Oğuz Tansel Arşivim / AlsahBlog

29/4/2009 · Kategori: Ani_Gunce

k1601.jpg

ŞARİBÜL LEYLİ VEN NEHAR İKİ İNSAN: BABAM VE METİN ELOĞLU AMCAM (*) / AYSIT TANSEL

ŞİİRLER

62454_7934.gif

ÇİLE ERİ OĞUZ TANSEL / FAKİR BAYKURT

OĞUZ TANSEL / ATATÜRK ŞİİRLERİ

DAĞI ÖPMELER / GÜNAY GÜNER

OĞUZ TANSEL'İN MASAL VE ŞİİRLERİNDE MAVİNİN GİZEMİ
ALİ OSMAN ÖZTÜRK

OĞUZ TANSEL'DE SEVDA VE HOŞGÖRÜNÜN SINIRLARI
ALİ OSMAN ÖZTÜRK

Prof. Dr. AYSIT TANSEL'LE... / VEDAT YAZICI

DÜZ OVADA BİR ULU DAĞ: OĞUZ TANSEL / İLYAS HALİL

ÜÇ KANATLI MASAL KUŞU: OĞUZ TANSEL
ADNAN BİNYAZAR

BİR KİTAP İKİ KONUK:

"OĞUZ TANSEL'İN MASALLARI"

Konuk Sihirli Değnek 1 / Günay Güner

Konuk Sihirli Değnek 2 / Hidayet Karakuş

EMEĞİNİ KONYA'YA ADAMIŞ BİR AYDIN / SEYİT KÜÇÜKBEZİRCİ

getattachment2.jpg

getattachment3.jpg

arkadas.jpg


getattachment.jpgDegerli Arkadasim,

23 Mart 2009, pazartesi gunu, saat 18:00de Cankaya Belediyesi Cagdas Sanatlar Merkezinde gerceklestirecegimiz, "Sair Oguz Tansel Siir Odulu Toreni"ne katilmaniz bizlere onur verecektir. Etkinligimiz Ankara Aydinligi Girisimi tarafindan düzenlenmektedir.


Ilisikte toplantinin programini(afis) sunuyorum.Gorusmek dileklerim ve saygilarimla,

Prof. Dr. Aysit Tansel--

Prof. Dr. Aysit Tansel Department of EconomicsMiddle East Technical University06531 Ankara Turkey

Tel: +90-312-210 2057Fax: +90-312-210 7964

OĞUZ TANSEL'İN BİYOGRAFİSİ

1915 yılında Bozkır'ın Meyre köyünde doğdu. İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde okudu. Fakülteyi bitirmeden başladığı öğretmenlik yaşamı 1969 yılında emekli oluncaya kadar sürdü.

Türk edebiyatının özgün şairlerinden olduğu kadar, bir masal ustasıdır. Konya Lisesi'nde öğrenciyken öğretmeni Pertev Naili Boratav'ın yönlendirmesiyle bilimsel araştırmalara girişti. Gerek mesleği gerekse özel gayretleriyle dolaştığı yerlerden derlediği masallarla Türk folklor ve edebiyatına büyük katkılarda bulundu.

1942-46 yılları arasında Amasya'dan derlediği masallardan bir bölümü P.N. Boratav ve Prof. Wolfram Eberhart tarafından hazırlanan Türk Masal Kataloğu'nda yer aldı. 1977 yılında ise masallarıyla Türk Dil Kurumu'nun Çocuk Yazını Ödülü'nü aldı.

1950-55 arası Konya Öğretmen Derneği yöneticiliği de yapan Oğuz Tansel, Konya'da ilk resim, fotoğraf, şiir sergisinin öncülüğünü de yapmıştır. Bugün ünlü birçok ressamımızın ilk sergilerini Oğuz Tansel organize etmiştir.

30 Ekim 1994'te yitirdiğimiz Oğuz Tansel'in ''Savrulmayı Bekleyen Harman, 1953'', ''Gözünü Sevdiğim, 1962'', ''Bektaşi Dedikleri (Metin Eloğlu ile birlikte), 1977'', ''Sarıkız Yolu, (Toplu Şiirler), 1982'' başlıklı şiir ve ''Altı Kardeşler, 1959'', ''Yedi Develer, 1960'', ''Üç Kızlar, 1963'', ''Mavi Gelin, 1966'', ''Allı ile Fırfırı, 1976'' adlı masal kitapları yayımlandı.

