11 03 2012

Yeni CHP mi Yenilenen CHP mi - YAŞAR AYDIN

Yeni CHP mi Yenilenen CHP mi - YAŞAR AYDIN

 

YENİ YAZI DİZİSİ - 1

Yeni CHP mi
Yenilenen CHP mi?

• Tüzük Kurultayı CHP’de neleri değiştirecek?
• Kürt sorununda hangi adımları atacak?
• Merkez “değişim” diyor. Peki ya örgüt hazır mı?
• CHP halka nasıl dokunacak? Politikaları hangi araçlarla hayata geçirecek?
• AKP karşısında hangi temelde muhalefet edecek?
• CHP’de iç çekişmeler bitti mi? Kim kazandı?

YAŞAR AYDIN HAZIRLADI

CHP’nin en yetkili isimleri ‘yenilenen’ partiyi anlatıyor...

CHP 26 ve 27 Şubat'ta yaptığı Tüzük Kurultaylarıyla tekrar tartışılmaya başlandı. Bir anlamda Yönetime “güven oyu” şekline dönüşen Kurultay sonrası “yenilenme” CHP’de daha güçlü dillendirilmeye başlandı. Peki ama CHP’de ne değişti? Yenilenme ne anlama geliyor? Partide ne değişecek? Program nasıl hazırlanacak? Kavga bitti mi? Bu soruları CHP’nin en yetkili isimlerine sorduk. Yorum yapmadan sadece fotoğraf çekmeye çalıştık.


Yaptığımız görüşmelerden sonra kafamızdaki tüm sorulara yanıt alabildiğimiz söylenemez. Ancak bir çabadan, arayıştan söz edebiliriz. Bu arayışın ilk sınanacağı tarih 2014 yılı yani yerel seçimler.


Söyleşiler birçok soruya yanıt vermekle birlikte, sosyal demokrasinin krizine dair ciddi bir tartışma yapamayışımız ciddi eksiklik olarak duruyor. Konuklarımızın da tercihiyle daha çok aktüel olanın sınırları içerisinde kaldık. Belki önümüzdeki dönem bu sorunu detaylarıyla incelemek gerekecek.

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI NİHAT MATKAP:

İktidara yürüyen bir
CHP yaratacağız

Son dönem CHP’nin öne çıkan isimlerinden Nihat Matkap. Uzun bir siyasal hayatı var. Daha çok SHP ile özdeşleşti. Şimdi CHP'de Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı. Değişim onunla başlayacak gibi. Nihat Matkap ile yenilenen CHP’de; örgütü, siyasal yönelimleri ve geçmişi konuştuk...

»CHP’de bir yenilenme ve değişim rüzgârı esiyor. Bu rüzgâr sizi nereye götürecek?
Son 5 genel seçimde hanesinde ciddi bir başarı yok. Yalnız CHP'yi konuşurken bir bütün olarak sol'u da konuşmalıyız. Solun durumu da CHP’den farklı değil. 2009'da sol 26.74 oy almış. 2011'de CHP 26.4. oy aldı. Diğer partiler seçime katılmamış, CHP etrafında toparlanma olmuş. Bu durumu önemsiyorum. Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte CHP, olması gereken sosyal demokrat çizgiye yöneldi. Hem iç işleyiş, hem de izlenecek politikalar açısından umut verdi.
Sosyal demokrat bir partinin yapılanması, işleyişi tüzüğünden anlaşılır. Değiştirdiğimiz tüzük, sosyal demokrat bir partiyle çelişir durumdaydı. Şimdi bu çelişkilerin önemli bölümü giderildi. Değişiklikler CHP'yi gerçek anlamda çağdaş bir sosyal demokrat parti olmaya götürüyor.


CHP'de iç işleyiş sağlıklı olursa üyeler de kendisini özgürleşmiş hisseder. Bu değişiklikle üyeler kendilerini özgür hissetmeye başladı. Özgün ve güçlü kadrolarımızın bu demokratik ortamla birlikte önleri açıldı. CHP örgütünün tüm enerjisini Türkiye iktidarına harcatmak istiyorum. İddiam bu.

»Yeni tüzükte en çok önseçim olgusu tartışıldı. Değişimi yaratacak temel olgu bu mu?
Liyakat seçilmenin temel kriteridir. Örneğin bir üyemiz belediye başkanı olmak istiyorsa o kentin insanlarına kendini anlatmalı ve ikna etmeli. Başarıyı orada sağlayabilirse bizim için sorun yok. Sadece genel merkez yöneticileri süreci belirlerse, kriter farklılaşabilir. Aday belirleme yöntemlerinde ciddi sorunlar vardı. Bu büyük oranda aşıldı. Kimsenin merkez yönetime gönül koyma, kızma hakkı kalmadı.


Genel Başkanımız partinin demokratikleşmesi konusunda çok sağlıklı bir irade ortaya koyuyor. İl, ilçe yöneticileri ve onların oluşturduğu kurumların saygın olması önemli. Kimin milletvekili, kimin belediye başkanı olacağına karar veren, bununla uğraşan örgütler olmaktan çıkmalıyız. Hazirana kadar değişimi yaratmak için uğraşacağız. Bizim örgütler kendi sorumluluk alanlarında, sosyal ve ekonomik alanlarda proje üreten, asgari bir mülki amir kadar yöresinin gelişmesi için çaba sarf eden kurullar olmalı. Kendi enerjisinin büyük kısmını sorumluluk alanının gelişmesine harcamalı, geri kalan kısmını parti işlerine ayırmalı. Kaybeden olursa Genel Başkan ya da Merkez Kurullar değil bütün örgüt kaybedecek.

»Örgütsel yapılanma değişiyor. Politik çizgi de değişecek mi?
Türkiye'nin gözü kulağı 40 gündür üzerimizdeydi. Politik duruşumuz sorgulandı, sorgulanmaya devam ediyor. Programımıza dönük kimi eleştiriler, öneriler yazılıyor. Bundan mutluluk duyuyorum.


CHP'nin temel değerleri Cumhuriyet'in temel değerleridir. Bunu sonuna kadar sahipleniriz. Cumhuriyet'in temel değerleri “çağdaşlığı” işaret eder. Dünyadaki gelişmelere seyirci kalmamayı önerir. Doğru yorumlanıp, doğru anlatılırsa bir sorun yaşanacağını sanmıyorum. Cumhuriyet’in temel değerlerinde, demokrasi, insan hakları, halkçılık, devrimcilik var.


