Gizli Belgelerle.. . / UĞUR MUMCU
31/10/2009 · Kategori: Makale
Gizli Belgelerle.. . / UĞUR MUMCU
(Cumhuriyet Gazetesi - 01.04.1984)
Şu olaylara bakın: ABD Dış İlişkiler Komisyonu, Türkiye'ye yapılacak askeri yardımı Kıbrıs konusunda verilecek bir ödüne bağlıyor. Bu yapılırken, ABD Kongresi'nde 24 Nisan tarihinin "Soykırım Günü" olarak ilanı için önergeler veriliyor. Fransa'da ise soykırım savlarının ders kitaplarına konması için hazırlıklar yapılıyor. Aynı günlerde, Ermeni terör örgütleri eylemlerini sürdürüyor. Bütün bunlardan sonra ABD yönetimi uluslararası terörden söz edebiliyor.
24 Nisan tarihi soykırım günü olarak ilan edilecekmiş. Sanki ABD'nin Vietnam'daki, Fransa'da, Cezayir'deki insanlık suçlarını unutturdular. Sanki ABD yönetimi, Şili'de halkoyu ile seçilmiş Devlet Başkanı Allende'nin CIA darbesi ile devrilmesinin hiç anımsanmayacağı nı sanıyor. Sanki ABD'nin Grenada'ya, daha dün kadar yakın bir zamanda Fransa'nın Çad'a asker göndermelerinin hiç ama hiç akla gelmeyeceği düşünülüyor.
Ermeni olayını, bugün için uluslararası terörün bir parçası olarak görüyor ve bunun için bütün devletleri ortak bir savaşa çağırıyoruz. Yok eğer Ermeni sorununun dünü, önceki günü karıştırılırsa, Amerikalı dostlarımız bundan hiç hoşnut kalmazlar.
İsterseniz, bu konuda birkaç tarihsel belgenin satır başlarını aralayalım:
İngiliz Kraliyet Matbaası tarafından basılan Birinci Dünya Savaşı ile ilgili gizli belgeler, Erol Ulubelen tarafından Türkçe'ye çevirilmiş, önce Doğan Avcıoğlu'nun yönetimindeki Yön dergisinde yayınlanmış, daha sonra kitap olarak basılmıştır. İkinci basımı Çağdaş Yayınları tarafından yapılan "İngizliz Belgeleriyle Türkiye" kitabında, Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeniler'in Amerikalılar' ca nasıl desteklenip kışkırtıldıklarını gösteren belgelere yer verilmiştir.
Okuyalım:
Gizli Belge: Sayfa 735, belge 492. Amiral Webb'den Lord Curzon'a yazılan 19 Ağustos 1919 tarihli yazı:
- ... Amerika, Trabzon ve Erzurum'u içine alan bir Ermenistan'ı himaye edecek. Geri kalan dört ili de Kürt devleti olarak İngilizlerin himayesine bırakıyor...
Gizli Belge: Sayfa No:60, Belge No: 46. 5 Nisan 1920 günü Mr. Lindsay'in Washington'dan Lord Curzon'a yazdığı yazı:
- Amerikan Senatosu Ermenistan'ın mandası işini görüştü. Beş yılda 757 milyon dolar verecekler. İlk başlangıçta 50.000 kişilik bir ordu yollanacak, daha sonra 200.000 kişiye çıkacak. Amerika kuvvetlerinin başına General Zames G. Harbord getirilecek. Ayrıca bütün Türkiye'nin mandası için de görüşmeler yapılmaktadır. ..
Gizli Belge: Sayfa No:71, Belge No: 63. 16 Mayıs 1920 günü Sir A. Geddes'in Lord Curzon'a yazdığı yazı:
- Amerikan hükümeti, Ermenistan'ın Adana da dahil korunmasını istiyor. Silah, cephane, demiryolu ve her türlü malzemeyi buraya sevk edecekler. Boşaltım, Karadeniz limanlarında Amerikan bahriyesi tarafından ve Amerikan donanmasının himayesinde yapılacak. Türklerin yapacağı en ufak bir hareket Amerikalılar tarafından bastırılacaktır. ..