Cumhuriyet Kitap, 31.01.2002

225905_k_6098.jpg

BİR YANARDAĞ ORTADOĞU

Düşleği yalazlayan buyruklar
Yüzünüzle bin
Hayınlığa utku dersimiz
Yıldızları ayağılında yumalı
Karayaşmaklı ölüm melekleri
Canevimi mayınladınız
Kanderelerinizle öğündünüz
Doğa bezim
Çığlar yağdırdınız
Yüzünüzle bin.

Güneş suyunda yunmalı aylar
Hiç bal mı olur ağudan?
Bölüşülür toylar düğünler
Bölüşülür türküler
Değiş öre çevirdiniz
Satılmış kara yaşmak
Bin yüzünüzle yağdırdınız çığları.

Âdem'le Havva'nın torunları
Birim birim çevirin
Ağıtlı yapraklarını tarihin
Anlı şanlı şehit dölleri
Ağudan bal olur mu?
O evler o yürekler benim
Bin yüzünüzle
Çığlar yağdırdınız.

Fidanları yokeden keçiler
Çoraklaştı tarihimiz
Çevrenler ağardı ağaracak
Hadi çoban çal kavalını
Çiçeklensin ellerimiz.

Yavrusuna dönemeyen Memetlerim
Ömrünüze düştü çığ
Silahlara da düşecek bir gün
Köyler silindi haritadan
Hadi Çoban çal kavalını
Çiçeklensin dillerimiz.

Oğuz TANSEL


Oğuz Tansel Arşivi

http://site.mynet.com/alsah37/OguzTansel/index.htm

12’nci Dalga?..

21/4/2009 · Kategori: Ani_Gunce

12’nci Dalga?..

 

Geçen haftanın başında, bütün gazete manşetlerinin ortak diliyle, Ergenekon soruşturmasının “12’nci dalgasıyaşandı.

Bekleniyordu.

Yaklaşık iki yıldan beri Türkiye garip bir soruşturma süreci içinde bu dalgaları yaşamaktadır.

Bu kez ülkenin en saygın profesörleri, eski rektörleri, üniversitelerin seçkin bilim adamlarıyla birlikte, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Çağdaş Eğitim Vakfı hedef olarak seçilmişti.

Yöntem eski dalgalarda uygulanan biçimiyle yürütülmüş, ceza usulü kuralları yine çiğnenmiş, savcılığın davetine icabet edecek saygın kişilerin erken saatlerde evleri basılmış, altüst edilmiş, polis marifetiyle yasadışı operasyon yürütülmüştü.

Amaç neydi?

*

Birkaç saydam gerçek üzerinde önemle durmak istiyoruz.

Ergenekon davası bugün varılan 12nci dalgayla büsbütün içinden çıkılmaz bir yapı kazanmıştır.

Sonu gelmeyen, gelmeyecek, bir başka deyişle ucu açık dalgalarla süregelen soruşturmalar, yine sonu gelmeyecek ve ucu açık iddianamelerle, adaletin tecellisine olanak bırakmayacak bir dava süreci hukuk tarihinde görülmemiştir.

12’nci dalgayla soruşturmanın ve davanın hukuki değil, siyasi olduğu gözler önüne büsbütün serilmiştir.

*

Ayrıca tüm soruşturmalar kapsamında ve iddianamelerde hukukun ve yasaların çiğnenmesi, çok daha vahim bir gerçeğin altını çizmektedir.

Soru şudur:

Ergenekon adı altında yürütülmekte olan soruşturma süreçleri, laik Atatürk Cumhuriyetinin temel rejimini değiştirmek için yargıyı alet etmek isteyenlerin bir operasyonu mudur?

Daha ilk bakışta, çok deneyimsiz bir hukukçunun bile fark edebileceği gibi, sonu hiç gelmeyecek bir dava sürecinde ülkenin en saygın Atatürkçü bilim adamlarını toplayan Ergenekon soruşturması ve davası üstündeki şaibe büsbütün koyulaşmıştır.

*

12’nci dalgayla birlikte ortaya çıkan bir gerçek daha var.

