Türkiye Yazarlar Sendikası'nın Yeni Dönemi

20/10/2009 · Kategori: Haber/İzlenim

Türkiye Yazarlar Sendikası'nın Yeni Dönemi

Türkiye Yazarlar Sendikası gerçekleştirdiği 16. Genel Kurulu ile yeni dönemine girdi.

30 Mayıs 2009 Cumartesi ile 31 Mayıs 2009 Pazar günlerinde Gazeteciler Cemiyeti'nin Burhan Felek salonunda toplanılıp yasal yol ve yöntemlerin tümü uygulanarak yapılan seçimle yeni kurullar oluşturuldu. Buna göre:

YÖNETİM KURULU

Enver Ercan,
Mustafa Köz,
Tevfik Taş,
Mehrizat Poyraz,
Kâmil T. Sürek,
Nurullah Can,
Tozan Alkan,
Özgün E. Bulut,
Şenel Gökçe

DENETLEME KURULU.

Ahmet Miskioğlu,
Lütfi Kaleli,
Ali Ersin Günce,


DİSİPLİN KURULU.

Hıfzı Topuz,
Adnan Özyalçıner,
Cengiz Bektaş,
Ataol Behramoğlu,
Egemen Berköz.

TYS'nin 35. Yılı

Nurullah Can'ın verdiği haber:

«Türkiye Yazarlar Sendikası'nın 35. yılı, 3 Mayıs 2009 Pazar günü, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi Fazıl Say Salonu'nda kutlandı.

Gece, TYS Yönetim Kurulu üyesi İlhan Gülek'in hazırladığı, sendikanın 35. yılını özetleyen saydam gösterisiyle açıldı.

Açılış konuşmasını Genel Başkan Enver Ercan Yaptı.

Daha sonra, eski başkanlardan Cengiz Bektaş ve Ataol Behramoğlu ile 1974-1989 yılları Genel Yazmanı Adnan Özyalçıner söz aldı. Bunu PEN Başkanı Tarık Günersel'in, Hıfzı Topuz'un, Ahmet Miskioğlu'nun, Lütfi Kaleli'nin ve Sennur Sezer'in konuşmaları izledi.

Son konuşmayı sendikanın 10 yıldır Kadıköy Temsilciliği görevini üstlenen Mehrizat yaptı. Mehrizat, bu 10 yıllık süreçte, sendikaya kucağını açan Anadolu yakasının sivil toplum kuruluşlarına, eğitim kurumlarına ve yeret basına teşekkür etti.

Geceye, Sezai Sartoğlu'nun yönettiği "Nar Sesleri" topluluğunun şiir ve türkü dinletisiyle, Ömer Özgeç-Güneş Özgeç Yuğnak ikilisinin mini konseri ve Karabey Aydoğan'ın türküleri renk kattı.

Ayrıca Ulvi Ari'nin sözsüz oyun ve Troya Folklor Araştırmaları Derneği'nin halk oyunlarıyla süren kutlama, fotoğraf çekimi, anmalık sunumu ve bir ağırlamayla sona erdi

Geceyi bu üç saatlik sürede tek başına sinema ve tiyatro oyuncusu Gülsen Tuncer sundu.

Etkinlik, yönetmen Engin Ayça'ca filme alındı.»

Sait Faik Anıldı

Nurullah Can arkadaşımızın verdiği haberi olduğu gibi sunuyoruz:

«Ada Dostları Derneği, Troya Folklor Araştırmaları Derneği ve Türkiye Yazarlar sendikası işbirliği ile düzenlenen "Sait Faik Anma Günleri 31 Yaşında" etkinliği 24 Mayıs Pazar günü, Burgazada Adalar Su Sporları Kulübü'nde yapıldı. Etkinlikte Ada Dostları Derneği Başkanı Perihan Ergun derneğin gelecekteki tasarılarından söz etti. Daha sonra TYS Başkanı Enver Ercan, Cumhuriyet gazetesi yazarları Ataol Behramoğlu, Ali Sirmen, Şükran Soner, DarüşşafakaVakfı'ndan Ahmet Çakaloz, Adalar Belediye Başkanı Mustafa Karsakoğlu, Adalar Kaymakamı Mevlüt Kurban, Yazar Zeynep Aliye konuştular. Sait Faik ödülünün buyılki kazananı Feryal Tılmaç'a Dernek Başkanı Perihan Ergun bir anmalık sundu.