Gizli Belge: Sayfa No: 300, Belge No: 38. 28 Şubat 1920 Londra Konferansı tutanaklarından bir parça:
- Mustafa Kemal kendisini Erzurum Valisi ilan etmiş. Erzurum'da yeni kurulacak Ermeni devletinin katılacağı bir sırada bu çok anlamlı bir harekettir. Bu adam olmasaydı Ermeniler'in bir şansı olurdu...
Gizli Belge: Sayfa No: 81, Belge No: 10, tarih 16 Şubat 1920. Londra Konferansı tutanaklarından bir başka parça:
- Ermenistan'a 6 ilden başka Trabzon ve Adana da verilmelidir. Amerika Ermenistan'a yardım edecektir ve mandası altına almayı da kabul ediyor. Fransa ise Adana'yı kendisi için istiyor.
Gizli Belge: Sayfa No: 99, Belge No: 12, Londra Konferansı tutanağından bir başka ilginç parça:
- Lord Curzon, Erzincan'ın da Ermenistan'a verilmesini, Karadeniz'de bir Lazistan kurulup, Ermenilerin mandasına vermek istiyor...
Bu belgeler, bugün ABD Kongresi'nde 24 Nisan tarihini "Soykırım Günü" ilan etmek isteyenlerin amaçlarını olduğu kadar, ABD'nin Lozan Barış Antlaşması'na niçin imza koymadığını da anlatmaya yetmektedir.
Atatürk, Ermeni sorununun "dünya kapitalistlerinin ekonomik çıkarlarına göre çözülmek istediğini" söylememiş miydi? (Söylev ve Demeçler, C: I, S: 233). Olay, dün olduğu gibi bugün de böyledir.
Biz bugün bunca saldırıdan sonra, bu gizli belgeleri, örneğin devletin televizyonunda tek tek halkımıza gösterebiliyor muyuz? Gösteremiyorsak, Ermeni sorununun çokuluslu yanını ve uluslararası terör ile ilgisini, diplomatik forumlarda nasıl anlatabiliyoruz?
24 Nisan tarihini soykırım günü ilan edip, Ermeni terör örgütlerine destek olan Amerikan Kongre üyeleri, 1920'lerde topraklarımız üzerinde Ermeni devleti kurmak isteyen Amerikalılar'ı n torunlarıdır. Bizler de bunlara karşı Kuvay-i Milliyecilerin torunları olduğumuzu hatırlatmak zorundayız.
"Milliyetçilik" budur. Neredesiniz efendiler, beyler, beyzadeler, hanımefendiler? .. Budur, budur, budur işte!..
Berdel, poligami evlilik şekli, akrabası dışında başka birisine gönül düşüren kızlara- erkeklere yönelik töre cinayetleri kimlerin kültürü? Kendisini kürt diye tanımlayan doğu ve güneydoğuda yaşayan kesimin!
Böyle sapkın zihniyetten doğanlar da bedenen olmasa bile ruhen ve beynen bozuk oluyor!
Bu bozukluğa kişisel çıkarlar eklendi mi şeyh de uçururlar şıh da... Ağanın da kölesi olurlar israille ABD'nin de...
O nedenle aslında tartışılacak bir durum da yok..
Genlerinde bu bozukluğu taşıyan ortaçağ karanlığının, tarih öncesi ilkel yaratıklarını "aydın" diye tanımlamak her bakımdan aydın anlayışının içini boşaltıp, kıymetsizleştirmekten öte gitmez...
Melike
Kürt Açılımı’nın Leyla Zana’nın evliliğiyle ne ilgisi var?
“Kürt Açılımı” mektuplaşma sürecinde, yani flört evresinde.
Flörtün sonu ne olacak göreceğiz! Benim yazı konum ise bazı Kürt evlilikleri.
Mehdi Zana, Mehmed Uzun, Canip Yıldırım, Musa Anter, Şivan Perver gibi sosyalist Kürt aydınlarının evlilikleriyle, son dönemde dinci şeyhlere, toprak ağalarına, gerici yönetimlere methiye düzülmesi arasında nasıl bir ilişki olduğunu irdelemek istiyorum. Evet işin sırrı evlilikte...
BİR dönemdir kafamda yer eden bir soruyu sizinle paylaşmak istiyorum: Kürt toplumu neden entelektüel birikim yaratamadı?
“Açılım” sürecini yaşadığımız bugünlerde bu soru çok önemlidir.
Çünkü entelektüel birikimin yaratılamaması çözümsüzlük kaynağıdır.
Bugün ne yazık ki bazı DTP’lilerin sözleri ve tavırları bunun göstergesidir. Yeni düşünsel oluşumlar yaratamayanlar, “mahalli dili” aşamayan milliyetçi tavırlarla, sorunu içinden çıkılmaz hale getiriyor.
Bu durum “Kürt kimliğinin” oluşumuna da zarar veriyor.
Ve...
Bu nedenle aşiret yapısını aşamıyorlar.
Bu nedenle feodal dinci ilişkileri sürekli yüceltiyorlar. Bugün “Kemalist Cumhuriyet’i gerici” bulan bazı Kürt aydınlarının, toprak ağalarına, dinci şeyhlere-şıhlara övgüler düzmesinin sebebi nedir?
Bu nedenle kurtuluşu Batı hegemonyasında arıyorlar. Bugün “Türkiye’yi emperyalist” gören bazı, İsrail’in, ABD’nin himayesi altına girme istekleri nasıl açıklanabilir?
“Kürt milliyetçiliği” yanıtı tek başına pek ikna edici değildir.
En iyisi bu soruyu somut bir örnekle biraz açayım...
Sosyalist Kürtlerin evlilikleri
Üç Kürt aydınının; Mehdi Zana, Canip Yıldırım ve Mehmet Uzun’un hayatından minik bir kesit sunayım:
Sosyalist Mehdi Zana, 1963’te Türkiye İşçi Partisi’nin Diyarbakır kuruluşunda öncü rol aldı. Silvan İlçe Başkanlığı yaptı. Doğu Mitingleri’nin organizasyonunda görev aldı. 12 Mart 1971 darbesinde cezaevine atıldı. 1977’de Diyarbakır’dan bağımsız belediye başkanı oldu.
Böylesine donanımlı sosyalist bilinçte biri kiminle evlendi; dayısının 14 yaşındaki kızı Leyla Zana’yla! Aralarında 21 yaş fark vardı!..
Sosyalist Canip Yıldırım, Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Fransa’da master yaptı. Türkiye İşçi Partisi’nin kuruluşunda yer aldı. Cezaevinde bile papyon takan Canip Yıldırım kiminle evlendi; dayısının kızı Selma’yla!
Sosyalist Mehmed Uzun, 1977’de zorunlu olarak Türkiye’den ayrılıp göç dönemi yaşadı. Yıllarca İsveç Yazarlar Birliği üyeliği yaptı. Uluslararası Pen Kulüp’te çalıştı. Romanlar yazdı. Uzun yıllar Avrupa’da yaşayan Mehmed Uzun kiminle evlendi dersiniz; amcasının kızı Zozan’la! Aralarında 20 yaş fark vardı...
Sayının üç kişiyle sınırlı olduğunu düşünmeyiniz.
Liste kabarık... Sosyalist Şivan Perver akrabası Gülistan ile dünya evine girdi. Vs. vs...
Sosyalist Musa Anter akraba evliliği yapmadı. Ama bakın “Hatıralarım-1” kitabında evliliğe bakışını nasıl yazıyor: “İstiyordum ki evleneceğim hanımın ailesi Kürt kökenli olsun; örf ve âdetlerimize uysun.”
Sosyalist Musa Anter bu nedenle İslamcı-yazar Abdurrahim Rahmi Zapsu’nun Avusturya Saint George Okulu’nda okuyan kızı Ayşe Hale ile evlendi!
Tıp doktoru, Sağlık Bakanı, Kürt aydını Yusuf Azizoğlu ölen amcasının eşiyle evlendi.
Bucak Aşireti’nin en “okumuşu”; İstanbul Üniversitesi ve Belçika’da hukuk tahsili gören Mustafa Remzi Bucak amcasının kızı Zehra ile evlendi.
Uzatmayayım.. .
Sebep Kürt milliyetçiliği mi?
Anlatmak-vurgulamak istediğim bölgedeki akraba evlilikleri değil. Geçen hafta toprağa verilen Şeyh Said’in torunu Abdulmelik Fırat’ın amcasının kızıyla evlenmesi gibi örnekler konumuz dışı.
Benim anlamadığım; sosyalist bilince sahip, Avrupa görmüş, önemli üniversitelerde okumuş insanların bile bu feodal/gerici kültüre boyun eğip akraba evliliği yapmalarıdır!
Bakınız sayı bir-iki kişiyle sınırlı değildir. Çoktur.
Burada “Niye” sorusu önemlidir. Niye bu tür evlilikler yaptılar, yapıyorlar?
Bu soru bugün yaşadığımız süreci anlamamıza yardım edecektir.
Çünkü...
Bu evlilikler sonucu mudur ki, bugün Kürt aydınları bölgedeki gerici/feodal yapıya hiçbir itiraz/eleştiri getirmemektedir?
Örneğin...
Kuzey Irak’ta bir erkeğin dört kadını almasına izin veren yasayı onaylayan Mesut Barzani’ye niye hiçbir Kürt aydını karşı çıkmamaktadır?
Sebep sadece Kürt milliyetçiliği ile açıklanabilir mi?
Kavramsal tartışmalara girerek kafa karışıklığı yaratmak istemem ama, tarihsel sürece baktığınızda milliyetçilik ilerici bir düşünce olarak doğmuştur. Anımsayınız ki feodalizmi tasfiye etmiştir. Kürt aydını bu noktadan daha geridedir.
Bölgedeki feodalizmle iç içedir; birbirini beslemektedirler.
Baksanıza...
Bölgenin dini şeyhlerini “uçurtmak” için adeta birbirleriyle yarışıyorlar!
Toprak ağalarına methiyeler düzüyorlar. Kürt derebeylerine kahraman gözüyle bakıyorlar.
Aydınlanmacı Cumhuriyet’e düşman yapıp, Kuzey Irak’taki gerici/feodal yönetimi elleri kızarırcasına alkışlıyorlar.
Tüm bunların sebebi nedir? Tartışmamız gereken budur. Bunlar konuşulmadan “açılım” olmaz.
Şaşırtıcı gelebilir ama bunun üzerine kafa yoran tek kişi İmralı’daki Abdullah Öcalan’dır!
Kürt aydını ise ucuz bir popülizmin peşinde koşup durmaktadır.
Bu halleri Engels’in “İnsanlar yaşadıkları gibi düşünürler” tezini; Marks’ın “Sosyal ilişkiler iktisadi ilişkileri belirler” tezini doğrulamaktadı r.
Israrla sormalıyız: Akraba evliliği yapan sosyalistler bu nedenle mi; bugün toprak reformunu hiç ağızlarına almıyorlar?
Özgürleşme sorunu
Görünen o ki; Kürt aydını kendi rönesansına koşmuyor; ortaçağını güçlendirmeye çalışıyor.
Temmuz Devrimi’nden Cumhuriyet Devrimi’ne kadar tüm modernist kazanımları kötülemelerinin başka türlü açıklaması olamaz.
Soğuk Savaş döneminde dondurulan-gericileş tirilen ilerici Kemalist Cumhuriyet sürecini, Kürt aydınının daha da geriye döndürmek için değil, aksine ileriye taşımak için mücadele vermesi gerekiyor.
Ama ne yazık ki Kürtler umudunu; dinci şeyhlere/şıhlara, toprak ağalarına, köhnemiş düzeni sürdürmek isteyen siyaset bezirgânlarına ve emperyalist güçlere bağlamış görünüyor.
Şeyhlerle, ağalarla bir toplum özgürleşebilir mi?
Böyle ilericilik, sosyalistlik, çağdaşlık olur mu?
Diğer yanda kendilerinden yana “taraf” olanlara çok inanmaktadırlar.
Sadece şu soruyu sormamaları bile olayın uluslararası karanlık boyutunu göstermektedir:
Türk Solu’nu ulusalcılıkla/ milliyetçilikle suçlayanlar; şeyh uçuran, toprak ağalarına boyun eğen, Batı’nın himayesini isteyen Kürt Solu’nu niye yüceltiyorlar?
Ne ilginç değil mi bu “taraf” yazarları en büyük desteği dinci çevrelerden görmektedir.
Bilinmelidir ki, Türkler ve Kürtler her türlü gericilikle mücadele ederek kardeşliklerini koruyabilir ve özgürleşebilirler.
Bunun ilk adımı ise, dil ile düğümlenenin diş ile çözümlenemeyeceğ ine olan inançtır...
Soner Yalçın
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!
Arkadaşına Gönder!