Örneğin devletçilik bir değerimizdir. Devletçilik politikalarını geri kalmış bölgelerimiz için mutlaka uygulamalıyız. Ama ihtiyaç olmayan yerler için ısrar etmenin anlamı yok. 21. yüzyılın değerleriyle ekonomiye bakmamız gerekiyor. Artık milli ekonomilerin yerine küresel ekonomiler var. Sigorta şirketlerimizin, bankalarımızın sermeye yapıları son 10-15 yılda çok değişti, bunu  görmezden gelemeyiz. Bu anlamda değerleri yeniden yorumlayan, onlarla bağını koparmayan ilerici bir çizgiye ihtiyacımız var.

»Aktüel politik hatta bir değişim yaşanacak mı? Örneğin Kürt sorununda?
Türkiye'de yaşananlara ister Kürt sorunu, ister terör sorunu, ister Doğu ve Güneydoğu sorunu deyin aşmamız gereken çok ciddi bir mesele var. Türkiye'nin siyasal sağlığını bozan en temel mesele bu. Nasıl insan beynindeki urla hayatını devam ettiremezse, bu sorun çözülmeden de sağlıklı bir Türkiye oluşmaz. Her şey burada kilitleniyor. Bu sorunun üzerine cesaretle gitmeliyiz, kaçarak, dolanarak, görmezden gelerek Türkiye'nin bizden beklentilerini karşılayamayız. Ama bu sorunun çok yönlü olduğunu da unutmamalıyız. Siyasal, ekonomik, sosyal, dış politika, güvenlik ve istihbarat boyutu var.


Anlaşıldı ki AKP bu sorunun altında ezilmiştir. AKP her yolu denemiş ama politik çizgisi bu sorunu çözmeye yetmemiştir. Müzakere yöntemini denedi, uzlaşı yollarını denedi, ardından 90'ların politikalarına geri döndü. Dolayısıyla AKP politikaları iflas etmiştir. Bunu görmek gerekir.


Mustafa Kemal Atatürk, "Yurtta barış, dünyada barış" diyor. Yurtta barışı “iç barış” olarak anlıyorum. Bu sorunu görmezden gelerek iç barışı sağlayamayız.


Kürt sorunu AB, Ortadoğu ve ABD sorunu. Türkiye'nin sağlığını bozan bu sorunun aşılmaması için yoğun çaba harcanıyor. Türkiye bu sorunu aştığında ciddi bir güç haline gelebilir.


CHP bunlara dair önemli şeyler söyledi. Ama bazılarını hayata geçirmek için iktidarda olmak gerekir. Ayrıca çözüm için bölgede de güçlü olmalıyız. Doğu ve Güneydoğu üçüncü bir soluk arıyor. BDP bölge siyaseti izliyor. İçe dönük kalıyor. AKP'nin izlediği siyaset çözümsüzlüğü, umutsuzluğu yaratıyor.


İçine hapsolmuş, kendi çizgisini Cumhuriyet’in temel değerlerini korumakla sınırlandırmış bir CHP algısı vardı. AKP karşısında da bu çizgide mücadele eden bir görünüm vardı. Şimdi bunu aşan bir pozisyona giriyoruz. Daha demokrat, insan haklarına saygılı, şeffaf, tüm kurumları denetlenebilen, üretken, özgür bireylerin olduğu bir Türkiye hedefliyoruz.

‘Önceden örgüt pasifize edilmişti’

»Program değişikliği de öngörüyorsunuz? Programda neler değişecek?
CHP’nin programı şu anda bile çok yetkin bir program. Ama anlatılamamış. Çünkü örgüt pasifize edilmiş, bekçi konumuna getirilmiş.


Tüzük sol partilerin yapılanmasını ve işleyişini belirleyen metindir. Program ise yol haritasıdır. Programı sadece örgüt içinde değil tüm Türkiye’de tartışarak yapacağız. Akademisyenler, sivil toplum örgütleriyle tartışarak yapacağız. Eksiklerimizi ortaya koyacağız. Oy almadığımız her bölgeye gitmeliyiz. İkna etmeliyiz. 33 ilde milletvekilimiz yoksa, birçok ilimizde belediye meclis üyemiz dahi yoksa bunları görmezden gelemeyiz.

 

***

Yeni bir paradigmayla yürümeliyiz

»CHP’de 'yeni' sözcüğü sihirli bir hal aldı. Bu 'yeni'den ne anlamalıyız?
CHP, ülkenin en köklü siyasi oluşumu. Devleti kuran, değerlerini oluşturmuş bir parti. Bu değerlere bağlı kalmak onun için çok önemli. O yüzden zaman zaman statükocu görülebilir. Ama sürekli kendini de değiştirebilmiş bir parti aynı zamanda. Üstelik CHP’de yaşanan değişim süreçleri Cumhuriyet tarihinin gelişiminden ya da tarihsel süreçlerden soyutlanacak kesitler de değil. Örneğin çok partili topluma geçiş, askeri darbe 27 Mayıs’ta yaşanan dönemsel bir süreç, 70’lerin başında ortanın solu hedefiyle gelen sosyal demokrat kimlik. CHP değişirken ülkeyi de değiştirmiş. CHP, bir sosyal demokrat parti olarak kurulmuş ya da marksist kökenden kaynaklanan bir sosyal demokrat parti değil. Bugün geldiğimiz noktada veya biraz önce saydığım tarihsel kesitlerde bunu başarmış olması “devrimcilik” ilkesine uygunluk gösteren bir durum. Kendisini değiştirmeyi, toplumun gereksinimleri doğrultusunda biçimlendirmeyi başaran bir yapıdır CHP. Bu anlamda yeni değil ama, yenilenme CHP için kilit bir sözcük.