Etkinliğin müzik bölümünde Sadık Gürbüz türküleriyle, Selâmi Ablaş gitarıyla katıldı. Troya Folklor Araştırmaları Derneği'nin folklor gösterisinin ardından şairler Mehrizat ve Nurullah Can, Sait Faik'in şiirlerini yorumladılar.

Etkinliği sinema ve tiyatro oyuncusu Gülsen Tuncer sundu. Yönetmen Engin Ayça ise filme aldı.»


 

Naim Tirali'yi Yitirdik

NaimTirali ile ilgili ilk haberi Türkiye Yazarlar Sendikası'ndan 26 Mayıs 2009 Salı günü saat 15:59'da gelen e-posta ile aldık.

Naim Tirali, 27 Mayıs çarşamba günü, Kadıköy Belediyesi ile TYS'nin, Caddebostan Kültür Merkezi nde birlikte düzenledikleri, Mehrizat'ın yönettiği törenle uğurlandı. Eşi Günay Tirali, kızı Emine Tirali, oğulları Hasan Tirali ile Yavuz Tirali başta olmak üzere kalabalık bir topluluk vardı. TYS Başkanı Enver Ercan, TYS'den Nurullah Can, Nevra Bucak, Emine Erbaş, Öner Cıravoğlu, Osman Şahin, Necati Güngör, Hikmet Altınkaynak, Türk Dili Dergisi Sorumlu Yönetmeni Ahmet Miskioğlu oradaydılar.

Tarık Günersel, Öner Ciravoğlu, Naim Tirali'nin lise yıllarından arkadaşı Naci Baydar, Turgut Acar, Müslim Çelik, Yaşar Kemal, Kemal Bekir, Erdoğan Ersever, Tevfik Taş, Ahmet Oktay, Aslı Durak, Mustafa Yılmaz da orada hazır bulundular.

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, Gazeteciler Cemiyetinin Eski Başkanı Nail Güreli, Kadıköy Belediyesi görevlileri ve bütün Kadıköylüler törende yer aldılar.

Saydam gösterilerinden sonra, Mehrizat, Tirali'in yaşam öyküsünü ve yazınımızdaki değerini kısaca ortaya koyup konuşmacıları birer birer kürsüye çağırdı.

İlk konuşmayı Belediye Başkanı Av. Selami Öztürk yaptı. Daha sonra Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Enver Ercan konuştu. TGC Başkanı Orhan Erinç ve sonra Tarık Günersel, Ahmet Miskioğlu, Erdoğan Erseven, Kemal Bekir, Osman Şahin, Naci Baydar, Müslim Çelik vb. konuşmalar yaptılar.

En son, Ahmet Miskioğlu'nun Tirali'nin koruyucu meleği' dediği kızı Emine Tirali söz aldı; sevenlerinin hepsinin bu törende bulunduğunu vurgulayarak teşekkür etti, babasının yarın öğle namazınm ardından Giresun-Piraziz'de aile gömütlüğünde toprağa verileceğini açıkladı.


 

Özel Fransız Sainte Pulcherie Usesi'nde Bilimsel Şölen
6. Kültür Edebiyat Sempozyumu
"Şiirimizin Dünü ve Bugünü"

16 Mayıs 2009 Cumartesi günü gerçekleştirilen bilimsel şölenin izlencesini sunuyoruz okurlarımıza:

09.00 - 09.25: Karşılama

09.30 -10.00: Açılış konuşmaları - Fransız Başkonsolosu Sn. Morunun açılış konuşması.

