni ve imece Anitosları Meletosları günümüzün Bukez boşuna yırtınmanız O bir Köy Enstitüsüdür her yerde Bilge toprağı Anadolu’mun Erdirir başakları, üzümleri, sevinci “Hitit Güneşi’nde... Bakarsın Montaigne’dir kendini açıklar Nazım’dır söyler yiğit şiirini Rakı içer Tonguç’la akşamları Taş kırar, yol döşer sabahlara dek Işır karanlığın dibinde “Roma Mozaikleri” Merhaba Yunus, merhaba Hayyam Merhaba altın hasatlar Dilinde türküsü “Halk Ana”nın Bal peteğine döndürmüş günü Derken çağın karanlığını sarsan Taptaze bir Babeuf rüzgârı Merhaba yaşamak Merhaba evren Mehmet Başaran YADIRGADILAR BİZİ Urbalarımız bozdu Toprak renginde Yamasız temiz Öyle uydu sırtımıza Nedense yadırgadılar bizi Potinlerimiz beykozdu Beykozun içinde ilk kez Çorap gördü ayaklarımız Okşar gibi giydik ikisini de Nedense yadırgadılar bizi Yüzlerimiz güneş yanığı bronzdu Ellerimiz katı katı İş görmekten Başlarımız dik Kendine güvenmekten Nedense yadırgadılar bizi Bilgi kentin tekelinde yozdu
Susuz, ışıksız kimsesiz
Milyonlarca sahipsiz
Kır çiçekleriydik biz.
Güneşin doğmasını
Isıtıp sıkıca sarmasını
El değmemiş toprakların
Nisan yağmurlarıyla
Ürüne kalkmasını.
Sonra:
Sardı tüm benliğimizi
Mustafa Kemal’in yaktığı
Bağımsızlık ateşi
Kaldırdı bin yıllık perdeyi
Tonguç’un Enstitü güneşi.
Kırdık prangaları, yıktık tabuları
Kurtulduk tutsaklıktan.
Yıldız gibi saçıldık Anadolu’ya
Yürüdük üstüne üstüne karanlığın
Bu uyanıştan ödleri koptu
Kan içici yarasaların
Yusuf Ziya ÖZDEMİR
ŞİİRLER