»CHP’de yaşanan “yenilenmeyi” anlatırmısınız.
CHP’nin sosyal demokrat nitelik kazanması, kendisini sol bir nitelikle tanımlaması önemli. Çünkü tarihi geride bırakırsak, içinde bulunduğumuz koşullarda toplumun ve ülkenin böyle bir partiye ihtiyacı var. CHP, kendine sol değerleri hayata geçirmeyi vaadeden bir programı benimsemek durumunda. Dolayısıyla, sosyal demokrat bir çizgide yürümek, bu doğrultuda kendini biçimlendirmek ve güçlendirmek zorunda. CHP’nin bugüne kadarki kimliğini sorgulamak istemiyorum. Sonuçta bununla ilgili eleştirilerin yeterli olduğunu düşünüyorum. Ama CHP’nin bir ihtiyaçtan kaynaklı kendisine yeni bir yol çizmesi gerektiğini düşünüyorum. Halkın, ülkenin, toplumun beklentisi doğrultusunda CHP, kendisini yeniden biçimlendirmek zorunda. Bu yenilik vurgusu, eskinin reddi anlamına gelmiyor. Bunun için anakronizme düşmek istemiyorum. Bugünün değerleri ve sistemiyle geçmişi eleştirmek doğru değil.
Son olağanüstü kurultayda demokratik sol bir parti olduğu konusundaki vurguyu yapan bir düzeltme de gerçekleştirildi. Dolayısıyla bu yolda yürüdüğümüz zaman partinin, kendi ilkelerini, programını, örgüt yapısını, üye tabanını ve politikalarını bu doğrultuda biçimlendirmesi konusunda yoğun ve yaygın bir çaba içerisinde olması gerekiyor.
CHP kendisini yenilediği ve toplumdaki gereksinimler doğrultusunda kendisini biçimlendirdiği her durumda hep kamuoyu desteğini kazandı, aynı zamanda ülkeye ve topluma çok şey kazandırdı. CHP hak ve özgürlükleri desteklediği noktada hem kendisi büyüdü, hem ülkeye çok şey kazandırdı. Ayrıca, sosyal demokrasiyle ilgili çıkışını yaptığı yıllarda CHP iktidar oldu. CHP hak ve özgürlüklerden söz ettiği sürece, hem kendisi büyüyecek, hem de toplumun ihtiyaçlarında önemli bir işlev üstlenecektir.

»CHP’nin özgürlük ve adalet vurgusu AKP totaliter eğilimlerinin artmasına paralellik gösteriyor. Bu söylem bir taktik mi?
Bulunduğumuz koşullarda AKP’nin totaliterleşme eğiliminin güçlü bir biçimde bütün işaretleriyle ortaya çıkması CHP’nin daha net bir tutum takınmasında etkili olmuştur. Ama CHP’nin konumunu ve yönelimini AKP’ye göre belirlemediğini düşünüyorum. AKP bizim ne örnek alacağımız, ne pozisyon alacağımız bir gösterge olmamalı. Bizim pusulamız, bu ülkede yaşayanların mutluluğuna, dünya kültürüne, dünya değerlerine katkı yapacağımız bir toplum hedefi olmalı. Dolayısıyla AKP'nin yaptıkları bizim için ikincil pozisyonda olmalı. Biz kendi yolumuzu belirleyerek, kendi doğrultumuzda bizi güçlendirecek bir yürüyüş için, yola çıkmalıyız.

»Hak ve özgürlüklere saygılı ilerici bir partiden bahsediyorsunuz. Emek ve emeğin mücadelesini nasıl konumlandırıyorsunuz?
CHP sosyal demokrat bir parti olarak emek hareketinden güç almak, emek hareketine yönelmek, emek hareketini desteklemek ve emek hareketiyle diyalog içinde olmak zorunda. Buradaki sorun, sendikaların içinde bulunduğu krizden kaynaklanıyor. Bugün çok ciddi biçimde Türkiye’deki sendikal hareketin varlığı sorgulanır durumda. Türkiye’deki sendikal hareketin güçsüzlüğü ya da içinde bulunduğu sorunlar, kendileriyle ilgili duruşu, pozisyonu, misyonu, sınıfsal kimliği de etkiliyor. Dolayısıyla bu sorunları aşmada CHP’nin sendikalara öncelikle destek olması gerekiyor ki sırtını dayayabilsin.
CHP hiçbir sendikal oluşuma karşıtlık geliştirmeksizin ama emek haklarını koruyarak ve emekçilerin çıkarlarını öne çıkararak sendikal hareketi güçlendirmekle ilgili misyonunu da yerine getirmek zorunda. Önceki dönemin politikaları farklı bir paradigma üzerinden yürütülüyordu. Emek hakları konusunda ya da sosyal demokrat partilerin doğal partnerleriyle birlikte davranmak zorunda oldukları yol arkadaşları konusunun dışında farklı bir yaklaşımla emek sermaye çelişkisinin dışında bir başka siyaset alanı üretilmişti. O alandan siyaset üretilmeye çalışılıyordu. Bu paradigmayı değiştirmek zorundayız.

»Örgütsel olarak nasıl bir değişim?
Değişim için yeni kültür oluşturmak gerekiyor, yeni bir örgüt kültürü, yeni bir parti kültürü yaratmalıyız. Kadın ve gençlere yönelik tüzükte yaptığımız değişiklikler bu kültürün tohumlarını ekti. Tamamlayıcı yöntem, parti içi eğitim olacak. Eğitim, partinin ideolojisi, partinin ortak söylemini, partinin dilini, partinin kültürünü oluşturacağımız araç olacak. Eğitim konusunu kurumsallaştırmak çabasındayz. Bu konuda benimsediğimiz yöntemler doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Bunu yaşama geçirecek kadrolara ihtiyacımız var. Bunun için de zamana ihtiyacımız var. 400'e yakın üyemizle eğitici eğitim çalışmaları yaptık. Bunu bölgelere yayarak, eğitim bölgesi olarak belirlediğimiz il merkezlerine yayarak çalışmaları sürdüreceğiz. Burada önemsediğimiz bir konu, parti eğitmenlerinin örgütün içinde çalışacak olması. Eğitimi bir merkeze çağırarak yapmayacağız ya da onlara didaktik zamanlarda bilgi aktarmayacağız, teorik bilgi vermeyeceğiz ama kendi belirledikleri gereksinimler doğrultusunda neyi öğrenmek istedikleri belirlendiği süreçte çalışmalarına olanak sağlayan bir yöntem geliştirdik. Asıl önemli olduğunu düşündüğüm, bu çalışmalar süresinde partililerimizi aktif hale getirecek, üyelerimizi tabanda örgütün derinliklerinde etkin hale getirecek, onları toplumla bütünleştirecek üyeler olarak birbirleriyle yakınlaştırılacak sosyal projeler yapmaları. Sosyal projeler içinde birbirleriyle etkileşim içinde olmaları. Bunu, halkın sorunlarına değinecek, halka dokunacak çalışmalar olarak niteliyoruz. Tüzük konferansında yaptığımız yüzde 33’lük kadın kotası düzenlemesi tümüyle kadınların sahip çıkması suretiyle içi doldurulması gereken bir kota. Artık CHP’de kotalar sözde kalmayacak, kadınlar bu kotaların içini dolduracak ve kotaların gerektirdiği sayıya ulaşmanın da ötesinde parti içinde etkin olmanın koşullarını da zorlayacak.