10.00 - 10.40: Ataol Behramoğlu "Sözcüklerden Şiire Yolculuk'

10.50 - 11.40: Sennur Sezer "Divan Şiirinden Günümüz Şiirine Değişen Kadın Profili ve Hayattan İmgeler"

11.50 -12.40: Öner Yağcı "Halk Şiirinden Çağdaş Şiirimize"

12.40 -13.25: öğle yemeği

1330-14.20: Hilmi Yavuz "Şiir ve Tarih"

14.30 -15.10: Lale Müldür 80'ler şiiri ve Hakikat Kavramı"

15.20 - 16.00: Turgay Fişekçi "Çağdaş Türk Şiirinin Gelişim Evreleri"

16.00 -17.00: Ayla Algan ilk Hümanist Yunus Emre'den Türkçe, Fransızca, İngilizce şiir dinletisi"

16.00-17.00: Ağırlama


 

Bir Baba ve Oğulları ya da "Çıldırtılan Türkler"

Cumhuriyetimizin düşmanları, ne yazık ki, bu günlerde çoğaldıkça çoğalıyor.

"Amaç Kafaları Karıştırmak!" adlı yazısında (21.06.2009, Cumhuriyet) dergimizin Danışma ve Yazı Kurulu üyesi Sayın Oktay Akbal, bu durumu belirtti; şunları yazdı:

«Şu günlerde 'AKP ve Fethullah'ın işini bitirmek' başlıklı bir belge ortalıkta dolaşıyor. Her zamanki gibi, Silahlı Kuvvetler'e sık sık sataşmaya kalkan bir gazetenin son marifeti. Bir zamanların yazılarıyla, nice gençleri kendi çizgisine çağıran, pek çoğunun bu yolda harcanmasına neden olan bir yazarın oğulları!.. Nedir içlerindeki bitip tükenmez düşmanca duygu? Atatürk unutulsun, Cumhuriyet devrimleri tarihe karışsın, laiklik karşıtı birtakım odaklar ülkenin geleceğine egemen olsun, Amerika'ya daha çok, daha sıkı bağlanalım, Türk ulusunun tek güvendiği güç olan Silahlı Kuvvetlerin etkinliği azalsın, askerlik bir çeşit polis kuvveti haline gelsin!.. Altan kardeşler, bunu mu isterler, sürekli uyduruk olaylar yaratmakla!..

İrtica ile savaşım! Yıllardır sürdürmek istenen bir amaç, bir hedef değil mi? Ama kimilerine göre 'irtica' diye bir şey yok. Kemalistlerin uydurması! Kim o Kemalistler;

Ergenekon savcısının, kendini gerçek savcı ilan eden Tayyip Bey'in isteğiyle, toplanıp içeri tıkılan, aylarca koğuşlarda yargılanmayı bekleyen, bu arada hastalanan, ameliyatla yaşamda kalma uğraşı veren Türkiye'nin aydınları... Prof.'lar, rektörler, yazarlar, gazeteciler, generaller, albaylar... Taraf gazetesinin yayına çıktığı günden bu yana, suçladığı, hedef gösterdikleri...

Taraf bir gazete midir? Yoksa bir curnal aracı mıdır? doğru dürüst haber vermek, okunmaya değer yazılar yayımlamak değil, durmaksızın ortalığı karıştırmak, günden güne hızlanan bir çabayla, halkımızı aydınlığından koparıp bir zindan karanlığına saplanmasını sağlamak...

Şöyle otuz kırk yıl önceyi düşünüyorum. Altan kardeşlerin babası Çetin Altan'ın toplumculuk savaşımını!.. Bu arada beni de aynı kavgaya çağırışını!.. Şimdi o kavga bitti, başka bir kavga var; Türkiye Cumhuriyetinin temellerini değiştirmek, aydınlıkları yok etmek, uygar bir toplumun oluşmasını önlemek!..»