Yargının belli bir bölümünü siyasal bir amaçla kullanmak, tüm yargıya dönük güveni ve saygıyı yok eder.

Bu güven ve saygı bir kez yok oldu mu, artık yerine konması olanaksızdır.

Siyasal gücün güdümünde elindeki yetkileri kullanan savcı ve yargıçların eylemleri yalnız kendilerini yaralamakla kalmaz, meslekteki tüm görevlileri kapsar.

Ergenekon soruşturması artık bütün yargıyı çok yakından ilgilendiren bir aşamaya tırmandı.

Demokrasilerdeki üç güçten biri olan yargının kendi içinde bu soruna çözüm bulması hem demokratik rejim için, hem de tüm yargının güven ve saygınlığı için kaçınılmaz sayılmalıdır.

 

Cumhuriyet

Cumhuriyet 20.04.2009

YKKED Köy Ensttülerinin 69. Kuruluş Etkinlikleri'nden İzleni

18/4/2009 · Kategori: Ani_Gunce

KIR ÇİÇEKLERİ

 

Kendi kendine açıp solan
Susuz, ışıksız kimsesiz
Milyonlarca sahipsiz
Kır çiçekleriydik biz.

 

Bekliyorduk hepimiz:
Güneşin doğmasını
Isıtıp sıkıca sarmasını
El değmemiş toprakların
Nisan yağmurlarıyla
Ürüne kalkmasını.

Sonra:
Sardı tüm benliğimizi
Mustafa Kemal’in yaktığı
Bağımsızlık ateşi
Kaldırdı bin yıllık perdeyi
Tonguç’un Enstitü güneşi.

 

Özgür birey olduk, aydınlandık
Kırdık prangaları, yıktık tabuları
Kurtulduk tutsaklıktan.
Yıldız gibi saçıldık Anadolu’ya
Yürüdük üstüne üstüne karanlığın
Bu uyanıştan ödleri koptu
Kan içici yarasaların

                                            
Yusuf Ziya ÖZDEMİR

Yarım Kalan Eğitim Devrimi

 

1936-1946 yılları... Genç Cumhuriyet 10 yılını doldurmuş, büyük işler başarılmış..

Fakat köklü bir sosyal, kültürel ve ekonomik yeniden yapılanma henüz gerçekleştirilememiştir. Halk yoksul, devlet Osmanlı borçları içinde boğulmuş, ekonomik sorunlar diz boyu.. ,40.000 köyün 30.000 inde ilkokul yok, öğretmen yok.

Savaş kapıda..Devlet müdahelesi artmış, karaborsa diz boyu...

Atatürk köylüyü “milletin efendisi” olarak görmekte ve eğitim anlayışını şöyle dile getirmektedir: Türkiye millî eğitiminin amacı, bilgiyi insan için gereksiz bir süs, bir baskı aracı ya da uygarlık zevkinden çok, hayatta başarıya ulaşmayı sağlayan işe yarar kullanılabilir bir araç durumuna getirmektir."

İvedi bir çözüm aranmaktadır. Atatürk bir çözüm bulur..Başarılı çavuş ve onbaşılar kurs görecek, eğitmen olacak ve Türkiye’nin dört bir yanında köylüye rehberlik ederek eğitim hizmeti verecektir.

1937: eğitmen kursları açılmaya başlar.

Binlerce eğitmen 3 sınıflı ilkokulunu köylüyle birlikte yaparak onların rehberliğine ve eğitimine koşar..1937-40 da deneme mahiyetinde 4 köy öğretmen okulu açılır. Sonuçlar olumludur...

Hasan Ali Yücel Eğitim Bakanı, İsmail Hakkı Tonguç İlköğretim Genel Müdürü olur.

Tonguç’a göre “Köy meselesi biçimsel bir köy kalkınması değil, bilinçli ve anlamlı bir şekilde köyün ve köylünün içten canlandırılmasıdır.” Tonguç ve ekibi için “köy sorunu” diye bir sorun yoktur; bir “aydınlar sorunu”, bir “meslek sorunu”, “eğitim sorunları” ve hepsinin üstünde bir “ülke sorunu” vardır.

17.04.1940: 3803 sayılı yasa çıkar. “Köy öğretmeni ve köye yarayan diğer meslek erbabı yetiştirmek üzere ziraat işlerine elverişli arazisi bulunan yerlerdeKöy Enstitüleri kurulmaya başlanır.. Mezun öğretmenler “Ziraat işlerinin fenni bir şekilde yapılması için bizzat meydana getirecekleri örnek tarla, bağ ve bahçe, atelye gibi tesislere rehberlik ve köylünün bunlardan istifade etmelerini temin edeceklerdir.” 

1942: Ankara Hasanoğlan’da Yüksek Köy Enstitüsü kurulur. Üniversite düzeyinde  eğitbilim planlaması ve araştırması, incelemeleri yapacak, Köy Enstitüleri ve bölge okullarına öğretmen yetiştiren bir kurumdur..Kurgulanan sistemin ilk aşaması tamamlanmıştır. Gezici başöğretmen, müfettiş, eğitmen, öğretmen, öğretim üyesi ve yöneticiler sürekli bilgi ve deneyim alışverişinde bulunacak, sistem dinamik ve kendini yenileyen bir nitelikte olacaktır.Trakya’dan Doğu Anadolu’ya bütün yurt 21 kesime ayrılmış ve hızla her birinde 21 Köy Enstitüsü açılmıştır.

1946: H. Ali Yücel ile kurucusu ve büyük eğitimci İsmail Hakkı Tonguç ve ekibi görevden alınır. Tüm Köy Enstitülüler için uzun ve zorlu yıllar başlar..

Toprak ağaları ve onların yurt içi ve dışındaki destekçileri bu büyük atılımın hayata geçmesine izin vermemiştir. Fakat bu kadar etkin ve iyi sonuçlar alınmış bir kurumu birdenbire kapatmayı göze alamazlar..Bu süreç aşamalı olarak 8 yıl sürer.

1947: Önce program değiştirilir. Öğrencinin yönetime katılması, iş eğitimi gibi temel ilkeler ve etkinlikler, mezunlara arazi ve teçhizat sağlama uygulaması kaldırılır.

Aynı yıl beyin işlevi gören Yüksek Köy Enstitüsü kapatılır. Öğrenciler başka okullara nakledilir. Bazı öğrenciler solcu oldukları için askerliklerini “çavuş” olarak yaparlar.

1948: Eğitmen kurslarına son verilir.Kimlikleri değiştirilen ve  adları hala Köy Enstitüsü olan kurumlar kız ve erkek öğrencilerin ayrılması ile son darbeyi alır. 

1954: İlköğretmen okuluna dönüştürülerek tamamen kapatılır.

 

Böylece, Unesco tarafından gelişmekte olan ülkelere önerilen eğitim tarihinin bu özgün uygulamasına son verilmiştir.

 

Geriye Kalanlar!!

1945-46 öğretim yılına kadar:

17 321 öğretmen, 8756 eğitmen, 1599  sağlık memuru, milyonlarca yetişmiş öğrenci, onlarca yazar, bilim insanı, sanatçı;

710 bina,15 000 dönüm işlenmiş toprak, 750 000 dikilmiş fidan, 1200 dönüm bağ..

***   ***   ***

“Kuruluşunun 69. Yıldönümünde KÖY ENSTİTÜLERİ ve ÜMİT KAFTANCIOĞLU’nu Anma”  GEBZE

 

Düzenleyen Kurumlar: BİLKAR (Bilimsel ve Kültürel Araştırmalar Yayıncılık ve Üretim Kooperatifi) ile KAVEG (Köy Enstitülerini Araştırma ve Eğitimi Geliştirme Derneği)

 

KÖY ENSTİTÜLERİ SERGİSİ

Tarih: 17 Nisan 2009

Saat: 19.00

Yer: BİLKAR Toplantı Salonu

Hacı Halil Mah. İsmetpaşa Cad.

Garanti Bankası Karşısı Beşiroğlu Altınhan

Kat: 1, Gebze Kocaeli

 

PANEL

Tarih: 19 Nisan 2009-04-11 Saat: 13.00-17.00

Yer: Özel Gebze Eğitim Kurumları

Adres: Osman Yıldız Mah. 624/4 Sok.

No: 3 Toplantı Salonu, Gebze Kocaeli

KÖY ENSTİTÜLERİ ÜSTÜNE
ŞİİRLER

TONGUÇ BABA

Otlar böcekler gibiydik bozkırda

Acılarda gökyüzü kadardık

Birden geçerdi zamanın karanlığı

Yorgun öküzler kara sabanlarla

Unutulmuş unutulmuş unutulmuş köylerdik

 

Sonra sen geldin nisanlar geldi

Durdu o içimize akıttığımız kan

Yenilendi gücümüz bembeyaz

Köyler babası halk babası

Bize çalışmaya başladı tarlalar

 

Komadı karanlığın ağaları

Ülke uyansın ülke çiçeğe dursun

Komadı aydınlıktan korkanlar

Terledin dayattın bizim için

Hep Cilavuzlar Kepirler Hasanoğlanlar

 

Adın bir destan şafağı işte

Umudu sevinci büyütüyor okullar

Halk babası köyler babası

Ha desen horona kalkar milyonlar

Sen Anadolu’sun halksın köylersin

 

Mehmet Başaran

(Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü mezunu)

 

 

 

   ZİRAATMARŞI

    Güfte: Behçet Kemal ÇAĞLAR

    Beste: Ahmet Adnan SAYGUN

 

 Seslendirenler:

 ÖzhanUnakıtan:Bas , Gökhan Ateşalp: Tenor

 SinemYalçınkaya: Alto, Yılım Ceceloğlu: Soprano

 Piyanove kayıt: Barış Özesener

 

Sürer eker biçeriz güvenip ötesine

Milletin her kazancı milletin kesesine

Toplandık baş çiftçinin Atatürk’ ün sesine

Toprakla savaş için ziraat cephesine

 

Biz ulusal varlığın temeliyiz köküyüz

Biz yurdun öz sahibi efendisi köylüyüz

 

İnsanı insan eden ilkin bu say bu toprak

En yeni aletlerle en içten çalışarak

Türk için yine yakın dünyaya örnek olmak

Kafa dinç el nasırlı gönül rahat alın ak

 

Biz ulusal varlığın temeliyiz köküyüz

Biz yurdun öz sahibi efendisi köylüyüz

 

Kuracağız öz yurtta dirliği, düzenliği

Yıkıyor engelleri, ulus egemenliği

Görsün köyler bolluğu, rahatlığı, şenliği

Bizimdir o yenilmek bilmeyen Türk benliği

 

 

OBİR KÖY ENSTİTÜSÜDÜR

 

Çoktan yıkılıp gitti Atina

Mermer yapıları, ünlü yargıçları toz

Ama Sokrates

Egemen kılıyor bin yıl sonra da

Yöreye dostluğu, aklı

Başlıyor Diyanisos şöleni ve imece

 

Anitosları Meletosları günümüzün

Bukez boşuna yırtınmanız

O bir Köy Enstitüsüdür her yerde

Bilge toprağı Anadolu’mun

Erdirir başakları, üzümleri, sevinci

“Hitit Güneşi’nde...

 

Bakarsın Montaigne’dir kendini açıklar

Nazım’dır söyler yiğit şiirini

Rakı içer Tonguç’la akşamları

Taş kırar, yol döşer sabahlara dek

Işır karanlığın dibinde

“Roma Mozaikleri”

 

Merhaba Yunus, merhaba Hayyam

Merhaba altın hasatlar

Dilinde türküsü “Halk Ana”nın

Bal peteğine döndürmüş günü

Derken çağın karanlığını sarsan

Taptaze bir Babeuf rüzgârı

Merhaba yaşamak

 

Merhaba evren

 

Mehmet Başaran

 

 

 

YADIRGADILAR BİZİ

Urbalarımız bozdu

Toprak renginde

Yamasız temiz

Öyle uydu sırtımıza

Nedense yadırgadılar bizi

 

Potinlerimiz beykozdu

Beykozun içinde ilk kez

Çorap gördü ayaklarımız

Okşar gibi giydik ikisini de

Nedense yadırgadılar bizi

 

Yüzlerimiz güneş yanığı bronzdu

Ellerimiz katı katı

İş görmekten

Başlarımız dik

Kendine güvenmekten

Nedense yadırgadılar bizi

 

Bilgi kentin tekelinde yozdu

Yorum (0) Yorum yaz!