»Yeni CHP’de, bir yandan özgür birey vurgusu diğer yandan da sosyal devlet tanımı var. Bu ikisi arasında nasıl bir bağlam oluşturuldu?
Aslında ülkemizde tam anlamıyla kurumsallaşamadan budanan bir sosyal devlet olgusu var. Önce bunu vurgulamak istiyorum. CHP sosyal devleti bütün kurum ve kuruluşlarıyla yeniden tasarlamak durumunda. AKP’nin yarattığı bu gerçek dışı sosyal devlet algısını tüm boyutlarıyla açığa çıkarmak zorundayız. AKP sosyal yardım adı altında sadaka sistemi kurgulamış durumda. Bunun içerdiği sosyallik vurgusu aslında cemaat ilişkisine dayalı ve cemaat ilişkisinden türetilmiş bir sosyallik vurgusu. Gerçek anlamda toplumsallık yanı olan toplumsallık içeren bir boyutu yok. Çünkü sosyal devletin sağladığı yardımlar ve haklar sonuçta hak kapsamında, Hukuken herkese eşit olan haklar kapsamında tanınması gereken konular. Dolayısıyla AKP’nin gerçekte hak kapsamında kurgulamadığı, üstelik hakkı da kötüye kullanarak kendi yandaşlarına kaynak aktarmanın bir aracı olarak kurguladığı bu koşulları bizim iyi anlatabilmemiz gerekiyor. Sosyal devlet, 1945 veya 1970’in sosyal devleti olmayacak. Yeni sosyal devleti günümüzün gereksinimleri ve günümüzün koşulları doğrultusunda bir yaklaşımla üretmeliyiz. Sosyal devleti yaratabilirsek özgür bireylerin oluşturduğu bir Türkiye de yaratmış olacağız.

CHP
GENEL BAŞKAN
YARDIMCISI
PERİHAN SARI:

CHP, partide kadınların etkinliğini artırma çabasında olduğunu söylüyor. Her kurulda yüzde 33 oranında pozitif ayrımcılığı tüzüğe geçirdi. Parti İçi Eğitimin başına da bir kadın, Perihan Sarı geldi. Perihan Sarı ile eğitimden çok, emek mücadelesi CHP ilişkisi, CHP’nin yeni paradigmalarını konuştuk.

 

 

 

YAZI DİZİSİ - 2 Yeni CHP mi Yenilenen CHP mi?

 

Yeni CHP mi Yenilenen CHP mi?

CHP’nin en yetkili isimleri anlatıyor...

YAŞAR AYDIN HAZIRLADI

TOPRAK: CHP; emekten, dezavantajlı kesimlerden, kadından, çocuktan, çevreden, özgürlükten yana çağdaş bir sol ve sosyal demokrat parti olma isteğindedir.

Halkla bütünleşen, statükocu değil değişimci, uluslararası demokrasi ve insan hakları alanında işbirliklerine açık bir parti, bugün en çok ihtiyaç duyulan şeydir


TANRIKULU:
CHP’nin bugüne kadar iddiası ana muhalefet partisi olmaktı. Şimdi iktidar adayı olan, bu iddiayla hareket eden bir parti olma yolundayız. Ne dediği anlaşılır, sol-sosyal demokrat bir programla iktidar alternatifi bir parti yaratıyoruz

CHP BAŞKAN YARDIMCISI ERDOĞAN TOPRAK:
CHP dördüncü atılım dönemini yaşayacak DSP ile siyasete başlayan Erdoğan Toprak, üç dönemdir Meclis'te. CHP’nin Mali ve İdari İşlerinden sorumlu olan Toprak, şubat ve haziran kongreleriyle CHP’nin dördüncü atılım dönemini yaşayacağını söylüyor. Toprak ile söyleşinin en temel vurgusu “halka gitmek ve halkın değerlerine yabancı kalmama” oldu; bir de çağdaş değerleri kapsamakla birlikte Anadolu’ya ait bir programdan yana.


»Tüzük kurultaylarında çok ciddi efor sarf ettiniz. Sizin içi neden bu kadar önemliydi?

Partimiz ülkemizdeki bütün siyasi partilere örnek olacak katılımcı, demokratik ve özgürlükçü bir anlayışla tüzüğünü yenilemeyi başardı. Herkes bu süreçte kavga ve bölünme beklerken ortaya çok daha güçlü ve çok daha demokratik bir CHP’nin işaretleri çıktı. Daha önceki tüzükte partinin amacı; ülkenin güvenliğiyle başlarken şimdi partinin amacı; “İnsan haklarına ve hukukun üstünlüğüne; laik, çağdaş, katılımcı ve çoğulcu demokrasiye dayanan hakça bir düzen oluşturmak” biçiminde başlıyor. Çarşaf liste, genel başkan adaylığının kolaylaştırılması, yüzde 33 cinsiyet, yüzde 10 gençlik kotası partimizin yeni yönelimlerini ortaya koyuyor.

Örgütlerimiz yeni süreçte aday belirlemede yüzde 85 belirleyiciliğe sahip olacak. Bu, ülkemizde örneği olmayan bir yetki devridir. Parti koridorlarında aday belirleyen bir parti ve yönetim olmayacağız. Çalışan, üreten kim ise, söz, yetki ve karar da onda olacaktır. Hem örgütümüzde hem ülkemizde biat eden değil, onurlu ve özgür bireylerin yetişeceği, var olacağı bir ortam yaratma çabasındayız.


»CHP’de neler değişecek?