Mümtaz Soysal da, "Çıldırtılan Türkler" adlı yazısını (27.06.2009, Cumhuriyet) şöyle bitiriyor: «Sanki yapılacak hiç başka iş yokmuş, çözmesi gereken ciddi sorunları, dev gibi hedefleri yokmuş gibi, olmayacak konularla, saçma sapan söylentilerle, ne idüğü belirsiz belge hikayeleriyle meşgul edilen bir toplumun çeşitli kesimleri birbirine düşürülmüş ve karşılıklı suçlamalarla çıldırtmıştır.

Artık, günü geldiğinde her türlü çılgınlığı göze alabilecek bir toplum yerine, sürekli akılsızlık yaşayan bir toplum durumuna düşürülüp hurafelere sarılmak durumunda bırakılan toplum olmaya doğru itildiğimizi bilerek aklımızı başımıza devşirmemiz gerekmez mi?»


 

-Hükümete Uyarılar-

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya Konuştu

Yargıtay Başsavcılığının Onur Günü nedeniyle uzun bir konuşma yapan Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, hükümete uyarılarda bulundu.

«Belli makamı işgal eden kişilerin Yüksek Mahkeme kararlarına yönelik kişisel görüş açıklaması şeklindeki beyanlarının yargı üzerinde güveni zedeleyici olduğu müşahede edilmektedir. Yargıya güven ve saygı sürekli ise erdemliliktir. Siyasilerin yargı organlarının açıklamalarından rahatsız oldukları yönündeki beyanları ise devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı bir medeni işbirliği ve işbölümü olan devlet organları arasında üstünlük anlamına gelmeyen, kuvvetler ayrılığı ilkesini göz ardı eden ve siyasi gücün her şeyin üstünde olduğu imajını veren beyanlardır. Siyasilerin politik çıkarlara dayalı beyanları, güçler ayrılığı ilkesine aykırıdır.»

«Aşiret, tarikat ve cemaatin egemen olduğu toplumlarda, bireyin gelişmesi, özgür olması mümkün olmadığından, Avrupa toplum düzenine ulaşmak için dinsel ve etnik siyasetten uzaklaşarak birey haklarını koruyan, bireyin ekonomik gelişmesini hedefleyen, demokratik bir siyaset oluşturulması, halkımız ve ülkenin geleceği açısından yararlı olacaktır. Siyasi düşünceler, ülke barışı için tehdit yaratacak bir noktaya varüırıimamaîıdır, açık toplum ve hukukun üstünlüğü kavramlarında ilkeli davranmak gereklidir. Cumhuriyetin kumlusunu, kurucularını, demokrasi ve özgürlükleri, hatalı ve kendine göre yorumlayıp fazlasiyle tartışan, tartışmaya açan toplumlar, devletler kendisiyle aşırı yüzleşmeye doğru giderek milli benliğini, varlığını, varoluş nedenlerini kaybedip gururla, iftiharla yaşadıkları devletin birlik ve bütünlüğünün değerlerini bir yana bırakarak yeni rejimler, liderler aramaya yönelirler.»


 

Genel.Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ Konuştu

Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ, 26 Haziran 2009 Cuma günü düzenlediği basın toplantısında konuştu. Bu konuşmadan gazetelerden derlediğimiz kimi bölümceler sunuyoruz okurlarımıza:

«Şu anda elimizde olan hukuki anlamda bir kâğıt parçasıdır. Yargıtay içtihadına göre belge, hukuki hüküm ifade eden, bir hakkın doğmasına ve bir olayın ispatına yarayan bir yazıdır. Türkiye iki haftadır bir kâğıt parçası etrafında gereğinden fazla enerjisini harcamıştır. Ayrıca yargı sürecine sabırla ve sükûnetle bekleme basiretini de gösterememiştir. Her şeyden önce bunlardan dolayı gerçekten biz Türk Silahlı kuvvetleri olarak üzgünüz.»

