25 08 2011

Yaşar KEMAL-İnce Memed 1

  Yaşar KEMAL-İnce Memed 1   Duvarın dibinde resmim aldılar Ak kağıt üstünde tanıyın beni Toros dağlarının etekleri ta Akdenizden başlar. Kıyıları döven ak köpüklerden sonra doruklara doğru yavaş yavaş yükselir. Akdenizin üstünde daima, top top ak bulutlar salınır. Kıyılar dümdüz, cilalanmış gibi düz kjlli topraklardır. Killi toprak et gibidir. Bu kıyılar saatlarca içe kadar deniz kokar, tuz kokar. Tuz keskindir. Düz, killi, sürülmüş topraklardan sonra Çukuro-vanm bükleri başlar. Örülmüşçesine sık çalılar, kamışlar, böğürtlenler, yaban asmaları, sazlarla kaplı, koyu yeşil, ucu bucağı belirsiz alanlardır bunlar. Karanlık bir ormandan daha yabani, daha karanlık! Biraz daha içeri, bir taraftan Anavarzaya, bir taraftan Os-maniyeyi geçip Islahiyeye gidilecek olursa geniş bataklıklara varılır. Bataklıklar yaz aylarında fıkır fıkır kaynar. Kirli, pistir. Kokudan yanına yaklaşılmaz. Çürümüş saz, çürümüş ot, ağaç, kamış, çürümüş toprak kokar. Kışınsa duru, pırıl pırıl, taşkın bir sudur. Yazın otlardan, sazlardan suyun yüzü gözükmez. Kışınsa çarşaf gibi açılır. Bataklıklar geçildikten sonra, tekrar sürülmüş tarlalara gelinir. Toprak yağlı, ışıl ısıldır. Bire kırk, bire elli vermeye hazırlanmıştır. Sıcacık, yumuşaktır. Üstleri ağır kokulu mersin ağaçlarıyla kaplı tepeler geçildikten sonradır ki, kayalar birdenbire başlar. İnsan birden ürker. Kayalarla birlikte çam ağaçları da başlar. Çamların birer billur pırıltısındaki sakızları buralarda toprağa sızar. İlk çamlar geçildikten sonra, gene düzlüklere varılır. Bu düzlükler boz topraktır. Verimsiz, kıraç... Buralardan Torosun karlı do- rukları ... Devamı

22 03 2011

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 8 (1990- 199

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini Taslağı 8 (1990- 1999) / Ali ŞAHİN ____________________________________________________________________ 1990 CUMALI, Necati: Uç Minik Serçem 1990 GÜLEN, Mehmet: İstanbul Kanatlı Ben 1990 K.(AKINÇ), Tarık Dursun: Ağaçlar Gibi Ayakta 1990 K.(AKINÇ), Tarık Dursun: Ağaçlar Gibi Ayakta 1990 KARAKUŞ, Hidayet: Uykusu Derin Şehir 1990 KARASU, Bilge: Gece 1990 PAMUK, Orhan: Kara Kitap 1990 PERİDE CELAL: Kurtlar 1991 AĞAOĞLU, Adalet: Ruh Üşümesi 1991 ALKAN, Erdoğan: Kör Oldum Veysel Oldum 1991 ALTAN, Ahmet: Yalnızlığın Özel Tarihi 1991 ANDAY, Melih Cevdet: Mavi Sokak(1958-59'da takma adla tefrika) 1991 ANDAY, Melih Cevdet: Meryem Gibi 1991 APAYDIN, Talip: Köylüler (TDİ-VD Üçlemeşi:3.Kitap) 1991 ARAL, İnci: Ölü Erkek Kuşlar 1991 BAHADINLI, Yusuf Ziya: Devekuşu Rosa 1991 BEHRAM, Nihat: Lanetli Ömrün Kırlangıçları 1991 BENER, Vüs'at O.: Bay Muannit Sahtegi'nin Notları 1991 BOZKURT, İsmail: Yusufçuklar Oldu mu? 1991 DÖLEK, Sulhi: Truva Katırı 1991 GÜNEL, Burhan: Baraka 1991 ILGAZ, Afet: AD Semud Meyden 1991 İLERİ, Selim: Mavi Kanatlarınla Yalnız Benim Olsaydın 1991 KARAKOYUNLU, Yılmaz: Üç Aliler Divanı 1991 MADRA, Ömer: Romanımla Sana Bir Ses 92 1991 ŞAHİN, Osman: Başaklar Gece Doğar 1991 UZUNER, Buket: İki Yeşil Su Samuru,Anneleri,Babaları ve Diğerleri 1991 YAŞAR KEMAL: Kanın Sesi (Kimsecik:3) 1991 YAVUZ, Hilmi: Fehmi K'nın Acayip Serüvenleri 1991 YURDAKUL, Ahmet: Bir Masal Akşamı 1992 AKAŞ, Cem: Suç ve Ceza 1992 ALATLI, Alev: Viva la Muerte/Yaşasın Ölüm(Orda KimseVar mı?1) 1992 ALATLI, Alev: Yaseminler Tüter mi?... 1992 ALBAYRAK, Sadık: İnsan Arayışı 1992 ANDAY, Melih Cevdet: Birbirimizi Anlayamayız 1992 ARAL, İnci: Ölü Erkek Kuşl... Devamı

05 03 2011

87 YIL SONRA ÖĞRETİM BİRLİĞİNİN NERESİNDEYİZ?

87 YIL SONRA ÖĞRETİM BİRLİĞİNİN NERESİNDEYİZ?                                                                                                             Mehmet SAZAK Osmanlı, Viyana bozgunundan sonra batı karşısında sürekli yenilerek toprak kaybetmesinin nedeninin, eğitimde geri kalmışlığından kaynaklandığını anlamıştır. Nitekim zorunlu ilköğretim Musevilerde M.S. 65 yılında, Batı ülkelerinde XVI-XVII. Yüzyıllarda benimsenmesine karşın, Osmanlı’da II. Mahmut, şehir ve kasabalarda yaşayan erkek çocuklar için 1824, kızlar için 1826 yılında ilköğretim zorunluluğu fermanını yayınlamıştır. Her konuda olduğu gibi, batıdan yaklaşık üç yüz yıl sonra verilen bu karar, ülkede yeterli okullaşma olmadığı için, uygulama alanı da bulamamıştır. 1839 Tanzimat fermanı ve 1845 Abdülmecit hattı hümayunuyla da okullaşma önemle ele alınmış, 1876 Anayasasına ve 1913 Tedrisat-ı İptidaiye Kanun-u Muvakkati’ne de (Geçici İlköğretim Yasası) ilköğretim zorunluluğu önemsenerek konmuştur. Bütün bu zorunluluk kararları ve önlemlere karşın, ülkede temel eğitim gerçekleştirilememiştir. 1942 yılında kabul edilen 4274 sayılı “Köy Okulları ve Enstitüleri Örgütlenme Yasası”nın 16. Maddesi İlkokullarda devamsızlığın kovuşturulmasına ilişkindir. Kırklı ve Ellili yıllarda, k&oum... Devamı

