25 04 2015

“Yeni Türkiye” vaadi hakkında – Yaşar Ayaşlı

“Yeni Türkiye” vaadi hakkında – Yaşar Ayaşlı

“Yeni Almanya”, “Yeni İtalya” gibi iri sloganları hep faşist partilerin kullandıklarını biliyoruz. Yenilenme, “yeni bir çağ”  temalarıyla küçük burjuvalarda umut ve heyecan yaratılmak istenmiştir. Faşistler çoğu kez, kapitalizmdeki çöküş ve yozlaşmaya karşı “yeni faşist insan”ı yaratma vaadinde bulunmuşlardır. Kurulacak “yeni düzen”e ilham olması için Roma imparatorluğu ve aryan ırkı gibi mitlere yaslanılmış, gamalı haç gibi tarihsel semboller uyaran olarak kullanılmıştır. “Altın Çağ”a dönüş izlenimi yaratmak, daima kitleleri kandırma ve sürükleme yollarından biri olmuştur.

Davutoğlu, başbakan olduktan sonraki ilk konuşmasında bunları akla getirircesine “Devlet-i Aliye Osmani’nin İstanbul’u fethi, 1922 Türkiye’si ve 2002’de AKP’nin iktidara gelmesi arasında tarihsel paralellikler kurup durdu. Neo-Osmanlıcılık diskurlarıyla ünlü yeni Başbakan, imparatorluğun çöküşünden sonrasını, yani cumhuriyet dönemini restore edilmesi gereken bir kayıp dönem olarak göstermekten de geri durmadı. Paranteze alınıp tersinden restore edileceği söylenen tek partiye ve tek adama dayanan dönem, “eski Türkiye” oluyordu. Önümüzdeki dönemdeyse devlet başkanlığı, yeni anayasal düzen, rakip partilerin ve toplumsal muhalefetin diskalifiye edilmesi ve toplumun dinsel temeller üzerinde yeniden yapılandırılması yoluyla “eski Türkiye” tasfiye edilecekti.

Konu dünya olunca, “yeni Türkiye”, egemen sınıfların emperyalist sömürü sistemi içerisinde bugüne kadarkinden daha iyi bir yer kapma özlemini ifade eder. Davutoğlu’nun, 25 Nisan 2011’de Çanakkale’de,“Bizden koparılan dünya, bizimle tekrar bütünleşsin. Türkiye önümüzdeki 12 yıl içinde cihan devleti olacaktır” şeklindeki sözleri, Türkiye’nin Ortadoğu, hatta Balkanlar ve Karadeniz’de Osmanlı İmparatorluğu’nun oynadığı role soyunması anlamına geliyordu. Bu aslında sosyalistlerin “alt emperyalizm” diye tanımladıkları şeye denk düşüyor. Her tekelci kapitalistin gönlünde yatan da bu değil midir? Bölge ve İslam ülkelerini kendine bağlayıp Osmanlı’yı dirilterek küresel aktör olma hayali hiç de yeni değildir. “Milli Görüş” programının temelini bu oluşturuyordu.

***

AKP iktidarının kendi hedefleri doğrultusunda hayli mesafe kat ettiğine kuşku yoktur.  Mücadele edilmez ve önü kesilmezse, tek partili, tek adamlı İslami muhafazakâr diktatoryayı kurması imkânsız değildir. Fakat eski Osmanlı toprakları üzerinde nüfuzunu yeniden tesis etmiş “Yeni Türkiye” vaadi, tüm gerçekleşmemiş öteki vaatlerinden farksız boş bir hayaldir. Bu yolla emperyal istekler kitlelerin afyonu yapılmak isteniyor. 1071-2071,1453, 2023 metaforları hem “vizyon sahibi” görünmek, hem de muhaliflerin moralini bozmak için sıkça kullanılıyor. Güya Erdoğan-Davutoğlu ikilisi, hiç eksilmeyecek mütedeyyin güçlü halk desteğiyle yirminci yüzyıl parantezini kapatacak, “eski Türkiye” defterini dürecek ve  “kıyamete kadar yaşayacak yeni Türkiye’yi kuracaklardır.

***

“Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz”, sözünü kullananlardanız. Ama bu yazıyı yazarken aklımıza sık sık aşağıdaki çok bilinen fıkra geldi:

Bir gün Nasrettin Hoca at almaya gider. Döndüğünde elinde bir nal vardır. Nalı görenler Hoca’ya sorarlar: “Hocam hani at almaya gitmiştin, elinde sadece bir tane nal var” Hoca cevap verir: “Neyse geriye üç nal, bir at kaldı.”

31
0
0
Yorum Yaz