90 yıllık geçmişi olan bir partiyiz. İktidar nimetleriyle değil, örgütünün gücüyle ayakta kalan bir parti olarak kökleri derinde bir çınar ağacı gibiyiz. CHP geleneği ve ideolojisi olan bir partidir. Ama aynı zamanda CHP tarihsel koşulları dikkate alan bir geleneğe de sahip olan bir partidir. Devrimleri yapan, çok partili yaşama geçişi sağlayan, sosyal demokrasiyi bu ülkeye getiren CHP’dir. Şimdi Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun tanımlamasıyla dördüncü büyük atılımı yani özgürlükçü demokrasiyi gerçekleştirmek için büyük bir atılıma hazırlanıyoruz. Bunun için ideolojik tartışmalarla yeni yönelimleri dünya ve ülke koşullarını göz önünde tutarak yapacağız. Ciddi bir program değişikliğine gidiyoruz. Alman Sosyal Demokrat Parti, İngiliz İşçi Partisi ve Kuzey Avrupa sosyalist ve sosyal demokrat partilerinin programlarını inceleyip ülkemize özgü, ama evrensel sol değer ve temaları içeren bir parti programı yazacağız. Anadolu’nun tarihi değerlerine, birikimine, toplumsal, siyasal özgünlüklerine ve özellikleriyle bütünleşecek bir program oluşturacağız. Tüzük değişikliğiyle örgütlerimize büyük yetki, sorumluluk ve güç verdik. Sorumlulukları ve yetkiyi örgütlerimizle paylaşma hedefimiz, temelde örgütü karar alma süreçlerine aktif bir biçimde katma düşüncemizden ve isteğimizden kaynaklanıyor. Dolayısıyla her açıdan bir yenileşme sürecinin içindeyiz.

Cumhuriyet Halk Partisi; emekten, dezavantajlı kesimlerden, kadından, çocuktan, çevreden, özgürlüklerden yana çağdaş bir sol ve sosyal demokrat parti olma çabasında ve isteğindedir. Halkla bütünleşen, seçkinci ve ötekileştirici olmayan, statükocu değil değişimci, uluslararası demokrasi ve insan hakları alanında işbirliklerine açık bir parti, ülkemizin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şeydir.


»CHP içi muhalefetin de tüm sol söylemlere rağmen “sağa kaymak” gibi bir eleştirisi var...

CHP geçmişini reddeden bir parti değildir. Bu ülkeyi kuran irade aynı zamanda bu partiyi kuran iradedir. Bundan vazgeçmemiz kendimizi inkâr etmemiz demektir. 1919'da Mustafa Kemal ülkenin en zor koşullarında halkına güvendi, imkânsızlıklar içinde birçok kongre topladı ve Meclis'i açık tuttu. Bu bizim için bir kıvançtır. Mustafa Kemal nasıl halka kayıtsız ve şartsız bir güven duyduysa biz de aynı güveni duyuyoruz ve bu anlayışla hareket etmek durumundayız. Bu yüzden CHP olarak belli kurumlara değil, halkımıza ve örgütümüze güveniyoruz.

Bugün bize yöneltilen “parti sağa kayıyor” tespiti doğru bir tespit değildir. AKP minnet duygusu yaratarak ve eğitimsiz toplum kesimlerinin belli imkânsızlıklarından yararlanarak geniş bir hegemonya kurmuştur. Seçim sürecinde bizim ürettiğimiz projeler minnet duygusu yerine hak bilincini esas alan projelerdir. Sağın, beslendiği alanlarda ve belli toplum kesimlerine yönelik politikalar üretmeden iktidar olma şansı yoktur. Bu sağa kaymak değil, sağın hegemonyasından toplumsal kesimleri kurtarmaktır.

Daha fazla özgürlüğü ve daha fazla eşitliği savunmak sağcılık değildir. İlk defa tüzüğümüzün ikinci maddesinde partimiz çağdaş demokratik sol bir siyasal parti olarak tanımlanmıştır.

CHP bütün Anadolu’nun partisi olacaktır. Kökleri, değerleriyle Anadolu’nun farklılıklarını ve renklerini bünyesinde taşıyacak ve Anadolulu bir sosyal demokrat parti olacak. Elbette ki insanlığın mücadelelerle elde ettiği değer ve kazanımlarına sırtını dönmeyen yani evrenseli yadsımayan bir parti olacak. Ama kendimizi Anadolu insanına çok iyi anlatmalıyız. Sağ partilerin hakkımızda ürettiği rivayet ve haksız söylemleri ters yüz etmeliyiz. Bu yüzden halka gitmek, dokunmak ve sürekli bir biçimde diyalog içinde olmak bizim temel hareket noktamızdır.


»CHP, Kürt sorununa yaklaşımı ve kendi dışındaki solla kurduğu ilişki konusunda eleştiriliyor. Değişim yaşanacak mı?

Türkiye’de Kürt meselesini en kapsamlı biçimde çözümleyen ve buna en kapsamlı çözümü sunan parti CHP’dir. Bu sorunu çözecek tek parti de CHP’dir. Biz sorunu; ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel yani bütün boyutlarıyla ele alıyoruz. Bu çerçevede seçimden önce hazırladığımız iki rapor ne yazık ki kamuoyunda yeterli bir biçimde tartışılmadı. Bu konuda CHP’ye büyük haksızlık yapılıyor. Etnik ve inanç temelli yaklaşımlar ve politikalar Kürt meselesini çözmüyor. Bu politikalar bu sorunu daha da ağırlaştırdı. Bölgenin ekonomik kalkınması, siyasal, toplumsal ve kültürel talepleri doğru bir zeminde ele alınmadıkça doğru çözümler üretilemez.

Türkiye’de solun ciddi bir değişime ihtiyacı var. Sosyal demokratlardan sosyalist sola kadar herkes kendisini gözden geçirmeli ve eski ezberleri terk etmelidir. Reel politiğin farkında olarak ama onun esiri olmadan yarınlara ilişkin yeni çözümler, yeni politikalar, yeni yaklaşımlar üretmeliyiz. Özellikle sosyalistler, artık yeni CHP’ye karşı daha farklı bir yaklaşımla bakmalıdır. Güçlü bir CHP olmazsa güçlü bir sol da olmaz. O yüzden sürekli eleştiren ve tüketen değil, üretken, sağlıklı ve halka hitap eden bir yaklaşım içinde olmak sol için büyük önem taşıyor.

***


Programımızla solun şemsiyesi olabilmeliyiz

CHP’ye gelişiyle hem parti içinde hem de parti dışında tartışma konusu olan Sezgin Tanrıkulu yeni yönelimden memnun. Tanrıkulu’na göre CHP sola açıldıkça büyüyecek ve tabanıyla bir olacak. Kürt sorunu konusunda da aktif pozisyon alınması gerektiğini söyleyen Tanrıkulu, “Bölgede meşruluğunu kaybeden bir partiydik. Şimdi meşruluğunu sağlamış bir partimiz var” dedi.


»Son Tüzük Kurultayı’ndan sonra CHP’de solculuk-devrimcilik gibi kavramlar çok kullanılmaya başlandı. CHP solculaşıyor mu?

Şurası çok açık ki CHP sol olmalı. Muhafazakâr ve sağ alan dolu, milliyetçi ulusalcı alan dolu, gerçek anlamda bir sol parti, şemsiye olabilecek sol partiye ihtiyaç var. CHP bu ihtiyacı karşılayacak bir programla toplumun karşısına çıkmalı.

CHP son seçimlerde 11 milyonun üzerinde oy aldı. Oy verenlerin aile bireylerini düşündüğünüzde partiye 20 milyon kişi siyaseten destek veriyor. Bunların çok önemli bölümü solcu, sol değerlere inanmış insanlar. Çok uzun süredir CHP bu tabana uzak politikalar izledi. Tabanın sözcülüğü yerine, onların talepleri yerine, başka gündemlere eklemlendi.

Biz iki yıldır tabanımızla buluşacak politikalar geliştirmeye çalışıyoruz. Tabanımızla buluşmaya çalışıyoruz. Son Tüzük değişikliği de bunun için yapılmış bir hamle. Üzerimize bu anlamda büyük bir yük aldık. CHP bir yandan örgütünde bu değişimi yapacak diğer yandan da bu değişimi toplumun çok geniş kesimine anlatacak.

Tüzük Kurultayı'nın böyle bir anlamı da var. Program öncesi yeni değerlerimizi, amaçlarımızı güncelledik. Bu sürecin bir anlamda altını çizdik. Amaç maddesinde bunu net şekilde ifade ettik.


»CHP iki yıldır değişimin sinyalini veriyor. Ama aynı tarihler içerisinde zikzaklar da gündeme geldi. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Toplumun çok geniş kesimine ulaşmayı hedefliyoruz. Örgütümüzün tamamıyla tartışıp süreci geliştirmeye çalışıyoruz. Potansiyel destekçimiz olması gereken kesimlerle buluşmaya çalışıyoruz. Bu süre içerisinde birbirleriyle çelişen demeçlerin olduğu doğru. Ama bu süre için, bu olağan olarak değerlendirilmeli. Çünkü yeni bir süreç yaşıyoruz. Partinin bütünlüğünü bozmadan bu süreci tamamlamalıyız. Farklı gibi duran yaklaşımları birbirinin karşısına koymadan anlamaya çalışarak ilerlemeliyiz. Kabul edelim ki bu bir süreç işi. Ama her geçen gün ortak dilin yakalandığına da tanık oluyoruz.

Şimdi programı da yenileyeceğiz. Ülkenin tüm sorunlarına cevap üreteceğimiz bir program olacak. Şu anda sol-sosyalist tüm programları inceliyoruz. Çağdaş sol değerlere bağlı bir program oluşturacağız. Bu konuda Genel Başkan’ın gösterdiği destek ve ilgi çok önemli. Bu ciddi bir güç ve motivasyon kaynağı.

CHP’nin bugüne kadar iddiası anamuhalefet partisi olmaktı. Şimdi iktidar adayı olan, bu iddiayla hareket eden bir parti olma yolundayız. Ne dediği anlaşılır, sol-sosyal demokrat bir programla iktidar alternatifi bir parti yaratıyoruz.


»CHP Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı illerde yoktu. Şimdi ne durumdasınız?

Daha önceleri CHP izlediği politik çizgi nedeniyle Kürtlerin yoğun olduğu illerde politik meşrutiyetini yitirmişti. Bugün yaptığımız çalışmalardan sonra politik meşruluğumuzu kazandığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz. Şimdi bu durumu desteğe dönüştürmeye çalışıyoruz.

Van depremi boyunca partimizin gösterdiği gayret, karşılıksız olarak sunduğu yoğun çabanın bölge halkı tarafından çok takdir edildiğine tanıklık ediyorum. Hâlâ milletvekillerimiz dönüşümlü olarak Van’da bulunuyorlar. Uludere’de yaşanan katliamla ilgili de çok ciddi çaba içerisinde olduk. Bu süreç bölge halkıyla yakınlaşmamızı sağladı.

Ancak, Kürt meselesi çok önemli bir gündem. CHP olarak konuya dair önemli tespitlerimiz ve önerilerimiz var. Ama önerileriniz Doğu illeri için yetersiz Batı için ise aşırı gelebiliyor. Hemen bir çözüm formülü önermek mümkün de değil, doğru da değil. Bunun için önemli olan bir zemin tanımlamak olduğunu düşünüyoruz. Zemin oluşturduktan sonra çözümün mümkün olacağına inanıyoruz. CHP ortadan kalkan bu zemini oluşturarak tüm toplumda bir rahatlama yaratacak.

CHP açısından baktığımızda ise Hakkari’de söylediğini İzmir’de de söyleyebilecek duruma gelmesi çok önemli. Son genel seçimlerde bunu yapmaya başladık. Bu süreç Kürt meselesinin doğru bir zeminde tartışılmasını da sağlayacak.


»CHP son dönemde demokrasi ve insan hakları gibi kavramları çok kullanıyor. Son kurultayda bu söylem tavan yaptı. CHP’nin yeni keşfettiği bir sorun alanı mı?

Çok uzun yıllar AKP, demokrasi ve insan haklarına saygılı duyarlı bir parti olduğuna dair bir görüntü yarattı. Buna inanan insanlar, aydınlar, yazarlar oldu. Bunda CHP’nin politik tutumunun da etkisinin olduğunu da görmeliyiz. Ama bugün AKP artık devletin kendisi oldu. Otoriterleşti. AKP gerçek özüne döndü aslında.

Bugün toplumu cendereye alan, boğan, tehdit eden AKP uygulamalarına karşı demokrasi ve özgürlük mücadelesi vermek durumundayız. CHP’nin en önemli görevlerinden biri de budur.

Bunun için parti olarak önemli adımlar attığımızı düşünüyorum. Tüm hak ihlallerinde, baskılarda CHP’li milletvekillerini, mağdurların yanında görüyorsunuzdur. Solaklı’da, Hopa davasında, Beşiktaş’ta, Pozantı'da nerede bir hak ihlali varsa orada olmaya çalıştık. Çok duyarlı bir meclis profilimiz var. En son Pozantı’ya beş arkadaşımız gitti incelemelerde bulundu. Bundan sonra da bu durum devam edecek. İnsan haklarına duyarlı, demokrasi talebine sahip çıkan vatandaşlarla birlikte olmaya devam edeceğiz. Bizim açımızdan yeni keşfedilen bir alan değil. Ama yakıcılığı her gün artan temel bir sorun. Biz bu yaşananlar karşısında susamayız, taraf olmalıyız. Yapmaya çalıştığımız da bu.


»Yaklaşık 20 yıldır bir anlamıyla 'statüko'yu savunan bir parti merkezi ve örgütü var. Bu değişim nasıl sağlanacak?

Bu konuda ciddi bir eğitim ve tartışma yaşayacağız. Tüzük değişikliğiyle parti içi eğitimi zorunlu hale getirdik. Parti okulumuz çok ciddi bir çalışma içinde. Bu, fikri yenilenme açısından çok önemli.

Onun dışında örgütsel yenilenme de yaratıyoruz. Bunun çok kolay olmadığını bazı noktalarda direnişle karşılaştığımızı söylememiz gerekiyor. Ama bunu aşmaya çalışıyoruz.

İl ve ilçe kongreleri için 50 oyun üzerinde oy aldığımız her noktaya sandık kuruyoruz. Demokratik yapılar oluşacak. Örgüte demokrasiyi getirdiğinizde statüko parçalanıyor, değişim gerçekleşiyor. Bir de CHP örgütleri merkezin davranışlarını, yönelimlerini dikkatle izler. Bu yüzden merkezin gittiği yön belirleyici olur.


»CHP kendi dışında sol yapılara kapalıydı. Yeni süreçte bu değişecek mi?

Kendi dışımızda sol yapılara ve bizim daha solumuzdaki yapılarla ilişkiyi çok önemsiyoruz. Ciddi bir tartışma, işbirliği zeminin oluşması gerekiyor. CHP sadece kendisiyle yetinen bir parti olamaz. Solun şemsiyesi olma görevini üstlenmeli. Dili, politik söylemi, eylemiyle solun ortak değerlerine sahip bir parti olmalı. Bunu gerçekleştirdiğimizde ilişkinin kendiliğinden sağlanacağını düşünüyoruz.

***

Giderek taşeronlaştırılan bir ülke konumundayız

»AKP gücünü biraz da dış politikadaki pozisyondan alıyor. Siz Türkiye’nin konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Egemen güçler Türkiye’yi de kullanarak Ortadoğu’da rejim değişikliklerine gidiyor. Çevremizde ve bölgemizde yeni bir dünyanın savaşı veriliyor. Ortadoğu, Kafkaslar, Yakın ve Uzakdoğu yeni mücadele, denge ve savaşların alanı oluyor. Egemen güçler AKP eliyle Türkiye’yi Ortadoğu’nun dizaynında maşa olarak kullanmaya çalışıyor. Aynı güçler Türkiye’yi de biçimlendirmeye çalışıyor. Egemenlerin istediği, Türkiye’nin tipik bir Ortadoğu ülkesi gibi dinsel yönelimli, anti-demokratik, otoriter ve laik olmayan bir biçimde yeniden kurgulanmasıdır. İstekleri, aynı zamanda sıcak paranın esiri olmuş ve sıcak paranın gelmesi uğruna her türlü operasyona katkı verecek bir Türkiye’dir. Suriye ile yaşadığımız sorunların nedeni budur. İran’la, Irak’la, Ermenistan ve Azerbaycan’la yaşadığımız sorunlar da bundan kaynaklanıyor. Artık komşusu olmayan ve giderek taşeronlaştırılan bir ülke konumundayız. Böyle bir ülke, içinde yaşadığı coğrafyada huzur bulmaz. AKP bu ülkeye ve geleceğine çok kötü bir dış politika siyaseti ve mirası bırakıyor.

CHP olarak halkların özgürlük ve demokrasi taleplerinin karşılanmasını savunuyoruz. Hiç tereddüdümüz yok. Ama bir diktatörlük rejimini yıkıp yerine yeni bir rejim kurulmasının da o halklara hiçbir faydasının olmadığını herkes görmeli. Bugün Tunus, Mısır, Libya eskisinden daha mı demokratik? Ya da daha mı özgür? Ya da daha mı istikrarlı? Elbette hayır. Burada etnik ve mezhepsel olarak parçalanmış, iç savaşa hazırlanan bir ülkeler kompozisyonu söz konusu. Türkiye bu ateş çemberinin içine sokulmak isteniyor ve AKP bunda oldukça istekli.

Türkiye bütün komşularıyla iyi ilişkiler kurmalıdır. Bunun koşulu, o ülkelerin ve halkların haklarına saygı duymaktan geçiyor. Belli güçlere hizmet ederek bölge halklarını düşmanlaştırmak bize çok şey kaybettirir.

 

 

DİZİ -3- Koruma Kurulu gibi değil Amele Birliği gibi çalışacağız

 

DİZİ -3- YENİDEN CHP PARTİ ÜYESİ OLAN GÜRBÜZ ÇAPAN:

Koruma Kurulu gibi değil Amele Birliği gibi çalışacağız

Dizimize, CHP'de yönetici olmayan ama gerek Belediye Başkanlığı dönemde gerekse sonrasında çok konuşulan bir isim Gürbüz Çapan ile devam ediyoruz. Yeniden parti üyesi olan Gürbüz Çapan ile CHP’nin geldiği noktayı konuştuk. Çapan, şimdilik biraz dışarıdan sürece bakarak, umudunu dile getirirken, bazı uyarılarda da bulunmadan edemiyor.
Yarın Genel Başkan Yardımcısı Sencer Ayata ve Parti Meclis Üyesi Ercan Karakaş ile CHP dizisinin söyleşi kısmını sonlandıracağız. Ama dizinin yayımlanmaya başlamasıyla birlikte gelen yazılar ve öneriler gösteriyor ki bu dizi çok uzayacak.

»Tüzük kurultayı yapıldı. Siz bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Umut verdi mi?
Tüzük değişikliklerinin demokrasinin kurumsallaştırılması için önemli adımlar olduğuna inanıyorum. CHP tüzüğüne yüzde 33 cinsiyet kotası, yüzde 10 da gençlik kolları kotası kondu. Bu değişikliklerin amacı temsilde adaleti sağlamak. Hem gençlerin, hem de kadınların partinin karar mekanizmalarına katılmalarının sağlanması parti içi demokrasinin önemli ayaklarından biridir.


CHP, son tüzük kurultayıyla birlikte çarşaf listeyi esas alması da önemli. Nedir çarşaf liste? Bireylerin aday olması önündeki engelleri kaldırmak, daha çeşitli bir yapının karar organlarında yer almasını sağlamaktır. Aynı şekilde aday seçimlerinde önseçimi esas alan bir yapı da benimsenmiştir ki, bu CHP'nin diğer partilerden farklı olarak bir liderin inisiyatifine bağlı olarak partiyi yöneten değil, tabana dayanan örgütü ve örgütlülüğü esas alan anlayışının simgesidir.
Kamuoyunda çok yer almayan ancak tüzükteki en önemli değişikliklerden biri de partide aday üyelik sisteminin kaldırılmasıdır. Üyelik kolaylaştırılmıştır. Daha çok ve çeşitli üye yapısı da demokrasinin önemli koşullarından birisidir. Daha çeşitli bir üye yapısıyla parti kararlarının tabana yayılması sağlanacaktır. Bu değişiklikler genel başkanın da cesaretini, demokrasiye inancını göstermektedir; aynı zamanda delegelerimizin de. Dolayısıyla parti içi demokrasinin kurumsallaşması adına önemli adımlar atılmıştır.

»Tüzük Kurultaylarından sonra kamuoyunda CHP'nin SOL'a açıldığı kanısı oluştu. CHP rotasını SOL'a mı kırdı? Yoksa bu yanılsama mı?
CHP'nin yeni dönemde daha halkçı, daha solcu bir dil kullandığı, bu anlamda bir anlayışın hakim olduğunu söylemek mümkün. Partinin tabanı açısından CHP zaten soldaydı. Sonuçta bugün partiyi yönetenler dahil, önemli bir kesim bu tabandan geliyor. Sorun partinin son 15 yıldır yönetilme biçimindeydi. Korumacı, partiyi ve ülkeyi korumacı anlayışla yorumlayan yaklaşımdaydı sorun. Oysa ne ülkeyi ne de partiyi kaygılarla yönetebiliriz. Bizi bundan sonra yönetecek kaygılarımız değil, aklımız olacaktır. CHP de bu kapı açılmıştır. Bundan sonraki süreçte de devrimci geleneği koruyan, Batı değerlerine ulaşmaya çalışan bir parti olacağız.

»Sol söylemin içi nasıl doldurulmalı?
Önümüzde çok zor bir süreç var, cesaretle öne atılmalıyız. Kürt düşmanı olmayan bir dil yaratmaya çalışmalıyız. Koruma Kurulu gibi değil, Amele Birliği gibi çalışacağız. Sorunları sorun sahipleriyle birlikte çözen bir parti olmalıyız. Ötekileştirmeye karşı çıkıp eşit yurttaşlığı yeniden kurmalıyız. Etnik kültürel değerleri zenginlik sayıp, onlarla bütünleşmeye birlikte büyümeye çalışan bir CHP’nin geleceği olabilir. Hantal devlet yerine, garson devleti öne çıkaran, örgütlü toplumu, hak arayan yurttaşı olmazsa olmaz sayan bir CHP temel hedefimiz olmalı.

»CHP, emek hareketleri ve kendi dışında SOL'la nasıl bir ilişki kurmalı?
CHP, Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu ile birlikte kapılarını vatandaşa açmıştır. Yukarıda da belirttim. Örgütlü toplumu, hak arayan yurttaşı olmazsa olmaz sayacağız. Temel hedefimiz bu olacak; herkesin hak arama hakkını kutsal sayacağız. Sorunları sorun sahipleriyle birlikte çözeceğiz. Emek hareketiyle en önemli ilişkimiz parti içi demokrasi olacak. CHP'nin kapısı tüm yurttaşlarımıza açık olacak. Birlikte üreteceğiz, birlikte düşüneceğiz, tartışacağız, akıl ortaklıklarımızı kuracağımız alanlar, zamanlar yaratacağız. Bu bizim dışımızda da sol’la buluşmamızı sağlayacaktır.

»Sosyal demokrasinin krizinin aşılması için nasıl bir politik hat izlenmeli? Avrupa Birliği ülkelerinde sol-sosyalist partilerin programı CHP için yeterli midir?
Türkiye'de sosyal demokrasinin bir kriz içinde olduğunu düşünmüyorum. Kriz, sosyal demokrat olduğu iddiasındaki yöneticilerde, onların ülkemizi ve dünyayı algılayış biçimindeydi. Kullandıkları dil de kaygılarına ve korumacılıklarına uygun ötekileştiren bir dildi. Biz ötekileştiren değil, bütünleştiren bir dilin tüm koşullarını yaratacağız. Bunu yarattığımızda sosyal demokrasinin krizi diye varsaydığınız kriz de aşılacaktır. Bu alanda Batılı yoldaşlarımızın deneyimlerinden de yararlanacağız. Devrimci geleneğine bağlı, elbette gelişen dünyanın dinamiklerini anlamaya çalışan yeni bir dil kuracağız. İnsanı merkez alacağız, son tüzük değişikliğimizde de gösterdik. CHP’nin amaçlarını tanımlayan maddenin bir numarasına insan gelmiştir.  Yeni CHP'yi tanımlayan en önemli ifade de, ayrıcalıklı bir zümre olmayacak, yeni CHP “biz” demek olacak.

182
0
0
Yorum Yaz