03 03 2011

Önay Yılmaz'dan 'Ölüm Deltası'nı konuştuk

06 Ekim 2011 Perşembe 19:25 Nobel Edebiyat Ödülü İsveç'e gitti Nobel Edebiyat Ödülü'nün bu yılki sahibi, İsveçli şair Tomas Tranströmer oldu. İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi'nin bugün İsveç Akademi Salonu'nda Peter Englund tarafından yapılan açıklamada, 2011 yılı Nobel Edebiyat Ödülü'nün İsveçli yazar Tomas Tranströmer'e verildiğini bildirdi. Englund, ''Şair Tranströmer'ün anlatımları bize gerçeğe yeni erişimler sağlar'' diyerek, şairin dünyanın en büyük şairlerinden biri olduğunu kaydetti. Orhan Pamuk kitapları ilk sırada  Bu arada İsveç'te Nobel Edebiyat Ödülü alan yazarlar arasında en fazla kitabı satılan yazarın Orhan Pamuk olduğu açıklandı. İsveç televizyonu SVT'nin internet sitesinde kitapçılardan alınan bilgilere göre, Orhan Pamuk Nobel Edebiyat ödülünü aldığı yıl 2006 yılında sonra yazarın 200 bin adet kitabının satıldığı bildirildi. İsveç'te Orhan Pamuk'un en fazla satan kitapları arasında ''Kar'' ile birlikte, ''İstanbul- Hatıralar ve Şehir'' başta geliyor. Orhan Pamuk'u diğer Nobel alan yazarlar arasında Perulu Mario Vargas Llosas ile İngiliz Doris Lessing izliyor.  Nobel Edebiyat ödülü alan yazarlar arasında kitabı en az satan yazarın ise İngiliz Harold Pinter ve İtalyan Dario Fo olduğu açıklandı. Son 50 yılda Nobel Edebiyat Ödülünü kazananlar:   -2010 Mario Vargas Llosa (Peru) -2009: Herta Müller, Alman -2008: Jean-Marie Gustave Le Clezio, Fransız -2007: Doris Lessing, İngiliz -2006: Orhan Pamuk, Türk -2005: Harold Pinter, İngiliz -2004: Elfriede Jelinek, Avusturyalı ... Devamı

03 03 2011

Kitap-lık Mart 2011 Sayısı Çıktı

Utanma, Antikacı ile Müşteri, Karanlık Derin Nefes Cem Uzungüneş     Cem Uzungüneş   Utanma Karanlıkta soyunan kadının utanması, karanlıktan korka korka karanlıktan, Allah’tan korka korka Allah’tan utanması, utanmasını arzusuyla bastıran. Soyunurken fısıltıyla konuşuyor blûzu, eteği, ve en son kan kokusu, kokusu  fısıltıyla bağırıyor, hadi ak ama akma daha tut biraz. Utansa da karanlıktan gözlerini kaçıramaz, gözlerini yumsa da kaçıramaz. Kadının içine girdim oradan söylüyorum Empati mi diyorsunuz oradan söylüyorum Onun gözleriyle onun bedeniyle onun ruhuyla. Soyunurken fısıldıyor elbiseleri, sabırsız ama telâşsız kokusu arzusu utanması. Yalnızlık ölüm kadar müstehcen. Yalnızlık arzuyla bastırılamaz. Ateşli kokulu karanlık bir yalnızlıkta soyunan kadın, karanlığın namusuna güvenen. Soyunsa da çıplak olamaz. Gözlerini karanlıktan kaçıramaz. Sarar onu bu kara çarşaf : kâinat karşısındaki yalnızlığın tesettürü bu, bu utanma, fısıltıyla bağıran bu utanma. Ocak 2011, Ankara     Antikacı ile Müşteri Bir gemiden kaçmıştı yüzlercesi, yeşil yaşlı bir papağan karşılıyor bizi. Gümüş şamdanlar, enfiye kutuları, sedef işlemeli eşya… bu loş ve serin ve matah dükkândayız içimizdeyiz. Bu oksitli zaman ile aramızda bir gerginlik var. Dışarısı, güneşli sessiz sokak. Papağanın camdan kıpırtısız bakıp ezberlediği (…) kavaklardan artmış eskimiş çok eskimiş bir ş sesi, çok eski yazların gölgeleri hışırdar içimizde bu dükkânda huşû huşû sesleriyle. Maun masaya (hop) bir kedi zıpp!lar, bize bakar. Hemen uyuklar, çağlar geçer, antikaların ya... Devamı

03 03 2011

TÜYAP BURSA 9. KİTAP FUARI

TÜYAP BURSA 9. KİTAP FUARI Fuar Etkinlikleri TÜYAP 9. Bursa Kitap Fuarı 5-13 Mart 2011 tarihleri arasında Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi'nde okurlarla buluşuyor. Tüyap Bursa Fuarcılık Anonim Şirketi ile Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğiyle düzenlenen fuar Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi'nde gerçekleşecek.225 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenecek fuarda söyleşi, şiir dinletisi, panel ve çocuk etkinlikleri gibi 65 etkinlik gerçekleştirilecek.Fuara İpek Çalışlar, Can Dündar, Ataol Behramoğlu, Oya Baydar, Nedim Gürsel, Feyza Hepçilingirler, Ahmet Telli, Zeynep Oral, Behiç Ak, Canan Tan, Melek Ulagay, Bilgin Adalı, Mine Soysal, Yekta Kopan, Mavisel Yener, Sevgi Özel, Işıl Özgentürk gibi pek çok değerli yazar, şair ve bilim insanı katılacak, dokuz gün süresince imza günlerinde okurlarıyla buluşma fırsatı bulacak.Kitap Fuarı kapsamında 8 Mart 2011 Salı günü TÜYAP çeşitli etkinliklerle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayacak. Gün boyu sürecek etkinliklerde panel, belgesel film gösterimi ve söyleşi gerçekleştirilecek. Girişin ücretsiz olduğu fuar 5-12 Mart 2011 tarihleri arasında 11.00-20.00, kapanış günü olan 13 Mart 2011 tarihinde ise 11.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. 5 MART 2011 CUMARTESİ CUMALIKIZIK SALONU Saat: 13.30-14.30 Söyleşi: 'Son Siyasi Gelişmeler ve Farklı Bir Atatürk'Konuşmacı: Hulki Cevizoğlu Düzenleyen: İnkılâp Kitabevi Saat: 14.45-15.45 Söyleşi: 'Yekta Kopan'la Söyleşi' Konuşmacı: Yekta Kopan Düzenleyen: Can Sanat Yayınları Saat: 16.00-17.00 Söyleşi: 'Sevgi Merkezli Çocuk Eğitimi' Konuşmacı: Vehbi Vakkasoğlu Düze... Devamı

03 03 2011

Zulme ve Tacize Ortak Olmak...

Zulme ve Tacize Ortak Olmak...  Zeynep Oral; Cumhuriyet, 03 Mart 2011 Öyle günler yaşıyoruz ki, isyan etmemek, karşı durmamak, zulme ortak olmaktan farklı değil... Dün “Balbay ve Özkan Tecritte” haberini okurken neler hissettiniz? Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’ın yazdıkları mektubun her satırında yargılanmayı cezaya, tutukluluğu işkenceye ve zulme dönüştüren zihniyete lanet etmediniz mi? O mektubu okurken biraz daha karanlığa gömülmediniz mi! Dehşeti her zerrenizde hissetmediniz mi? Siz de onlar gibi “Ankara’dan gelen emrin” intikam olup olmadığını sormadınız mı? Neden bu tecrit diye isyan etmediniz mi? Ankara’nın başka işi gücü yok, kimin hangi hücredye kalacağıyla mı uğraşıyor artık! Oha yani! *** Ne yana baksam zulüm devam ediyor. Daha önce de yazdımdı. Gazeteci, yazar Nevin Berktaş toplam 21 yılını hapishanede geçirdi. 12 Eylül faşizmini bire bir yaşadı. En ağır işkenceleri gördü. “Hayata dönüş” operasyonlarına rağmen yaşadı... Bu arada tahliye olduktan sonra ortaya çıktı ki 6 yıl fazladan hapis yatmış! Yaa, işte böyle: Yazması ne kolay, söylemesi ne kolay değil mi!.. Topu topuna altı yılcık fazladan yatıvermek! Durun, daha bitmedi! 12 Eylül uygulamalarını, zulmünü, işkenceyi, hücreyi, yani kendi yaşadıklarını yazdığı kitabı “İnancın Sınandığı Zor Mekânlar: Hücreler” yüzünden Nevin Berktaş yeniden cezaevinde. Kitap, Nisan 2000’de toplatılmıştı. Kitap hakkında da dört ayrı dava açıldı. Üç dava dosyası kapandı. Dördüncüsünün sonucu, “örgüt propagandası” gerekçesiyle Nevin Berktaş yine hapiste! Hani 6 yıl fazladan yatmıştı ya içerde, ona saysalar ya! Yoo olmaz! O başka bu baş... Devamı