«Türk Silahlı Kuvvetleri, hiçbir gerçeğe dayanmayan, hukuk dışı davranışlarla yıpratılması faaliyetlerinin devam ettirilmesine katlanamaz. Türk Silahlı Kuvvetleri, ülke bütünlüğünün her türlü dış etkilere maruz bırakılmasına seyirci kalamaz. Unutulmamalıdır ki, TSK'nın korunmasını ve haksız yere yıpratılmasını aynı zamanda ülkemizin bir beka sorunu olarak görüyoruz, lütfen bu noktanın iyi anlaşılmasını istiyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bütünlüğünün korunması ve artık haksız yere yıpratılması, sadece TSK'nin bir sorunu değildir. Biz bunu ayni zamanda ülkemizin bir beka sorunu olarak görüyoruz»

«Askeri savcılığın verdiği kararı beğenebilirsiniz, beğenmeyebilirsiniz. Ancak bu karara karşı saygısız ve küçümseyici tavırlar içine giremezsiniz. Bu tip davranışlar, askeri yargıyı küçültmez, bu şekilde davrananları küçültür. Son dönemlerde artan bu şekilde ve örgütlü olarak, altını çiziyorum örgütlü olarak gerçekleştirdiği değerlendirilen kurgulanmış bazı olaylar, TSK'yı yıpratma ve karalama kampanyasına dönüştürülmektedir.»

« Türk Silahlı Kuvvetler üzerinde oynanan ve oynanacak oyunlar, bizim görev ve sorumluluklarımızı yerine getirmedeki kararlılığımızı etkileyemez. Kimse de bu şekilde beklentilerin içinde bulunmasın. TSK'nın güvenlik boyutunda ilgilenmek zorunda olduğu ülke konularına ilişkin görüş, düşünce ve tekliflerimizi yasal platformlarda ilgili makamlara iletmeye devam edeceğiz. Tahriklere kapılarak kamuoyu önünde tartışmalara girmeyi uygun bulmuyoruz.»

«Belge nerede bulundu? Bir yerde bulundu işte, ayın 4'ünde. Öyle mi? 6'sında İstanbul'daki mahkemenin oturumunda bu dosya açıldı. Birtakım evrak var. Peki, 6'sında açıldı, 12'sinde bir gazeteye servis edildi, açık. Şimdi bunu sormaya. sorgulamaya hem hukuk, hem şekil yoluyla hakkımız yok mu? Acaba, özel kasıt mı var burada? Bunu sormak hem hukuk yoluyla, hem de öbür şekillerde bizim hakkımız.»

«Emniyet Genet Müdürlüğü Kriminal Dairesi bir rapor hazırladı, 22 Haziran'da. Niçin? Şimdi bu soruyu sormak hakkım değil mi? Şimdi bunlar tabii ki elbette bizi de düşündürüyor... Bunlar

yanlış. Bırakın süreci normal mecrasında aksın. Bırakın doğru neyse çıksın. Ona hiç itirazımız yok ama siz doğrunun çıkmasını beklemeden devamlı hukuk sürecini dinamitlerseniz ne olacak bu Türkiye'nin hali? Bunu hakikaten, ciddi olarak düşünelim.»

Şimdi, biz, TDD, İlker Başbuğ'un bir sorusunun altını çiziyoruz

«...ama siz, doğrunun çıkmasını beklemeden devamlı hukuk sürecini dinamitlerseniz ne olacak bu Türkiye'nin hali?»


 

Uygarlıklar Çatışması

Bir gerçeği vurgulamak gerekiyor:

Türkiyemizde bir Ergenekon çılgınlığı sürüp gitmektedir.

Ama ortada bir oldu-bitti var: Gül'le Tayyip, darbeyi yaptılar bile! Bu darbeden kurtuluş da görülemiyor.

Yalnız Türkiyemizde değil, bütün dünyada görülmemiş bir durum...

Soru şu: Bu durumun soruşturmasını kim yapacak?

Ulusun gözbebeği nice insanlarımız "Ergenekon'da hastalanıyor ve ölüyor. Bütün ülkemizin, bütün dünyanın gözleri önünde, kitabına uydurarak, tuttuklarını orada öldürmeye çalıştıkları apaçık belli.

