25 04 2015

EDEBİYATTA KASTAMONU / ALİ ŞAHİN

Edebiyatta Kastamonu Kastamonu'da Edebiyat EDEBİYATTA KASTAMONU / ALİ ŞAHİN (ARAŞTIRMA)   Kurtuluş Savaşı’nda yöre, Anadolu’nun giriş kapısı durumundaydı. İstanbul’dan “Kurtuluşçular”a katılmaya gelenler, İnebolu-Kastamonu-Çankırı üzerinden Ankara’ ya geçiyordu. Karadeniz’den gelen cephane de bu yolla cephelere taşınmıştır. Özellikle İnebolu, daha çok bu yüzden anılara, edebiyat ürünlerine yansımıştır.   Şuara tezkiresi yazarı Latifi (1491–1582) Kastamonuludur. Yapıtında XVI. yy ortalarına değin yetişmiş şairler üstüne bilgiler vermiştir. “İkinci derecede bir divan şairi” (Necatigil, s.18) sayılmaktadır. Ayrıca, Galib Paşa (Abdülhalim) diye bilinen (?-1876) divan şairi, yöre dilini edebiyat ürünlerinde kullanmıştır. İlk kez, halk ağzıyla güldürücü, yerici gazeller yazmıştır. Türk köylü ağzını, aruz veznine uygulayarak yazdığı eseri taş-baskı tekniğiyle basıldı.   Bu Dünyadan Nazım Geçti adlı anı yapıtında Va-Nu, Kurtuluş Savaşı başlarında Nazım Hikmet’le Anadolu’ya geçişlerini anlatırken İnebolu’nun bir “giriş kapısı” olduğunu, hem de “süzgeçli bir kapı” olduğunu belirtiyor. O günlerde kasaba yabancılarla doludur. Ankara’dan izin çıkarsa “geçilir”, çıkmazsa “geriye dönülür”   Birinci Dünya Savaşı bitiminde Almanya‘dan yurda dönen “Spartakistler”den kimileri İnebolu’dadır. Sadık Abi, Vehbi Sarıdal ve Nafi Atuf da aralarındadır. Bir araya geldiklerinde Nazım’la kendisinin yabancısı olduğu biçimde, toplumsal sorunlarla çözüm yollarını tartışmaktadırlar.   Nazım’la Va-Nü Anadolu’yu ilk kez g&oum... Devamı

29 03 2013

Türkiye Tarihi-Unutanlar İçin-

Türkiye Tarihi-Unutanlar İçin- |  görsel 1

Türkiye Tarihi -Anımsatma, unutanlar için- Yunus'ta yunduk biz Fikret'le istiklale çalıştık yüzdük Hacı Bektaşi Veli deryasında Jön Türkleriz önümüz arkamız aşk üstümüz başımız kuş. Yola dökülmüş gönlü akıtmalı beş yüz atlı dayanın geliyoruz diyorlar dayanıyoruz leylaklar, türküler Jön Türkleriz siz barbar dersiniz, biz hakan. Mustafa Kemal, şah damarımızdadır neye sayarsanız artık nara, rüzgâra, başağa at süreriz gönülden gönüle biz Jön Türkleriz Âşık Veysel'i, Nazım'ı iyi biliriz kim baharmış, kim kış. güneş gidip şaman Dedem Korkut gelip yanmaya hevesli zabit duran oluşunu sevdiğim ölünür icabında bu kara sevdadan hiç bu kadar güzel ölünmemiş olunur Ekmek idi Çanakkale'de geçilemeyen su idi Dumlupınar'a ve oradan İzmir'e akan kalbimizdi irice bir bildiği vardı hayatın dünya dönende kuşlar uçanda. İnsan girip Anafartalar'a Kemal çıkarız severiz dirimi, onun türkülerini biz güneş işe girişmiş, bak ışk taşıyor kağnılar yağmur,... ...Kaynak : denizsuyukasesi.blogcu.com Devamı

29 03 2013

YENİKLER İÇİN YENİ BİR KİTAP

YENİKLER İÇİN YENİ BİR KİTAP |  görsel 1
YENİKLER İÇİN YENİ BİR KİTAP |  görsel 2
YENİKLER İÇİN YENİ BİR KİTAP |  görsel 3

YENİKLER İÇİN YENİ BİR KİTAP- Onur AKYIL Ocak 2013; Zımba Kitap; ‘Yeryüzü Yeniği’ raflarda. Uluer Aydoğdu, dünyanın dolayısıyla insanın keşfedilmemiş diliyle yazıyor. Başka bir yerde durduğu, başka bir yeri gördüğü kesin. Hayat ve hayat içre olup biten şeyler bütünü, gerçekliği tedirgin edecek kadar korkunç bir başka gerçeklik dünyasında başka anlamlara tekabül ediyorlar. Ama öyle yerlerde, birden bizim hikâyemizi anlatmaya başlıyor ki şair, dengeli bir ruh haliyle bu kitabı okumak zor. Olumlu anlamda söylüyorum bunu; o kadar çok beslendiği nokta var ki şairin, yaşanılanı böylesine kaydetmek, izah etmek pek kolay olmasa gerek. Elbette, güzel şiirin ana hattı olan birikim ve hiç... ...Kaynak : denizsuyukasesi.blogcu.com Devamı

27 03 2013

“Rıfat Ilgaz Yüz Yaşında…” (7 Mayıs 1911 - 7 Temmuz 1993)

  “Rıfat Ilgaz Yüz Yaşında…” (7 Mayıs 1911 - 7 Temmuz 1993) Sırrı Öztürk Bazı günlük basın-yayın organlarında ve edebiyat-sanat-kültür dergilerinde “Rıfat Ilgaz Yüz Yaşında” başlığı ile pek çok yazı hazırlandı. Tv’lerde de konu edildi. Bana da, Rıfat Ilgaz’ı yakından tanıyan ve diyalogu olan biri olarak “Sen de yazar mısın?” önerisinde bulundular. Evet, talep oldukça yazmaya yazarız da, gerek imzamız gerekse burjuva ve küçükburjuva “sol cenah” eğilimlerin dışındaki konumumuzla yazdıklarımız yayınlanır mı? diye kaygılarımızı da iletmeden edemedik. Bu türden yazı veya röportaj taleplerinde ve deneyimlerimizde hiçte hoşlanmadığımız olaylarla karşılaşmıştık. Bu türden niyetlerle kapımızı çalanlar daima dostluk ve güler yüz görmüştür. Fakat kaleme aldıklarımız birilerinin işine gelmediği için ya yayınlanmamıştır ya da ideolojik/sınıfsal konumlarına uygun gelmediği düşünülerek ve de iznimizi almak ihtiyacını dahi duymadan tahrif edilmiştir. Onlarca örneği belgelidir. Dileyen araştırıp inceleyebilir. Sanat Cephesi Dergimiz, “Bilim, politika, sanat, kültür, estetik ve etik bütünselliği” ilkeselliğini boşuna sıkça tekrarlamıyor. Evet, gündemde sıcak tutmaya çalıştığımız bu türden ilke ve amaçlarımızı dillendirmekte son derece haklı bir yerdeyiz. Aleyhimizdeki pek çok faktöre ve her şeye rağmen, bu tavrımızı bilinç ve kararlılıkla sürdürmekteyiz. “Yazım, şiirim nerede çıkarsa çıksın…” anlayış ve ilkesizliği bu memlekette âdeta bir gelenek haline getirildi! Öyle mi olmalıydı? Yazar, şair gibi isim ve sıfatları olan insanların her birinin düşünce ve davranışları bir değildi. Bir olmak du... Devamı