03 03 2011

Behçet Necatigil Hakkında Yazılanlardan Seçmeler

Behçet Necatigil Hakkında Yazılanlardan Seçmeler Hakkında Yazılanlardan Kitaplar • Behçet Necatigil ve Edip Cansever Üstüne (Hüseyin Cöntürk, Kardeş Matbaası, 1964) • Behçet Necatigil: Hayatı, Sanatı ve Eserleri (Nurullah Çetin, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, 1997) • Kırık İnceliklerin Şairi: Behçet Necatigil (Selim İleri, Kaf Yayıncılık, 1999) • Çok Şey Yarım Hâlâ (Ayşe Sarısayın, YKY, 2001) • Kültür, Dil, Kimlik - Behçet Necatigil'in Şiir Dünyası (Rahim Tarım, Özgür Yayınları, 2002) • Dar Vakitlerde Geniş Zamanlar - Behçet Necatigil'in Şiiri (Yılmaz Taşçıoğlu, 3F Yayınevi, 2006) • Kare-Deniz, "Doğumunun 90. yılında Behçet Necatigil'e Armağan" (Hasan Akay, 3F Yayınevi, 2006) • Şair ve Öğretmen Kimliğiyle Behçet Necatigil (Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, Akçağ Yayınları, 2006)   Yazılardan • Selim İleri (Aralık 1980) • Selma Esemen - Ayşe Sarısayın (Mart 1984) • Yüksel Pazarkaya (1987) • Doğan Hızlan (3 Ocak 1988) • Mehmet H. Doğan (1 Aralık 1989) • Hilmi Yavuz (16 Mayıs 1991) • Oktay Akbal (5 Eylül 1993) • Fethi Naci (18 Mayıs 2000) • Huriye Necatigil (11 Nisan 2004) • Ülkü Ayvaz (16 Nisan 2004) • Egemen Berköz (13 Aralık 2004) • Haydar Ergülen (15 Aralık 2004) Selim İleri'den, "Behçet Necatigil" Kırık İnceliklerin Şairi Selim İleri, Behçet Necatigil'in yayımlanmış 14 şiir kitabındaki şiirleri tek tek ele alıyor, değerlendiriliyor "Kırık İnceliklerin Şairi: Behçet Necatigil" kitabında. Bu sevimli, küçük, sıcak kitabı hangi şiirsever, hangi şair görmemezlikten gelebilir ki! Gültekin Emr... Devamı

16 08 2010

Erdoğan'a 'soy' cevabı

Erdoğan'a 'soy' cevabı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a cevap gecikmedi: Eğer sen insanların soyuyla uğraşıyorsan eline bir tane pergel, cetvel al. Gel benim kafatasımı da ölç. Buna da benim itirazım olmaz. AA   Safranbolu- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün bölge ziyaretleri kapsamında Karadeniz'in Karabük ilçesi Safranbulu'da daha sonrada Kastamonu ve Sinop şehirlerinde yurttaşlara seslendi. Konakladığı Safranbolu'daki otelde, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. ''Türkiye'nin her bölgesini ziyaret ediyorsunuz. Karşılaştığınız en temel sorunlar nelerdir'' sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: ''Anadolu'yu karış karış geziyorum. Toplumun her kesiminde ciddi sorunlar var. Çiftçiler, ürünlerinin karşılığını alamıyor. Esnafta sıkıntı var. Esnaf siftah yapamaz hale geldi. Kamyoncular, mazot fiyatlarından şikayetçi. Mazot yerine araçlarına zarar vermesine rağmen yağ kullandıklarını söylüyorlar. Her tarafta karşılaşılan temel sorun işsizlik. Özellikle genç işsizler, atanamayan sorunu var. 300 bin öğretmen atama bekliyor.'' 'Gandi'ye benzemek güzel' Kılıçdaroğlu, Gandi'ye benzetildiğini, bu durumu nasıl karşıladığının sorulması üzerine ''Çeşitli yakıştırmalar yaptılar. Zaten sayın Başbakan da bazı yakıştırmalar yapıyor. Ben hiçbirisinden alınmıyorum. Gandi, dünya siyaset tarihinin önemli isimlerinden biri. Şiddete başvurmadan ülkesine bağımsızlık kazandırdı. Sanırım şiddeti sevmediği için de beni ona benzetiyorlar. Gandi'ye benzemek güzel'' dedi. CHP lideri, başbakan olması durumunda ilk ziyaretini Hindistan'a yapıp yapmayacağının sorulması üzerine, ''Genelde ilk z... Devamı

15 08 2010

"En büyük darbe ile karşı karşıyayız"

"En büyük darbe ile karşı karşıyayız" DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Anayasa değişiklikleri eğer kabul görürse Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Hakimler Kurulu'nun "Abdullah Gül-Tayyip Erdoğan" ikilisinin eline geçeceğini belirterek, "Demokratikleşme sürecinde bugüne kadar gördüğümüz en mühim darbe ile karşı karşıyayız" dedi. ANKA   Ankara- Hüsamettin Cindoruk, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısı ile referandum çalışmalarını başl. Burada yaptığı konuşmada, iktidar ve ana muhalefetin referandum propagandasını eleştiren Cindoruk, Anayasa Paketi ile ilgili siyasi mücadelenin giderek sertleştiğini, rayından uzaklaştığını söyledi. "Bir havuz muhabbetidir gidiyor. Sanki Anayasa paketi havuza düştü" diyen Cindoruk, ortada bir seçim olmamasına karşın tartışmanın boyutlarının seçim kampanyasına dönüştüğünü belirtti. Önceki tarihlere yapılan referandum sonuçlarına bakıldığında, referandum sonuçları ile seçim eşiği birbirine tekabül etmediğine dikkat çeken Cindoruk, "O nedenle bu hükümetin referandumdan bir seçim başarısını beklemesini garipsiyorum ve yanlış buluyorum. Bu referandumda iktidarın tekrara mecliste çoğunluk sağlaması için en az yüzde 60-65 'evet' oyunun çıkması gerektiği anlaşılıyor. Ama böyle bir ortam yok. Bunu bir seçim yarışına çevirmek anlamsız" diye konuştu.   İktidar yargıyı yürütmek istiyor Referandumda "Niçin hayır?" diyeceklerini anlatan Cindoruk, tek partinin Anayasa değiştirmesini ayıpladığını, bugünkü Anayasa değiştirme metodunun, Anayasa hukukuna göre teamüle de aykırı olduğunu kaydetti. Anayasa değişikliklerinin nitelikl... Devamı

28 06 2010

Erol Toy ile 'Obadan Ulusa-Geçmişin İzi Geleceğin Özü-Bade H

Erol Toy ile 'Obadan Ulusa-Geçmişin İzi Geleceğin Özü-Bade Harab'ın ilk cildini konuştuk   'Umut, insan ve isyan tükenmeyecek' Yazar Erol Toy'un üç ciltten oluşan 'Bade Harab' dizisinin ilk cildi Obadan Ulusa-Geçmişin İzi Geleceğin Özü-Bade Harab I, Oğuz boylarının birleşerek bir imparatorluğa doğru yol almasını ve Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun kuruluşunu anlatıyor. İlk ciltte, 960'ta Cend'de toplanan Oğuz kurultayının, Oğuz boylarını tek bir din çatısı altında birleştirmesi öyküleştiriliyor. Bade Harab dizisi gözden geçirdiği belgelerle, içinde bulunduğu ortamı karşılaştıran İbni Bibi'nin kendi kendisiyle hesaplaşmasıyla gelişiyor ve kurulacak imparatorluğa adını veren Selçuk Bey'in babası Kınık beyi Dokak'ın, Oğuz yabgusu Beygo'ya başkaldırısıyla devam ediyor. Yapıtı okurken o dönemde yaşananlarla Cumhuriyet tarihimiz arasındaki benzerlikler göze çarpıyor. Toy ile Obadan Ulusa-Geçmişin İzi Geleceğin Özü-Bade Harab I üzerine söyleştik. Gamze AKDEMİR -Oğuz Kurultayı dinleri inceliyor ve o dönem için etkisini dayatabileceği en zayıf egemenlik İslamiyet. Yetmiş bin oymak, kurultay kararıyla aynı anda Müslüman oluyor ve yolculuk başlıyor. Oryantalize ritüeller dünyasından materyalizme olumlu-olumsuz tüm imleriyle gelgit biçemde, şaşaalı bir izlekte masal gibi, deyiş gibi, mit gibi tarihten ibret kesitler. Divanlarda yuvarlak masa teatileri, tilki politikaları... Ulular, hanlar, kaanlar, kurultaylar... Halifesi, veziri, elçisi, bilgesi hani lafın binbir ebesi... Dicle'si, Fırat'ı, İrem Bağları, Ceyhun, Seyhun'u, Bağdat'ı... Tümüne yer yetmeyeceğine göre milatları sormalı en önce' - Geçmişimizin bin yılında,... Devamı