Darbe dedikodusuyla kalkıyor, darbe dedikodusuyla yatıyoruz; ama Gül'le Tayyip bu karmaşada, bildiklerini okuyarak darbe yaptılar bile...

Bir yığın aldatmaca karşısındayız.

İkisi birden Avrupa'ya gitmişlerdi. Bir söz atmışlardı ortaya: "Uygarlıklar Uyuşması"...

Kendi dilleriyle söyleyelim: Medeniyetler İttifakı...Bunu İngilizlere, Almanlara, Fransızlara,

İtalyanlara, Danimarkalılara nasıl dillendiriyorlardı bilmiyoruz. Biz burada her şeyi gazetelerden izledik.

Gerçekte ise çatışma götürdüler Avrupa'ya. Hiç de Avrupalıya benzemeyen bir görünümle, başı sımsıkı bağlı, sıkmabaşlı olarak gittiler her ikisi de Almanların, Fransızların karşısına.

Yani görünüş diliyle dostluk, kardeşlik ve uyuşma değil, uyuşmazlık götürdüler.

Türkiye'nin çıkarları da umurlarında değildi. Kendi karanlık düşüncelerince ustaca iş yapıyorlardı. Ama, Fransız Cumhurbaşkanı yutmadı, Alman Başbakanı yutmadı. Karşı çıktılar. Kendileri açık konuşmadıkları için onlar da açık konuşmadı:

"Türkiye'yi istemiyoruz!" dediler. "Sizin sımsıkı bağlı sıkma başınızı istemiyoruz yerine Türkiye'yi istemiyoruz dediler.

Bu kargaşa içinde, Tayyip'le Gül, Türkiye'de yapacakları Karanlık darbeyi yaptılar bile, Karanlık Şeriat yönetimine doğru yuvarlanıyoruz! Aşkolsun!

Kargaşa süreceğe benziyor!


 

Türk Dili Dergisi'nin 2009 Yaz Etkinlikleri

Eylül 2009'dan başlayarak dergimiz yazarlarını Datça-Palamutbükü halkı ve dinlencecileri ile buluşturuyoruz.

Beşer günlük dönemlerle dergimizin ozanlarını, öykücülerini, romancılarını, yazarlarını Palamutbükü halkı ağırlayacak.

İlk olarak Şair Arife Kalender ile Eleştirmen Mustafa Öneş bu çağrıya katılıyor. 31 Ağustos Pazartesi ile 5 Eylül Cumartesi arasında Palamutbükü'nde ağırlanacaklar.

Sonra (abecesel) sıra ile:

7 Eylül Pazartesi -12 Eylül Cumartesi arası Nevra Bucak, Tülay Ferah, Mehrizat, Aysel Tezer.

14 Eylül Pazartesi-19 Eylül Cumartesi arası Zeynep Aliye, Tansu Bele

Bayram haftasını izleyerek:

28 Eylül Pazartesi - 3 Ekim Cumartesi arası Nurullah Can, İnci Ponat...

Gelecek mevsimler boyunca etkinliğimizi, bütün bunları kurumlaştırarak sürdürmeyi düşünüyoruz.

Yüzlerce yazarımız bu etkinliklerden yararlanacak. Nuray Gök Aksamaz, Ömer Demircan, Sait Maden, Ayten Maden, Osman Bolulu, Ali Dündar, Hikmet Kurter, Süreyya Ülker, Yusuf Çotuksöken, Betül Çotuksöken, Öner Yağcı, Turgut Acar, Anais Martin, Fatma Gürel, Okan Baba, Osman Şahin, Osman Serhat... Daha öbür yazarlarımız, bütün yazarlarımız...

Arat Ovalı

Türk Dili Dergisi Yayınları için BURAYI tıklatınız...

 

E S K İ         S A Y I L A R

12345678910111213 14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 323334353637 38 39 40
41 42 43 444546 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60
61 62 63 64 65 66 67 68 69 7071727374757677787980
81828384858687888990919293949596979899100
101102103104105106107108109110111112113114115116117118119120
121122123124125126 127 128 129130131132 133 134

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »