KIR ÇİÇEKLERİ
Kendi kendine açıp solan
Susuz, ışıksız kimsesiz
Milyonlarca sahipsiz
Kır çiçekleriydik biz.
Bekliyorduk hepimiz:
Güneşin doğmasını
Isıtıp sıkıca sarmasını
El değmemiş toprakların
Nisan yağmurlarıyla
Ürüne kalkmasını.
Sonra:
Sardı tüm benliğimizi
Mustafa Kemal’in yaktığı
Bağımsızlık ateşi
Kaldırdı bin yıllık perdeyi
Tonguç’un Enstitü güneşi.
Özgür birey olduk, aydınlandık
Kırdık prangaları, yıktık tabuları
Kurtulduk tutsaklıktan.
Yıldız gibi saçıldık Anadolu’ya
Yürüdük üstüne üstüne karanlığın
Bu uyanıştan ödleri koptu
Kan içici yarasaların
Yusuf Ziya ÖZDEMİR
Yarım Kalan Eğitim Devrimi
1936-1946 yılları... Genç Cumhuriyet 10 yılını doldurmuş, büyük işler başarılmış..
Fakat köklü bir sosyal, kültürel ve ekonomik yeniden yapılanma henüz gerçekleştirilememiştir. Halk yoksul, devlet Osmanlı borçları içinde boğulmuş, ekonomik sorunlar diz boyu.. ,40.000 köyün 30.000 inde ilkokul yok, öğretmen yok.
Savaş kapıda..Devlet müdahelesi artmış, karaborsa diz boyu...
Atatürk köylüyü “milletin efendisi” olarak görmekte ve eğitim anlayışını şöyle dile getirmektedir: “Türkiye millî eğitiminin amacı, bilgiyi insan için gereksiz bir süs, bir baskı aracı ya da uygarlık zevkinden çok, hayatta başarıya ulaşmayı sağlayan işe yarar kullanılabilir bir araç durumuna getirmektir."
İvedi bir çözüm aranmaktadır. Atatürk bir çözüm bulur..Başarılı çavuş ve onbaşılar kurs görecek, eğitmen olacak ve Türkiye’nin dört bir yanında köylüye rehberlik ederek eğitim hizmeti verecektir.
1937: eğitmen kursları açılmaya başlar.
Binlerce eğitmen 3 sınıflı ilkokulunu köylüyle birlikte yaparak onların rehberliğine ve eğitimine koşar..1937-40 da deneme mahiyetinde 4 köy öğretmen okulu açılır. Sonuçlar olumludur...
Hasan Ali Yücel Eğitim Bakanı, İsmail Hakkı Tonguç İlköğretim Genel Müdürü olur.
Tonguç’a göre “Köy meselesi biçimsel bir köy kalkınması değil, bilinçli ve anlamlı bir şekilde köyün ve köylünün içten canlandırılmasıdır.” Tonguç ve ekibi için “köy sorunu” diye bir sorun yoktur; bir “aydınlar sorunu”, bir “meslek sorunu”, “eğitim sorunları” ve hepsinin üstünde bir “ülke sorunu” vardır.
17.04.1940: 3803 sayılı yasa çıkar. “Köy öğretmeni ve köye yarayan diğer meslek erbabı yetiştirmek üzere ziraat işlerine elverişli arazisi bulunan yerlerde” Köy Enstitüleri kurulmaya başlanır.. Mezun öğretmenler “Ziraat işlerinin fenni bir şekilde yapılması için bizzat meydana getirecekleri örnek tarla, bağ ve bahçe, atelye gibi tesislere rehberlik ve köylünün bunlardan istifade etmelerini temin edeceklerdir.”
1942: Ankara Hasanoğlan’da Yüksek Köy Enstitüsü kurulur. Üniversite düzeyinde eğitbilim planlaması ve araştırması, incelemeleri yapacak, Köy Enstitüleri ve bölge okullarına öğretmen yetiştiren bir kurumdur..Kurgulanan sistemin ilk aşaması tamamlanmıştır. Gezici başöğretmen, müfettiş, eğitmen, öğretmen, öğretim üyesi ve yöneticiler sürekli bilgi ve deneyim alışverişinde bulunacak, sistem dinamik ve kendini yenileyen bir nitelikte olacaktır.Trakya’dan Doğu Anadolu’ya bütün yurt 21 kesime ayrılmış ve hızla her birinde 21 Köy Enstitüsü açılmıştır.
1946: H. Ali Yücel ile kurucusu ve büyük eğitimci İsmail Hakkı Tonguç ve ekibi görevden alınır. Tüm Köy Enstitülüler için uzun ve zorlu yıllar başlar..
Toprak ağaları ve onların yurt içi ve dışındaki destekçileri bu büyük atılımın hayata geçmesine izin vermemiştir. Fakat bu kadar etkin ve iyi sonuçlar alınmış bir kurumu birdenbire kapatmayı göze alamazlar..Bu süreç aşamalı olarak 8 yıl sürer.
1947: Önce program değiştirilir. Öğrencinin yönetime katılması, iş eğitimi gibi temel ilkeler ve etkinlikler, mezunlara arazi ve teçhizat sağlama uygulaması kaldırılır.
Aynı yıl beyin işlevi gören Yüksek Köy Enstitüsü kapatılır. Öğrenciler başka okullara nakledilir. Bazı öğrenciler solcu oldukları için askerliklerini “çavuş” olarak yaparlar.
1948: Eğitmen kurslarına son verilir.Kimlikleri değiştirilen ve adları hala Köy Enstitüsü olan kurumlar kız ve erkek öğrencilerin ayrılması ile son darbeyi alır.
1954: İlköğretmen okuluna dönüştürülerek tamamen kapatılır.
Böylece, Unesco tarafından gelişmekte olan ülkelere önerilen eğitim tarihinin bu özgün uygulamasına son verilmiştir.
Geriye Kalanlar!!
1945-46 öğretim yılına kadar:
17 321 öğretmen, 8756 eğitmen, 1599 sağlık memuru, milyonlarca yetişmiş öğrenci, onlarca yazar, bilim insanı, sanatçı;
710 bina,15 000 dönüm işlenmiş toprak, 750 000 dikilmiş fidan, 1200 dönüm bağ..
*** *** ***
“Kuruluşunun 69. Yıldönümünde KÖY ENSTİTÜLERİ ve ÜMİT KAFTANCIOĞLU’nu Anma” GEBZE
Düzenleyen Kurumlar: BİLKAR (Bilimsel ve Kültürel Araştırmalar Yayıncılık ve Üretim Kooperatifi) ile KAVEG (Köy Enstitülerini Araştırma ve Eğitimi Geliştirme Derneği)
KÖY ENSTİTÜLERİ SERGİSİ
Tarih: 17 Nisan 2009
Saat: 19.00
Yer: BİLKAR Toplantı Salonu
Hacı Halil Mah. İsmetpaşa Cad.
Garanti Bankası Karşısı Beşiroğlu Altınhan
Kat: 1, Gebze Kocaeli
PANEL
Tarih: 19 Nisan 2009-04-11 Saat: 13.00-17.00
Yer: Özel Gebze Eğitim Kurumları
Adres: Osman Yıldız Mah. 624/4 Sok.
No: 3 Toplantı Salonu, Gebze Kocaeli
KÖY ENSTİTÜLERİ ÜSTÜNE
ŞİİRLER
TONGUÇ BABA
Otlar böcekler gibiydik bozkırda
Acılarda gökyüzü kadardık
Birden geçerdi zamanın karanlığı
Yorgun öküzler kara sabanlarla
Unutulmuş unutulmuş unutulmuş köylerdik
Sonra sen geldin nisanlar geldi
Durdu o içimize akıttığımız kan
Yenilendi gücümüz bembeyaz
Köyler babası halk babası
Bize çalışmaya başladı tarlalar
Komadı karanlığın ağaları
Ülke uyansın ülke çiçeğe dursun
Komadı aydınlıktan korkanlar
Terledin dayattın bizim için
Hep Cilavuzlar Kepirler Hasanoğlanlar
Adın bir destan şafağı işte
Umudu sevinci büyütüyor okullar
Halk babası köyler babası
Ha desen horona kalkar milyonlar
Sen Anadolu’sun halksın köylersin
Mehmet Başaran
(Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü mezunu)
ZİRAATMARŞI
Güfte: Behçet Kemal ÇAĞLAR
Beste: Ahmet Adnan SAYGUN
Seslendirenler:
ÖzhanUnakıtan:Bas , Gökhan Ateşalp: Tenor
SinemYalçınkaya: Alto, Yılım Ceceloğlu: Soprano
Piyanove kayıt: Barış Özesener
Sürer eker biçeriz güvenip ötesine
Milletin her kazancı milletin kesesine
Toplandık baş çiftçinin Atatürk’ ün sesine
Toprakla savaş için ziraat cephesine
Biz ulusal varlığın temeliyiz köküyüz
Biz yurdun öz sahibi efendisi köylüyüz
İnsanı insan eden ilkin bu say bu toprak
En yeni aletlerle en içten çalışarak
Türk için yine yakın dünyaya örnek olmak
Kafa dinç el nasırlı gönül rahat alın ak
Biz ulusal varlığın temeliyiz köküyüz
Biz yurdun öz sahibi efendisi köylüyüz
Kuracağız öz yurtta dirliği, düzenliği
Yıkıyor engelleri, ulus egemenliği
Görsün köyler bolluğu, rahatlığı, şenliği
Bizimdir o yenilmek bilmeyen Türk benliği
OBİR KÖY ENSTİTÜSÜDÜR
Çoktan yıkılıp gitti Atina
Mermer yapıları, ünlü yargıçları toz
Ama Sokrates
Egemen kılıyor bin yıl sonra da
Yöreye dostluğu, aklı
Başlıyor Diyanisos şöleni ve imece
Anitosları Meletosları günümüzün
Bukez boşuna yırtınmanız
O bir Köy Enstitüsüdür her yerde
Bilge toprağı Anadolu’mun
Erdirir başakları, üzümleri, sevinci
“Hitit Güneşi’nde...
Bakarsın Montaigne’dir kendini açıklar
Nazım’dır söyler yiğit şiirini
Rakı içer Tonguç’la akşamları
Taş kırar, yol döşer sabahlara dek
Işır karanlığın dibinde
“Roma Mozaikleri”
Merhaba Yunus, merhaba Hayyam
Merhaba altın hasatlar
Dilinde türküsü “Halk Ana”nın
Bal peteğine döndürmüş günü
Derken çağın karanlığını sarsan
Taptaze bir Babeuf rüzgârı
Merhaba yaşamak
Merhaba evren
Mehmet Başaran
YADIRGADILAR BİZİ
Urbalarımız bozdu
Toprak renginde
Yamasız temiz
Öyle uydu sırtımıza
Nedense yadırgadılar bizi
Potinlerimiz beykozdu
Beykozun içinde ilk kez
Çorap gördü ayaklarımız
Okşar gibi giydik ikisini de
Nedense yadırgadılar bizi
Yüzlerimiz güneş yanığı bronzdu
Ellerimiz katı katı
İş görmekten
Başlarımız dik
Kendine güvenmekten
Nedense yadırgadılar bizi
Bilgi kentin tekelinde yozdu
Kalıcı Bağlantı
(0)
Yorum yaz!