27 06 2010

İlhan Selçuk'u Kaybettik

  İlhan Selçuk'u kaybettik Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk'u kaybettik. Bir süredir Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi'nde tedavi gören Selçuk saat 13.15'de çoklu organ yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi. İlhan Selçuk için Çarşamba günü İstanbul'da veda töreni yapılacak. Selçuk, Hacıbektaş'ta Çilehane bölgesindeki Yıldızlar Mezarlığı'nda defnedilecek. Cumhuriyet Haber Portalı İstanbul- Selçuk’un ölümü Cumhuriyet ailesini yasa boğdu. Cumhuriyet çalışanları gruplar halinde Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi’ne gittiler. Yarım asırdır  Cumhuriyet’te köşe yazarlığını sürdüren Selçuk, aynı zamanda gazetenin Yayın Kurulu Başkanı'ydı. Berin Nadi'nin 2001 yılında  ölümünün ardından Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz sahipliği görevini üstlenmiş, gazetesinin yaşatılabilmesi için yıllarca mücadele  vermişti. FOTO GALERİ İÇİN www.cumhuriyet.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz. Cumhuriyet okuru ona "Aydınlanmanın Bilgesi" adını takmıştı. İlhan Selçuk Atatürk ilkelerinin savunucusu bir devrimci ve yurtseverdi. Adı Cumhuriyet Gazetesi'yle özdeşleşen İlhan Selçuk Cumhuriyet okurunun her sabah bir pusula gibi doğru yönü gösterdiği inancıyla izlediği bir yazardı. İlhan Selçuk 11 Mart 1925'te İzmir'de doğdu (Nüfusunda Aydın yazılı). Babası subaydı. Bu nedenle Aydın'da başlayan, Yıldızeli ve Keskin’de süren, Şişli 43. İlkokul’da tamamlanan ilköğreniminin ardından, ortaokul ve liseyi İstanbul Taksim, Silifke ve Adana’da okudu. 1950'de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Kısa bir sü... Devamı

18 05 2010

Kılıçdaroğlu'na destek artıyor

Kılıçdaroğlu'na destek artıyor CHP İl Başkanları toplantısı başladı. Toplantıda Deniz Baykal'ın gönderdiği mesaj okundu. Toplantıda "Kemal Kılıçdaroğlu'na destek çıkalım" görüşü öne çıkıyor. AA / ANKA Ankara- CHP Genel Başkanlığı için kritik önem taşıyan İl Başkanları toplantısı parti genel merkezinde Genel Başkanvekili Cevdet Selvi başkanlığında başladı. Sav toplantıda Bu arada dün, CHP Merkez Yönetim Kurulu(MYK) tarafından, Kemal Kılıçdaroğlu'nu desteklediği gerekçesiyle istifaya davet edilen Genel Sekreter Önder Sav, toplantıya ilk gelenler arasındaydı. Toplantıya Baykal dışındaki diğer MYK üyeleri de tam kadro katılıyor.   Baykal'dan mesaj İl Başkanlarına okunan mesaj şöyle: "Bugün gerçekleştirmekte olduğunuz il başkanları toplantısının tarihi bir önem taşıdığını biliyorum. CHP'nin haksız ve hukuksuz saldırı ve suçlamaların hedefi olarak seçildiği, komploların tezgahlandığı bir ortamda gerçekleşecek olan kurultayımıza sizler yön vereceksiniz. Bu ortamda üzüntü verici gelişmelerin yaşandığı, bazı acı siyaset tablolarının kendini gösterdiği, siyasi ve ahlaki ibret manzaralarının ortaya çıktığı açıktır. Bu durumun partililerimiz arasında ilişkileri zedeleyecek, parti görevlerimizi, sorumluluklarımızı engelleyecek bir ayrışmaya dönüşmemesini sağlamak, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu anlayış içinde ben il başkanlarımızdan CHP'nin birliğini, bütünlüğünü gözetecek bir dayanışma içinde yeni yönetimin oluşmasına el birliği ile destek olmalarını, katkıda bulunmalarının bekliyorum. Gün ağlaşma ve hesaplaşma günü değildir. Tarih karşısında hepimiz bir büyük ahlak ve siyaset sınavı veriyoruz.... Devamı

09 05 2010

56. Sait Faik Hikâye Armağanı Sonuçlandı

56. Sait Faik Hikâye Armağanı sonuçlandı   Sait Faik, Aslı Erdoğan’ın   Ödül, “çağımızın dilsiz tanıklığını mekânın, bedenin ve imgenin içinden dokuyarak evrensel insanlık acılarını seslendirmekte gösterdiği ustalık” nedeniyle, “Taş Bina ve Diğerleri” adlı kitabıyla Aslı Erdoğan’a verildi.   Kültür Servisi - Darüşşafaka Cemiyeti ve Yapı Kredi Yayınları tarafından düzenlenen 56. Sait Faik Hikâye Armağanı’na “Taş Bina ve Diğerleri” adlı yapıtıyla Aslı Erdoğan değer görüldü. Doğan Hızlan başkanlığında toplanan Hilmi Yavuz, Füsun Akatlı, Nursel Duruel, Jale Parla, Murat Gülsoy ve Beşir Özmen’den oluşan seçici kurulun gerekçeli kararında, “Seçici kurul, 56. Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, ‘çağımızın dilsiz tanıklığını mekânın, bedenin ve imgenin içinden dokuyarak evrensel insanlık acılarını seslendirmekte gösterdiği ustalık’ nedeniyle ‘Taş Bina ve Diğerleri’ adlı kitabıyla Aslı Erdoğan’a vermeyi uygun görmüştür” denildi. Aslı Erdoğan ödülünü, 11 Mayıs Salı günü saat 18.30’da Yapı Kredi Kültür Merkezi Sermet Çifter Salonu’nda düzenlenecek törenle alacak.   Öte yandan, Sait Faik, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Ada Dostları’nın birlikte düzenledikleri bir etkinlikle 16 Mayıs Pazar günü Burgazada’da anılacak. Saat 12.00’de Sait Faik Alanı’ndaki büstü önünde başlayıp Adalar Su Sporları Kulübü’nde devam edecek etkinliğe konuşmacı olarak Tahsin Yücel (Onur Konuğu), Enver Ercan, Perihan Ergun, Ali Fuat Tolga, Ahmet Çakaloz, Mihriban Aslan Büyük, Levent Yapraklı, Sal... Devamı

09 05 2010

Al Sana Aziz Nesin / Yılmaz ÖZDİL

Al sana Aziz Nesin Yılmaz ÖZDİL; Hürriyet, 06.05.2010 1925’te, Atatürk henüz hayattayken çıkarılan bir kanun var, “banknotlarda cumhurbaşkanının resmi olacak” diyor... Yani, İsmet İnönü’nün Atatürk’ün resmini çıkarıp, kendi resmini koyması filan söz konusu değil... Cumhurbaşkanı’nın resmidir o paralara konan.   * Buna rağmen, İsmet İnönü’ye vuruyor Başbakan... Aziz Nesin’in “Ey Türk Faşisti” yazısını kanıt olarak gösteriyor. * Halbuki, Aziz Nesin’in “ey faşist” diye seslendiği kişi, İsmet İnönü değil... Solcu Tan Gazetesi’ne baskın düzenleten CHP’nin o günkü İstanbul Müfettişi Alaaddin Tiritoğlu. * Diyeceksiniz ki: “E iyi ya işte...” * İyi de... * Süleyman Demirel katıldı o baskına, kendisi anlattı... Bunların partisinden milletvekili adayı olan Turgut Özal katıldı. İtiraf etmedi ama, katıldı diyenleri yalanlamadı, bunların elini öptüğü hocaları, Necmettin Erbakan katıldı. İTÜ öğrencileri ağırlıktaydı çünkü... Ayrıca, bu arkadaşların ha bire şiirlerini okuduğu Necip Fazıl Kısakürek de, gazeteyi basmaya gidenleri Vakit Gazetesi’nin balkonundan alkışlamıştı... Zaten, gazeteyi yağmalayanların bazıları, sonradan, “biz onların devamıyız” dedikleri Demokrat Parti’den milletvekili oldu! * Bağımsız Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’nin kucağına oturtulması operasyonunun ilk işaret fişeklerinden biriydi o gazete baskını... Aziz Nesin’in isyanı, bunaydı. * Demirel bastı. Özal bastı. Erbakan bastı. Necip Fazıl alkışladı. ABD’ye gitme rekoru kırdı... Hâlâ “İnönü” diyor. * ... Devamı

09 05 2010

YİTİK GÖL ROMANI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

YİTİK GÖL ROMANI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Nail UYAR                         Yitik Göl, Ahmet Günbaş'ın (İmbat Yayınevince) bu yılın (2008) başında yayınlanan romanının adıdır. Roman "Gecenin ıssızlığı nehir gibidir. Alır götürür sizi kıvrımlarıyla. Yine de hangi denize karışacağınız belli değildir."   Cümleleriyle başlıyor.  Bence bu roman -daha şimdiden- Türk edebiyatı klasiklerinin gençlik romanları arasında yerini almalıdır. Bir anı-roman kitabı bu denli güzel olur ve insanı bu denli sarar. Orhan Kemal'in baba evinden sonra okuduğum en güzel anı-roman kitaplarından biridir desem, kesinlikle abartmış olmam. Kitabın bir çok yerinde kendimden de bir şeyler buldum. Beni kırk yıl öncesine alıp götürdü kitap. Gözümün önünde çocukluğum canlandı. Çocukluğumuzda yaşadığımız dönemi gelenekleriyle, görenekleriyle, adetleriyle, oyun çeşitleriyle, komşuluk ve dostluk ilişkileriyle ne de güzel anlatmış Günbaş. İzmir'in yakın geçmişteki (kırk-elli yıl önceki dönemini kastediyorum) kent dokusunu bilmek isteyenlerin öğreneceği çok şeyler var bu kitapta. İnsani ilişkilerin dostlukların iyice körelmeye, yok olmaya başladığı şu günlerde bu roman bir kez daha insani ilişkiler açısından büyük önem taşıyor. Günümüzde (apartmanlarda) merdivenlerde karşılaştığımız (sözde) komşularımızın selamsız sabahsız geçtikleri bir dönemde geçmişe nasıl özlem duymayız? İnsan kitabı bitirince hayıflanmadan edemiyor. Natüralizmle romantizm, sosyolojiyle psikoloji iç içe bu anı-romanda. Romanı  bu denli akıcı kılan belki de  bu... Devamı

09 05 2010

PARASIZ YATILI'DAN SEVDA DOLU BİR YAZ'IN SAYFALARINA

PARASIZ YATILI'DAN SEVDA DOLU BİR YAZ'IN SAYFALARINA Parasız Yatılı'yı ilk kez 1974'te okuduğumu anımsıyorum. Lisedeki edebiyat derslerinin sıkıcılığından uzaklaşmak için, kendime düşsel bir ada yaratmıştım; "gerçek edebiyat adası". Varlığıyla beni kalıpların, birörnekliğin dışına çıkaran, edebiyat derslerindeki alıştığımız ezberi bozan, içimdeki başkaldırı duygusunu, insan sevgisi ve sanatın evrensel güzellikleriyle dengeleyen bir adaydı bu. Füruzan'ın Parasız Yatılı'sı o adada ilk kez yerini aldığında gözlerimin, aklımın ve yüreğimin başka bir öyküleme ve yazın anlayışıyla buluştuğunu fark etmiştim. İlk cümle, daha önce okumuş olduğum öykülerin cümlelerine benzemiyordu: "Sabah eskimişliğin buzulları burnuma dek geliyor." (Sabah Eskimişliğin, Çok çarpıcıydı. "İşte" diyordu sanki bir ses; "İşte farklı, ayrıksı, sıra dışı öykü metinleri; daha öncekilere hiç benzemeyen.  Anla ve hisset bu öykülerin evrenini." Daha o zamanlar, anlayıp çözümlemeye çalışarak okumuştum Füruza'ı: "Çocuğun kirpikli çocuk gözleri vardı. Yemek yediği iskemlenin üzerinden inip kediye gitti. Kedi sobanın yanında kedileşip duruyordu." "Bana, gençliğinizde sizin de yaşadığınızı söylediler. Sonradan edindiğiniz ölü kabuklarınız yokmuş. Güzelim bir kadınmışsınız üstelik. Sizi de kırdılar mı?" "Gidiyor musunuz? Güle güle.  Kapıyı iyice kapayın. Sizden üşüdüm..."(Özgürlük Atları) İçine doğdukları dilin olanaklarını genişletenler, dünyaya dilin içinden bakarken sözcüklere ve ifadelere yeni ufuklar ve yaratıcı açılımlar kazandıranlar kuşkusuz, şair ve yazarlardır. Füruzan, dile verdiği ... Devamı

09 05 2010

İki Ortak Şiir: Hrant Ve Seyfi Turan Şiirleri

HIRANT İÇİN ŞİİR Şairler Kardeşleri Hrant Dink İçin Ağlıyor Türkçe'nin 73 şairi, 19 Ocak günü sinsice, korkakça işlenen organize bir suikaste kurban edilen kardeşleri, cesur aydın, iyi gazeteci, mükemmel hayat arkadaşı, baba, dede ve Türkiye'nin iyi kalbi Hrant Dink'in ardından dizelerini buluşturdu. "Yetimler Ağıdı", kardeşliğin, eşitliğin, özgürlüğün övgüsü; susturulmaya karşı koyan Türkiye'nin, faşist katillerden korkup sinmeyen yurttaşların, tarihiyle yüzleşmekten çekinmeyen berrak zihinlerin kederli ve ama teslimiyetten son kertede uzak sesi, acı ile karılmış gür fısıltısıdır.    yetimler ağıdı bunu sana nasıl söylerim hata benim günah benim suç benim dünyalar içinde dünyalar sevgilim ateşten çıkardım baktım uzunca kendimdi bir de başımın üstünde yok bir ülke; kendimdi dilim yola düştü pupa yelken pınarlarım yas içinde, hey hey yüzümde kan kalmadı kuraklık can alıyor bir yandan, dan! bir travmam var kenarı hâreli yine hâreli geçti yine zulüm beni meydan başaklarım kanıyor uzun bir yürüyüşüm ben; bakın anlarsınız yol yorgunu gözlerimden şiircebimden beslenen tedirgin güvercin dayamış gagasını yavrusununkine eyvah ki hrant, bir vakitte göğerçinleri yemlemişti, seninki! kanı gördük okul dönüşünde ders kitaplarında seslere karşı çok ilgiliyiz de ondan seslerden olur ölümümüz sonra büsbütün çıkarız raydan, her vagon kendi cehennemine kalbimiz doludizgin, kimse avutmasın içimizdeki tren düdüklerini toprak insana gömülüyor, b... Devamı

24 04 2010

İzmir Kitap Fuarı 15 yaşında

İzmir Kitap Fuarı 15 yaşında RK; 16/04/2010 Bu yıl 17-25 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek İzmir Kitap Fuarı’nın ayrı bir önemi var. Ege’nin en önemli kitap fuarı 15’inci yaşını kutlayacak. Fuar her yıl olduğu gibi Uluslararası İzmir Fuar Alanı’nı mesken tutacak. Yaklaşık 300 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katıldığı fuarda konferans, söyleşi, panel, şiir dinletisi gibi 130 kültür etkinliği yer alıyor. Bu özel yılın onur konuğu ise ellinci sanat yılını kutlayan şair, çevirmen, dil bilimci Yüksel Pazarkaya. 15. İzmir Kitap Fuarı, dokuz gün süresince yüzlerce yazarı okurlarıyla da buluşturacak. Füruzan, Tahsin Yücel, Doğan Hızlan, Gülten Dayıoğlu, Turgut Özakman, Oya Baydar, Ahmet Telli, İnci Aral, Enver Ercan, Nihat Behram, Ataol Behramoğlu, Mavisel Yener, Ayla Kutlu, Muzaffer İzgü, Muazzez İlmiye Çığ gibi pek çok yazarla imza günleri ve etkinliklerde buluşmak mümkün olacak. Fuarın bu yıl bir de sürprizi var. 23 Nisan, TÜYAP Çocuk Kulübü bünyesinde kutlanacak. Çocuklara özel 20’ye yakın kültür ve edebiyat etkinliği üç gün boyunca takip edilebilecek. Ayrıca 15. İzmir Kitap Fuarı dört sergiye ev sahipliği yapacak. Kemal Buluş’un çizdiği yazar portrelerinden oluşan bir karikatür sergisi, iki fotoğraf sergisi ve Allianoi kazısının aşamalarını günışığına çıkaran sergi fuar süresince gezilebilecek. Daha fazla bilgi için: www.izmirkitapfuari.com  ETKİNLİK PROGRAMI 17 Nisan Cumartesi Konferans Salonu I 13.00-14.00 “Orhan Kemal’in Yaşamı ve Yapıtları” Işık Öğütçü 14.15-15.15 “Çağdaş Türk Romanı ve Sonucu” Tahsin Yücel, Turhan Günay 15.30-16.30 “İzmir Kitap Fuarı 15 Yaşında” Y... Devamı

02 01 2010

ORHAN KEMAL 2010 ÖYKÜ ÖDÜLÜ

ORHAN KEMAL 2010 ÖYKÜ ÖDÜLÜ Çukurova Edebiyatçılar Derneği tarafından düzenlenen ve Ceyhan Belediyesinin katkıda bulunduğu Orhan Kemal Öykü Yarışmasının 2010 yılı başvuruları başlamıştır. Yarışma, Orhan Kemal anısına düzenlenmekte ve yazın dünyasına öykü dalında özgün yapıtlar kazandırmayı amaçlamaktadır. Öykülerin kitap halinde yayımlanmamış ve daha önce başka bir yarışmaya katılmamış olması ön koşuldur. Bu yönde bir saptama ödülün geri alınması nedenidir. YARIŞMA KOŞULLARI 1-) Öyküler 12 punto, 6 kopya, bilgisayarda iki aralıklı yazılmış olacak, en az 50, en fazla 65 sayfadan oluşan dosya halinde gönderilecektir. 2-) Öykülerin yazılı olduğu dosyanın sağ üst köşesine büyük harflerle RUMUZ yazılacak, gerçek ad ve soyadı belirtilmeyecektir. Ayrıca üstünde RUMUZ yazılı kapalı bir zarfa yazarın özgeçmişi ve iletişim bilgileri yazılıp, dosyaya eklenecektir. Aksi durumda öyküler değerlendirmeye alınmayacaktır. 3-) Yarışmanın Seçici Kurulu: İnci Aral Hasan Özkılıç Zeynep Aliye Kemal Gündüzalp Zafer Doruk 4-) Son başvuru tarihi 12 Şubat 2010 Cuma akşamına kadardır. 5-) Sonuçlar 2010 Nisan’ının son haftasında açıklanacaktır. 6-) Ödüller: 1. ödülü 1000 TL. 2. ödülü 750 TL. 3. ödülü 500 TL. Ç.E.D. Özel Ödülü: Plaket ve kitap seti 7-) Öykü dosyalarının gönderileceği adres: Çukurova Edebiyatçılar Derneği (ÇED) Cemal paşa Mah. 7 Sk. Karabucak İş Merkezi Zemin Kat. No 90 (015073) Seyhan/Adana (Tel: 0536.854 12 79 e-mail: halisetekbas@hotmail.com) ile bağlantı kurulabilir. Halise Tekbaş Başkan Çukurova E... Devamı

31 10 2009

2009K Kurtuluş Yolu, Fikri Uzun

KURTULUŞ YOLU     Kitabın Orjinal Adı:KURTULUŞ YOLUYayınevi:YALIN SES YAYINLARIYazar:FİKRİ UZUN Kategori:EDEBİYAT-EDEBİYAT - DİĞER Piyasa Fiyatı:10,00 - TLİndirimli fiyat :10,00 - TLISBN No :9789944305457Barkod No :9789944305457Sayfa Sayısı :176Temin Süresi :GünBoyutları:135-195Kapak Cinsi :KARTONBasım Tarihi :2009-9 Özentiden değil gerçek. Gün, ay, yıl olarak, doğum tarihim belli değil. Kastamonu, merkez Ortaköy’de, Anamın deyişine göre; “Yaprak kesiminde” doğmuşum. “Yaprak kesimi zamanı” temmuz, ağustos aylarına denk geliyor. Nüfus cüzdanıma bakılırsa, doğum tarihim:15 Ağustos 1945. İlkokulu bitirdiğim yıl, diploma alabilmem için zorunluluktan nüfusa kaydım yapıldı. Ağabeyim: “Askere geç gitmen için, yaşını küçük yazdırdım” demişti. Köyümüze daha okul yapılmadan, okuma yazmayı, babamın önerisiyle mahalle mektebinde mahalle mektebinin hocasından öğrendim. Başka çocuklara da öğrettim. İlkokulu köyümde okudum. Ortaokula, Nevşehir “Muhtelif Gayeli Ortaokulunda” başladım. Babamın ticaretle uğraşması nedeniyle, daha çocuk yaşta yurdun değişik yerlerini gezdim. Çeşitli kültürlerle tanıştım. Orta öğrenimi yıllarımda, Kastamonu-Nevşehir arasında gittim geldim. Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü mezunu, Felsefe Öğretmenim Hacı Küçükkaraca’nın: “Amerikan barış gönüllüleri yerine, yurdumuzun en ücra köşelerine gidip, bu memlekete sizler hizmet edeceksiniz” tembihi üzerine; Kastamonu Gölköy Öğretmen Okulunu dışarıdan bitirdim, öğretmen oldum. Yirmi altı yıl öğretmenlik yaptım. Öğretmenliğimin yarıyıllarından beri, yerel Kastamonu Gazetesinde köşe yazıları yazdım. Toplumun düşünce ve tasalarını gazete k... Devamı

31 10 2009

Gizli Belgelerle.. . / UĞUR MUMCU

Gizli Belgelerle.. . / UĞUR MUMCU(Cumhuriyet Gazetesi -   01.04.1984) Şu olaylara bakın: ABD Dış İlişkiler Komisyonu, Türkiye'ye yapılacak askeri yardımı Kıbrıs konusunda verilecek bir ödüne bağlıyor. Bu yapılırken, ABD Kongresi'nde 24 Nisan tarihinin "Soykırım Günü" olarak ilanı için önergeler veriliyor. Fransa'da ise soykırım savlarının ders kitaplarına konması için hazırlıklar yapılıyor. Aynı günlerde, Ermeni terör örgütleri eylemlerini sürdürüyor. Bütün bunlardan sonra ABD yönetimi uluslararası terörden söz edebiliyor. 24 Nisan tarihi soykırım günü olarak ilan edilecekmiş. Sanki ABD'nin Vietnam'daki, Fransa'da, Cezayir'deki insanlık suçlarını unutturdular. Sanki ABD yönetimi, Şili'de halkoyu ile seçilmiş Devlet Başkanı Allende'nin CIA darbesi ile devrilmesinin hiç anımsanmayacağı nı sanıyor. Sanki ABD'nin Grenada'ya, daha dün kadar yakın bir zamanda Fransa'nın Çad'a asker göndermelerinin hiç ama hiç akla gelmeyeceği düşünülüyor.   Ermeni olayını, bugün için uluslararası terörün bir parçası olarak görüyor ve bunun için bütün devletleri ortak bir savaşa çağırıyoruz. Yok eğer Ermeni sorununun dünü, önceki günü karıştırılırsa, Amerikalı dostlarımız bundan hiç hoşnut kalmazlar.   İsterseniz, bu konuda birkaç tarihsel belgenin satır başlarını aralayalım:   İngiliz Kraliyet Matbaası tarafından basılan Birinci Dünya Savaşı ile ilgili gizli belgeler, Erol Ulubelen tarafından Türkçe'ye çevirilmiş, önce Doğan Avcıoğlu'nun yönetimindeki Yön dergisinde yayınlanmış, daha sonra kitap olarak basılmıştır. İkinci basımı Çağdaş Yayınları tarafından yapılan "İngizliz Belgeleriyle Türkiye" kitabında, Birinci D&... Devamı

31 10 2009

Can Yanığı / Sevda Zeynep Karadağ

Can Yanığı bir yara en derin günündeykenen ücra odalardayken ışıksolmuşken eski bir yaz sonrasıadım hercaiçıkarıp kendimi sizdenboşluğa asmaktayımzaman dalında kurtlanan kirazince bir sızıya saklanır gibi gizlidenbinlerce sesbinlerce suretyaslanır gibiyken omzumaunuttuğum bir şey var-ne zamandır aklımda-küçük bir ukde belkibelki yarım kalan bir hesaphiç biri değil belki de –olsun-almaya geldimokurken uyukladığınız hayat –benim-kurşun bir ayraçla bölüp tam ortasındanbir türlü bitiremediğinizvedalarayrılıklarkendine hayrı olmayan hoşçakallar-bunlarda benim-ben ki zincire son halkayımdünyadan ağırbir kıvılcım kadarım can yanığısürme çekmekteyim kör noktalarınızakoynunuza zehrini tomurcuğunve sizden aldıklarımla şimdikendimi bir şey sanmaktayımSevda Zeynep Karadağ Devamı

31 10 2009

“KAYIP İKLİMLER”DE HÜSEYİN YURTTAŞ’IN ŞİİR

“KAYIP  İKLİMLER”DE  HÜSEYİN  YURTTAŞ’IN  ŞİİR  EVRENİ                                                                                           Bahri KARADUMAN                                                                                       bahrikaraduman@hotmail.com        “Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını göremeyeceksiniz.” demiş Sait Faik Abasıyanık. Usta ozan Hüseyin Yurttaş  da o “günün biri” gelmeden  son yapıtı Kayıp İklimler’le “körpe kır çiçekleri”nin çığlığını sunuyor okura. Yağmur çiselediğinde toprağın toprak gibi kokmadığı, böceklerin gün ışığına kanat açmadığı, “demirin pasını, bacanın isini” yaşamak zorunda bırakıldığımız güvenden uzak bu dünyada “çöle sür deveni ey bedevi / yakında o da kalmayacak!” diyecek denli kırgın, uyarıcı.  “Çığrından çıkmış &cced... Devamı

20 10 2009

Türkiye Yazarlar Sendikası'nın Yeni Dönemi

Türkiye Yazarlar Sendikası'nın Yeni DönemiTürkiye Yazarlar Sendikası gerçekleştirdiği 16. Genel Kurulu ile yeni dönemine girdi.30 Mayıs 2009 Cumartesi ile 31 Mayıs 2009 Pazar günlerinde Gazeteciler Cemiyeti'nin Burhan Felek salonunda toplanılıp yasal yol ve yöntemlerin tümü uygulanarak yapılan seçimle yeni kurullar oluşturuldu. Buna göre:YÖNETİM KURULUEnver Ercan, Mustafa Köz, Tevfik Taş, Mehrizat Poyraz, Kâmil T. Sürek, Nurullah Can,Tozan Alkan,Özgün E. Bulut, Şenel GökçeDENETLEME KURULU.Ahmet Miskioğlu, Lütfi Kaleli, Ali Ersin Günce,DİSİPLİN KURULU.Hıfzı Topuz, Adnan Özyalçıner, Cengiz Bektaş, Ataol Behramoğlu, Egemen Berköz.TYS'nin 35. YılıNurullah Can'ın verdiği haber:«Türkiye Yazarlar Sendikası'nın 35. yılı, 3 Mayıs 2009 Pazar günü, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi Fazıl Say Salonu'nda kutlandı.Gece, TYS Yönetim Kurulu üyesi İlhan Gülek'in hazırladığı, sendikanın 35. yılını özetleyen saydam gösterisiyle açıldı.Açılış konuşmasını Genel Başkan Enver Ercan Yaptı.Daha sonra, eski başkanlardan Cengiz Bektaş ve Ataol Behramoğlu ile 1974-1989 yılları Genel Yazmanı Adnan Özyalçıner söz aldı. Bunu PEN Başkanı Tarık Günersel'in, Hıfzı Topuz'un, Ahmet Miskioğlu'nun, Lütfi Kaleli'nin ve Sennur Sezer'in konuşmaları izledi.Son konuşmayı sendikanın 10 yıldır Kadıköy Temsilciliği görevini üstlenen Mehrizat yaptı. Mehrizat, bu 10 yıllık süreçte, sendikaya kucağını açan Anadolu yakasının sivil toplum kuruluşlarına, eğitim kurumlarına ve yeret basına teşekkür etti.Geceye, Sezai Sartoğlu'nun yönettiği "Nar Sesleri" topluluğunun şiir ve türkü dinletisiyle, Ömer Özgeç-Güneş Özgeç Yuğnak ikilisinin mini konseri ve Karabey Aydoğan'ın türküleri renk kattı... Devamı

25 09 2009

Edebiyatı Sevmek/ Mehmet Seyda

Edebiyatı Sevmek/ Mehmet SeydaBilirsiniz her insanın kendine özgü birtakım merakları, tutkuları vardır. Kimi çiçek sever, kimi köpek sever, kimi futbolu, kimi sinemayı, kimi denizi sever. Gene her insanın içinde yaşadığı toplum kendisini şu ya da bu biçimde incitmiş yaralamışsa, o yaraları sarmaya çabaladığı özel sığınakları vardır. Dertlerini çözümleyememiş, daha açıkçası, yaşama sürecinde düş kırıklıklarına uğrayarak mutlu olamamış kimseler, işte artık, bir korunma içgüdüsüyle, bu sığınıklarda barınırlar. Kimi gider alkole sığınır; kiminin gözü karşı cinsten olanlarla ilişkiler kurmaktan öteye hiçbir şeyi görmez olur; kimisi nikotine, kimisi uyuşturucu maddelere dadanır. Kimi insan kumar masasından hiç kalkmak istemez, kumara varını yoğunu yatırır. Voltaire, "Bir tutkun öbürünü yutmuş, sen de kendini düzelttiğini sanıyorsun" diye istediğince alay etsin; aramızda birkaç sığınağa birden başvuranlar da eksik değildir hiçbir zaman. Kimimizin sığmağı ise edebiyattır ne diyeyim. Güzel bir şiirin mısraları, bir romanın sayfaları, bizi alır, başka dünyalara çeker götürür. Yalan, nasıl insanoğlunun katı gerçekler karşısında başvurduğu cayılmaz sığmaklardan biridir. Güzel yazılmış bir şiirin bizi bambaşka bir dünyanın içine attığını, bir romanın sayfalarında kendimizi unutuşumuzu hangimiz yadsıyabiliriz? Ancak edebiyatın öbür olumsuz sığınaklardan ayrılan yanı, onun, aynı zamanda hem kendi kendimizi, hem de başkalarını tanımamızda, durumlarla davranışları kavrayabilmemizde geçerli bir araç niteliğini göstermesi; bize yeni özler katabilmesi; önceleri gördüğü ile yetinen gözlerimizin önüne çok renkli, çok çeşitli, çok daha geniş ve uzak u... Devamı

05 07 2009

"Nesin Vakfı Türk solunun yüz akıdır"

"Nesin Vakfı Türk solunun yüz akıdır"Eğitim olanaklarından yoksun çocukların topluma yararlı bireyler olarak yetiştirilmesi amacına hizmet eden Nesin Vakfı, Aziz Nesin'in 5 Temmuz 1995'te yaşamını yitirmesinin ardından, oğlu Prof. Dr. Ali Nesin tarafından yönetiliyor. Vakfı yaşatmanın kendisi için tarihsel ve toplumsal bir görev olduğunu söyleyen Ali Nesin, "Türk solunun yüz akıydı vakıf. Ne yapıp edip yaşatmalıydım. Vakıf yaşamazsa ben de yaşayamazdım, hayat cehennem olurdu" diyerek vakfa verdiği önemin altını çiziyor. Hayattayken en önemli hedefinin Nesin Vakfı'nın bağışlardan bağımsız bir biçimde yaşamasını sağlamak olduğunu belirten Nesin, vakıfta çocuk ve gençlerin eğitimi ve barınmalarının yanı sıra, "Bir de sevgi sunuyoruz. Karşılıksız ve sonsuz sevgi..." diyor.Tolga YenigünCumhuriyet Haber Portalı‘‘Benden sonra da devam edecek’’Aziz Nesin’in edebi eserlerinin yüz binlerce basıldığını, tiyatro oyunlarının yüzlerce kez sahneye konulduğunu, şiirlerinin defalarca okunduğunu ifade eden Ali Nesin, ‘‘Bunlar son hallerini almışlardır ve artık herhangi bir değişime tabi olamazlar. basılmasalar bile kütüphanelerde, internette, orada burada kolaylıkla bulunabilirler. Aziz Nesin’in edebi eserlerinin yanı sıra bir başka eseri daha vardır. Son halini almamış ve hiçbir zaman da alamayacak olan, yaşaması için sürekli çaba gerektiren ve yasadığı çağa ayak uydurması gereken bir eser: Nesin Vakfı’’ dedi. Nesin Vakfı'nın hiç bitmeyecek bir uğraş olduğunu söyleyen Nesin, ‘‘Babam başladı, ben devam ettiriyorum, benden sonra da devam edecek… Umuyorum en azından. Benden sonra bu uğraşa girişecekler için de doğrusu üzülmüyor değilim. Hiç kolay bir iş değil çünkü. Bırakın çocuk eğitiminin zorluğunu, ... Devamı

15 05 2009

İKİ ATEŞ ARASINDA YILDIZLAR

İKİ ATEŞ ARASINDA YILDIZLAR iki ateş arasında yıldızlar soruları cevapsız kalan uzun yol çırpınan bedenlerin soluğu çığlık bahçesinde korkular duygularım susturuldu şarkılar bizim oldu nedense üstüme geldi geceler yağmursuz bulutlarım sağıreylül sorgusundan geçti yapraklarım gözlerimin sularını rehin bıraktımkanadı mavileri dünyanınaçlığın ağladığıbir gülücüğün arkasına saklandım yarım kalmış bir sevinci ölmeden savaşlardan önce okunan kitaplardan öncesevgiler en büyük değerken üşütme rengini güzel güllerin çiy düşmüş erken kayıplardan unuttuğum anılardan çok çektim sahipsiz kalınca mavi gök ırmaklar yorgundu bizebu ırmaklara doğdu cemreler aşkı doğurdu iklimine ben neyi seçtim bilmiyorum ki yüzümü kime verdim hayallerim kanadı inanrenkli camlarda yazla kış arası sessizliğin korkusu                           nerden gelir bilinmez sormadan izinsiz can evindezaman gizemli delibozuküretken değildim                          düşleri sömürdü uykular yarın kaygısı çoğaldı bende  şafakla benim işimelli yaşın sabahı ısınan toprak düzensizlik çoğalan yağma tutsak olup anılar yumağınagüneş doğunca yaşam penceresinde kurtul kuşatmalardan git burdan al götür dudaklarını hıncını al götürdur durak bilmiyor                           çiçek bozuğu yüzün yanımda kanıtsız utancın rengi yatağına iha... Devamı

15 05 2009

Mizah: Pratik Zeka Örnekleri...

TAVUKLAR NE OLACAK?Adam markete girer ve bir kova, 10 kg.lık bir boya, bir kaz ile iki tavuk alır. Satıcı aldığı malzemeleri dükkânın dışına kadar taşımasına yardım eder. Adam bunları eve kadar nasıl taşıyacağını kara kara düşünürken yanına bir kadın yanaşır ve bir adres sorar. Adam cevaplar; —Orayı biliyorum yürüyerek gidebiliriz, benim evime çok yakin ama bu yükleri nasıl taşıyacağımı düşünüyorum."—Çok kolay, " der kadın. "Boyayı kovanın içine koy ve bir elinle tut; iki tavuğu da koltuk altlarına yerleştir, diğer elinle de kazı tut" der. Adam kadının dediği gibi yapar. Eve doğru yürürlerken adam; — Şurası biraz kestirme oradan daha çabuk varırız.- Olmaz !!! Der kadın. "Ya o tenhada beni duvara dayayıp eteğimi kaldırıp bana tecavüz edersen?—Yapma kadın, bu kadar yüküm var. Allah askına bunları bırakıp bu dediğini nasıl yaparım saçmalama." Kadın; — Kazı yere koyarsın, kovayı üstüne kapatır boyayı da kovanın üstüne koyarsın. Adam sorar :—Peki, Tavuklar Ne Olacak?—Tavukları ben tutarım…... Devamı

11 05 2009

CUMHURİYET GAZETESİNİN 85. YILI VE 63. YUNUS NADİ (2009) ÖDÜLLER

CUMHURİYET GAZETESİNİN 85. YILI VE 63. YUNUS NADİ (2009) ÖDÜLLERİ 2'Ülkede yaşanan her şey mizah malzemesi''Yunus Nadi Karikatür Ödülü'ne değer görülen karikatürist Ali Şur, yaşamını karikatür sanatına adamış. Selda GÜNEYSUize ödül getiren karikatürünüz hakkında bilgi verir misiniz ?- Ödül aldığım karikatür, yerel seçimler dönemini konu ediniyor. Yani güncel bir olayı yansıttım çizgilerime. Siz de çok iyi biliyorsunuz, yerel seçimler öncesinde, Tunceli'deki seçmenlere buzdolabı, çamaşır makinesi, çek-yat gibi eşyalar dağıtıyorlardı. Bütün basın bu yardımlardan söz ediyordu. Bir gün, bir televizyon kanalında, muhabirin, yardım alan köylülerle yaptığı söyleşiyi izliyordum. Muhabir sırtında buzdolabı taşıyan bir köylüye, 'Köyde elektriklerin olmadığı söyleniyor. Bu buzdolabını nasıl kullanacaksınız' diye sordu. Köylünün verdiği yanıt çok anlamlıydı: 'Evet, bu buzdolabını evime götüreyim de elektrikler yok. Bu seçimde buzdolabı, çamaşır makinesindeki oylar kime gidecek?' Yani karikatüre konu olan espri aslında bana değil, köylüye ait. Durumun vehametini çok güzel özetliyordu bu sözler. Söz çok hoşuma gitti ve hemen not aldım. O gün de bu karikatürü çizmeye başladım. Yurttaşlar da oylarını kutular yerine bu buzdolaplarına, çamaşır makinelerine atıyorlar.'12 EYLÜL DÖNEMİNDEN BETER DURUMDAYIZ' Yaşamımı karikatür sanatından kazanıyorum diyorsunuz. Ancak günümüzde karikatür sanatına gereken önemin verilmediğine, hatta bazı karikatüristlere iktidar tarafından çok sayıda dava açıldığına tanık oluyoruz. Siz ne düşünüyorsunuz?- Maalesef çok doğru. Bizim iç... Devamı